Çarşamba, 6 Aralık 2006 (19 yıl 10 ay önce)
Ankara'da su kesintileri başlıyor. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, su sıkıntısı nediniyle bir ay sonra kesintilere başlanacağını duyurdu.
Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü yetkilileri, Ankara'ya düşen yağış miktarının geçmiş yıllar ortalamasına göre yüzde 55, geçen yıla oranla ise yüzde 60 azaldığını bildirdi.
Büyükşehir Belediye Başkanı Gökçek, önümüzdeki günlerde yağış olmaması halinde, bir ay sonra su kesintilerine başlayacaklarını belirtti.
BURASI ERGENE
Fotoğraftaki Çorlu Belediye Başkanı, işaret ettiği ise Ergene Nehri. Fırat kırmızı iken Ergene çoğu nehir gibi sanayi kirliğinden dolayı kahverengi. Çorlulular musluğu açtıkları zaman gelen ağır kokudan, akan gri sudan mideleri bulanıyor. Çünkü atık sularını sakınmasızca doğaya salarak Ergene Nehri'ni bataklığa dönüştüren sanayi patronları, içme suyu kaynaklarını da kirletmeye başladı.
Çorlu ve Çerkezköy'de kayıtlı 700 fabrika bulunuyor. Kayıtlara göre bunlardan 400’ü suyu endüstriyel amaçlı kullanıyor. Suyu en çok tüketenler ve çevreye en fazla atık su bırakanlar deri, tekstil ve kağıt sektörleri. Örneğin deri sektörü 1 kilo deri için 270 litre, tekstil boyama ve yıkama sektörü ise 1 kilo kumaş için 1000 litre su harcıyor.
Normalde bu tür fabrikalara arıtma tesisi kurulması, kulanılan suyun arıtılarak en az 14 defa kullanılması gerekir. Fakat karlarından başka hiçbir şeyi düşünmeyen sanayi vampirleri, devletin kendilerine verdiği kuyu açıp kaynak sularını kullanabilme imkanıyla yeraltı sularını hoyratça kullandılar, hala kullanıyorlar.
İl Çevre Müdürlüğü, musluklardan akan grimsi şeyi, ağır kokuyu bile görmemezlikten gelerek konuyla ilgili "Biz inceliyoruz. Kirleten yok" diyor. Zaten fabrikalar zehirlerini çevreye İl Çevre Müdürlüğü'nün çalışma saatleri içinde yaymıyorlar. Görünüşü kurtarmak için mesai saatlerinde rutin bir şekilde belli bir suyu karıştırıyorlar. Sabaha karşı by-pass yöntemiyle kirli suları Ergene’ye boşaltıyorlar.
Çorlu'da belediye tarafından, 29 yerden su çekilip klorlandıktan sonra şehir şebekesine bırakılıyor. Çorlu Belediye Başkanı Altan Ersin, artık içme suyu bulmakta zorlandıklarını belirtiyor: "Eskiden suyu 100 metreden çekiyorduk, şimdi 400 metrelere inmeye başladık."
SU'DA DA KEMERLERİ SIKIN!
Melih Gökçek, Ankaralılar'dan su kullanımında tasarruflu olmalarını istedi.
Su kesintilerine mümkün olduğunca geç başlamak için Çamlıdere Barajı'ndan Ankara'ya su pompalayacaklarını söyleyen Gökçek, su pompalandığında da basınç nedeniyle alçak yerlerde oturanlar su alabilecekken, evi yüksek kesimlerde olanların su almakta sıkıntı yaşayacaklarını belirtti.
ASIL NEDEN SANAYİ KİRLİLİK!
Su yokluğunun nedeni tek başına yağış miktarının düşmesine bağlanırken, asıl nedeni su kaynaklarının sanayi vampirleri tarafından yok edilmesi ve alt yapı eksikliği oluşturuyor.
Ankara Çayı aşırı kirlilik sebebiyle kurudu!!!
Ankara'nın en büyük su kaynağı olan
Kızılırmak'ın suyu ise kullanılamaz durumda.
Kızılırmak’ın fabrika atıklarıyla kirletilmesi geçtiğimiz Mayıs ayı içinde çevreciler tarafından Samsun’un Bafra ilçesinde protesto edilmişti. Bafra’da sanayi kuruluşlarının Kızılırmak’a bıraktığı atıkların kirliliğe yol açtığını söyleyen çevreciler,
Derbent Baraj Gölü’nde toplanmış, ağır metal karışan Kızılırmak’ın suyunun kullanılamayacak durumda olduğunu belirtmişlerdi.
SU KAYNAKLARI CAN ÇEKİŞİYOR!
Türkiye'nin su kaynakları, evsel ve sanayi atıkları ile altyapı yetersizliği sebebiyle hızla kirleniyor. Göller, nehirler, dereler ve denizler adeta kanalizasyon deposuna dönüştü.
Ülke genelindeki organize sanayi bölgelerinin sadece
yüzde 14'ünde arıtma tesisi var. Onlarda da arıtma tesisleri ya yetersiz kullanılıyor ya da hiç kullanılmadan derelere kaçak deşarj yapılıyor. Çevre Bakanlığı'nın verisine göre her yıl zehirli ve ağır metal içeren
930 milyon metreküp sınai atık suyun yüzde 78'i ırmaklara, göllere, denizlere veriliyor.
Türkiye'deki 3 bin 215 belediyeden kanalizasyon sistemine sahip olanların sayısı sadece
141. Kanalizasyon sistemine sahip bu 141 belediyeden neredeyse yarısının ise arıtma tesisi yok! Bir başka deyişle, kanalizasyon sularının
yüzde 98.67'si hiç arıtılmadan ırmaklara, göllere, denizlere bırakılıyor.
BURASI PORSUK
Fotoğrafta, Eskişehir'deki Porsuk Çayı. Manzaranın sebebi ise Eskişehir Şeker Fabrikası ile Beylikova ilçesindeki bir deri fabrikasının kimyasal atıkları.

Nehirlerin ve fabrikaların isimleri değişse de manzara hiç değişmiyor. Sadece Türkiye değil dünyanın her yerinden ajanslara toplu balık ölümlerini gösteren fotoğraflar yağıyor.
Ege Bölgesi’nin koruma altındaki Bafa Gölü'nde de binlerce ölü yayın, sazan ve gümüş balığı kıyıya vurdu. Gölde balıklardan sonra karidesler de ölmeye başladı. Göl kuruma ile yüz yüze. Bunun sebebi ise DSİ tarafından yapılan kanaletlerle, yıllardır nehirlerin ve derelerin akmasının önlenmesi.
Ankara'da Kızılırmak yok edilirken en büyük kirliliğin yaşandığı
İstanbul'da Alibeyköy ve Kağıthane dereleri ile Haliç, Melen Çayı ve Marmara Denizi, sanayi tesislerinin kuşatması altında.
İzmir'de, Gediz, Küçük Menderes ve Büyük Menderes ırmakları ciddi oranda kirleniyor. Diğer illerdeki durum da farklı değil.
Erzurum'un bütün kanalizasyonu Fırat Nehri'nin kaynağı olan Karasu Çayı'na dökülüyor. Fırat, Dicle, Sakarya, Ergene, Aras ve Çoruh nehirleri ile birçok göl çevredeki iller tarafından kirletiliyor. Tuz Gölü'ne günde 200 bin ton atık dökülüyor.
Fırat ve diğer nehirledeki asıl kirlilik ise sanayicilere ait. İlk fotoğrafta görülen pas tutmuş Fırat'ı bu hale getiren
OYAK'a ait Erdemir Madencilik.
TÜRKİYE'DE TAM ANLAMIYLA KURAKLIK 15 YIL İÇİNDE
Birleşmiş Milletler'in verilerine göre, dünya nüfusunun üçte biri, yaşamak için gerekli suya ulaşmada büyük sıkıntı çekiyor. Bir ülkenin su zengini sayılabilmesi için kişi başına düşen yıllık su miktarının en az on bin metreküp olması gerekiyor. Türkiye'de bu oran
bin 430. Yaklaşık 15 yıl sonra Türkiye gerçek anlamıyla kuraklıkla tanışacak.
BURASI SAKARYA
Yanlış görmüyorsunuz fotoğrafta nehire hortumla su tutuluyor!

Devletin hiçbir yaptırımı olmayan uyarılar ve göstermelik para cezalarıyla patronları kollaması Sakarya Nehri'nde neredeyse her hafta toplu balık ölümlerine neden oluyor.
11 Ekim tarihinde Adapazarı Şeker Fabrikası tarafından Sakarya Nehri’ne akan Çark Deresi’ne kaçak deşarj yapıldı. Ertesi gün ise nehrin Karadeniz’le buluştuğu Karasu İlçesi’nin Yeni Mahalle mevkiinde binlerce balık kirlilik nedeniyle su yüzüne çıkıp karaya vurdu.
Fotoğraftaki balıkçılar ise nehir suyunda nefes alamayan balıkların üzerine hortumla su sıkıyorlar. Ayrıca teknelerinin pervanelerini çalıştırıp su da silkülasyon yarattılar. Bazı balıkçılar ise can çekişen balıkları kovalara doldurup temiz sudan oksijen almalarını sağlamaya çabaladı. Balıkçıların bu ilk müdahalelerinin ardından bölgeye itfahiye ekipleri getirildi ve onlarda su sıktılar.
Son yarım asırda, 1 milyon 300 bin hektar sulak alan geri dönüşü olmayacak biçimde kaybedildi. Bu bölgelerin tarım, sanayi ve yerleşim alanlarına dönüştürülmesi, kaçak avcılık, balıkçılık ve zararlı atıklar sulak alanların yok olmasına yol açtı. Trakya'da 10 yıl önce 4 metreden çıkan taban suyuna artık 250 metreden önce rastlanamıyor. Konya Ovası'nda bu rakam 450 metre civarında. Bu da çölleşme anlamına geliyor.
Kirlenmeyen nehir yok
Bursa: Nilüfer Çayı, Uluabat Gölü, İznik Gölü, Mustafakemalpaşa Çayı ve Kocasu Çayı endüstriyel atıkların tehdidi altında.
Kayseri: Arıtma tesisi olmadığı için atıklar Kızılırmak ve Zamantı nehirlerine boşaltılıyor. Sultan Sazlığı hızla kirleniyor.
Siirt: Şehrin kanalizasyonu Botan Çayı'na dökülüyor. Arıtma tesisi olmadığı için Kezer ve Başur çayları da kirleniyor.
Rize: Tüm yüzeysel sularda kirlilik var. Altyapı eksikliği sebebiyle şehrin kanalizasyonu Karadeniz'e akıyor.
Sakarya: Sanayi tesisleri atık sularını Sakarya Nehri, Mudurnu Çayı ve Sapanca Gölü'ne döküyor.
ÇEVRE BAKANI HELİKOPTER İLE ÇÖPLÜK ALANI SEÇİYOR
Ordu'da çöplük alanı aramasını helikopter ile yapan
Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe Gürgentepe İlçesi'nde çevresinde bulunan mahalle ve köylerin su ihtiyacını karşılayan bir alanı
havadan beğenerek çöplük alanı olarak seçti.
Helikopter ile bölgeye gelen Pepe'nin, katı atıkları gömmek için havadan “beğendiği” Akyurt Mahallesi'nde bulunan 65 dönüm araziye Ordu ve çevresindeki 72 belediyenin çöpü de dökülecek. Karar, Gürgentepe ilçesinde yaşayanların tepkisine neden oldu. 1200 metre yükseklikteki alanın vahşi çöp depolama sahası olarak kullanılmasına karşı çıkan Gürgentepe halkı, başka bir yer bulunmasını istedi.