Ölüm acıtır, sarsar, travmalar yaratır…

Siz böyle fırtınalar ekerseniz, TAK gibi rüzgarları da biçersiniz!..

AGÎRE JÎYAN
Pazartesi, 12 Aralık 2016 (9 yıl 4 ay önce)

Serhat Tuna



 



TAK’ın Beşiktaş’ta çevik kuvvete dönük gerçekleştirdiği eylem, şovenizme katık yapılarak Kürt düşmanlığı şaha kaldırılmak isteniyor. Halklar arasındaki duygusal- ruhsal kopuş adeta dikiş tutmayacak düzeyde derinleştiriliyor.



 



Devlet adına resmi ağızlardan yapılan intikam çağrıları ilk karşılığını İstanbul, Ankara, Adana, Mersin, Manisa, Mardin, Urfa başta olmak üzere birçok ilde HDP binalarını tarumar eden polis baskınlarında, İskenderun ve Balıkesir’deki HDP binalarına dönük molotoflu, silahlı kontra saldırılarında buldu.



 



Çok sayıda HDP’li gözaltına alındı. Sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek yüzlerce insana dönük cadı avı başlatıldı…



 



HDP binalarına yapılan baskın sonrası yayınlanan görüntüler, Kürt kentlerindeki yıkım ve katliamları çağrıştıran nitelikteydi.



 



Parti binalarındaki eşya ve dökümanların darmadağın edilip kullanılmaz hale getirilmesi, duvar yazıları, klozetlere atılan parti amblemleri…



 



Bunların hepsi bir halkı aşağılamaya dönük bildik, tanıdık görüntüler…



 



Faşist rejimin pis, kirli uygulamaları…



 



Belirtiler, bu manzaralara yenilerinin ekleneceğini gösteriyor.



 



Şovenizm perdesi



 



Diğer yandan, yapılan eylem üzerinden gözler şovenizmle perdelenerek yaratılan tabloyla gerici-faşist blokun toplumsal tabanı genişletilip fiili olarak işletilen ‘Führer rejimi’ inşaası tamamlanmak isteniyor.



 



Yaşanan rejim krizini daha da derinleştirecek olan ekonomik krizin sonuçlarının ortaya çıkmaya, toplumsal çürümeye karşı OHAL cenderesini yaran kadın dinamiği gibi kitlesel hareketlerin rejimi sıkıştırmaya başladığı kesitte ırkçı-şovenist histeriyi körüklemeye ihtiyaçları var.



 



HDP yönetici ve milletvekillerinin tutuklanmasının zayıflatıcı etkisiyle de meclis ve olası referandum aritmetiğinde başkanlık sonucunu garanti altına alma peşindeler.



 



İşte tam da böylesi bir zamanda TAK’ın sahneye çıkması, halkların özgürlük mücadelesini güçlendiren değil baltalayan bir rol oynuyor.      



 



Kör şiddet onaylanamaz



 



TAK gibi kendisini “fedai bir güç”, daha açık bir ifadeyle ‘intikam hareketi’ olarak tanımlayan bir yapıyı ve onun kör şiddeti içeren eylem çizgisini onaylamadığımız ve mahkum ettiğimiz biliniyor.



 



Vurulan hedeflerin zaman zaman “isabetli” olması dahi bu çizgiyi haklı kılmaz!.. Aklı başında hiçbir devrimcinin, Kürt halkının yerden göğe kadar haklı ulusal özgürlük mücadelesinin samimi dost ve müttefiklerinin bu çizgi ve anlayışı doğru bulması mümkün değildir.



 



Seçilen eylem biçiminin doğurduğu sonuçlar da zaten ortada. Türk devlet terörünün Kürdistan’da yaşattığı acılardan kaynaklanan çaresizlik ve öfkeyle “intikam” dışında bir şey düşünemez hale gelen mantık tutulması içindeki kesimler dışında aklı hala başında olan herkes, sadece bu eylemlerden zarar gören sivil kurbanların kimler olduğuna bakarak değil faşizmin sonrasında nelerin bahanesi haline getirdiğine bakarak da bu tarz kör terör eylemlerinin gerçekte kimlerin işine yaradığını görebilir. IŞİD’le izlerin karışır hale gelmiş olması bile tek başına çok şey anlatır. Keza TAK’ın üstlendiği son 3 eylem (Amed Emniyet Müdürlüğü’ne bombalı araçla saldırı, Adana valilik otoparkında patlama ve Beşiktaş) ‘zamanlama’ bakımından da tam bir siyasal akıl yoksunluğu örneğidir. Dikkat edilirse her üç eylem de rejimin iç ya da dış politikada belli bir sıkışma yaşadığı, özellikle de beslemesi IŞİD’le arasında bir kapışmanın beklendiği kesitlere denk gelmiştir.



 



TAK bir sonuçtur



 



Yalnız unutmamak gerekir ki TAK’ı ortaya çıkaran, Kürt halkına dönük on yıllardır yürütülen vahşi kirli savaştır. Bu sonucu doğuran kirli savaşın kendisi ortadan kalkmadıkça -adı TAK ya da başka bir şey olur-, intikam güdüsüyle hareket eden benzer yapılanmaların ortaya çıkması ve eylemleri de engellenemez.



 



Bu sonuç sizin eserinizdir



 



Gezi Direnişi ve 7 Haziran seçim sonuçlarında somutlanan iradeyi tanımayıp o özgürlükçü iradeyi kırmak için kaos sarmalına sarılan devlet, önce IŞİD eliyle Suruç, Diyarbakır ve Ankara’da miting ve açık alan toplantılarında katliamlar yaptı.



 



Yetinmedi, toplumsal muhalefet içerisinde en örgütlü dinamik olan Kürt halkının yaşam alanlarını aylarca kuşatıp bombaladı. İnsanlar zırhlı araçların arkasında sürüklendi, sığındıkları bodrumlarda bombalanarak, yakılarak katledildi. Kentler yok edildi.



 



Şırnak diye bir kent haritadan hemen hemen ‘silinmiş’ durumda. Evleri yerle yeksan edildiği için karda-kışta derme çatma çadırlarda yaşamaya çalışan onbinlerce insana yardımların ulaşmasına dahi izin verilmiyor. 



 



Cizre halkı hala yasta. “Dillere destan düğünlerini” bile yapmıyorlar.



 



Sığındıkları bodrumlarda günlerce yardım çağrısı yaptıkları halde diri diri yakılan çoğu üniversite öğrencisi yüzlerce insanın çığlıkları Kürtlerin kulaklarında çınlıyor hala; keskin nişancılar tarafından vurulan Taybet ananın 7 gün boyunca sokakta yatan bedeninin köpekler tarafından parçalanmasını seyretmek zorunda bırakıldı bu insanlar; evlerinin avlusundayken vurulan 10 yaşındaki kızının cesedini koynunda yatırıp kokmasın diye günlerce evinin buzdolabında saklamak zorunda bırakılan anaların yaşadığı; 3 aylık Miray bebeklerin, torunlarına ekmek almak için fırına gitmek üzere evinden çıkan 70’lik dedelerin kurşunlandığı; insanların evlerinin yerlerini demirlerden ya da geriye kalan sıva parçalarından çıkarmaya çalıştıkları yerle bir edilmiş bir coğrafyadan söz ediyoruz…



 



Siz böyle fırtınalar ekerseniz, TAK gibi rüzgarları da biçersiniz! Bunların yarattığı derin acılar ve toplumsal travmaların sonuçlarından kaçamazsınız!..



 



Tekrar vurgulayalım, TAK’ın çizgisi ve eylemleri devrimci açıdan haklı ve meşru görülemez. Fakat onu doğuran nedenlere gözlerimizi kapatıp ya da dil ucuyla değinip sonuçlarına küfretmekle de ‘insan’ olunmaz!.. Sadece zalimlerin arabasına binilmiş, onların istediği hizaya girilip onların ağzıyla konuşulmuş olunur!..