Umut en koyu karanlıklar içinde bile kendini bir biçimde bir yerlerden mutlaka gösterir
Öyle günler yaşıyoruz ki, değil yazılı basın, internet medyasında bile olayların akışına yetişebilmek güç.
“Olaylar” derken, öyle basit ve sıradan gündelik gelişmeler değil yaşadıklarımız. Neredeyse her biri sadece bugünümüzü değil geleceğimizi de belirleyici önem ve ağırlıkta. Üstelik her biri ekmeğimizden, işimizden, umutlarımızdan, moralimizden hatta insanlığımızdan bir şeyler alıp götürüyor…
Bütün bunlar bir ‘kriz’in yansımaları… Olayların akışındaki hızlanma da, birinin şoku ve sarsıntısı bitmeden diğeriyle karşılaşılan ekonomik, siyasal ve sosyal gelişmelerin iç karartıcılığı da temeldeki bu olgunun göstergeleri… Komünistlerin ‘90’li yıllarda formüle ettikleri sloganlardan biri de şuydu: “Çürük düzen çürütür!”.. Bugün yaşadıklarımız tam da bu gerçeğin tezahürü!..
Sayımızda bu tabloyu değişik yönlerden işlemeye çalıştık. Orta sayfalarımızı ayırdığımız kadın yazıları yanında TAK’ın eylemleri üzerine Serhat Tuna’nın kaleme aldığı “Ölüm acıtır, sarsar, travmalar yaratır…” yazısıyla Hejar Baran’ın MHP’nin Saray muhafızlığına soyunmaktaki ısrarının arkasında yatan dinamikleri irdelediği “Bir gönüllü erime hali” yazısının bu kapsamda ilginizi çekeceğinizi düşünüyoruz.
Aralık, geçmişte de derin yaralar açmış, sorulması gereken hesaplarımıza yenilerinin eklendiği kanlı bir ay. Maraş ve 19 Aralık katliamları üzerine olan yazılarımız bu kapanmamış yaralarımız –ve hesaplarımızı- hatırlatma amacını taşıyor.
Bugünlerin içinde saklı umudun filizlerini ise sınıf ve sendika sayfalarımızda yansıtmaya çalıştık. Gerçekler gibi umut da inatçıdır zaten. En koyu karanlıklar içinde bile kendini bir biçimde bir yerlerden mutlaka gösterir.
Umudu büyüteceğimiz yeni bir yılın başında buluşmak üzere…
