Üşüyen bir ölümün yıldönümü...

Cenazesi günlerce sokakta kalan Taybet İnan'ın devletle imtihanı 57 yıllık ömrünün ayrıntılarında gizli

KADIN
Pazartesi, 19 Aralık 2016 (9 yıl 4 ay önce)

Üşüyen bir ölümün yıldönümü: Taybet İnan



 



ŞIRNAK – Taybet İnan bir yıl önce ‘sokağa çıkma yasakları’ sırasında evinin önündeki sokakta eşinin kardeşi ile birlikte vuruldu. Yaralı halde sokakta alınmasına izin verilmedi, çocuklarına 150 metre mesafede günlerce can çekişerek can verdi. Cenazesi 7 gün boyunca sokakta bekletilen Taybet’in vurulduğu sokağa çok yakın bir mesafede ise 1993 yılında iki çocuğu gözlerinin önünde can vermişti.



 



14 Aralık 2015’te Cizre ve Silopi’de ‘sokağa çıkma yasağı’ ilanı ile birlikte iki kente yönelik ablukanın 5’inci gününde komşusundan dönerken keskin nişancıların açtığı ateşle eşinin kardeşi ile birlikte yaralandı 57 yaşındaki Taybet İnan. Kendi sokağındaydı ve evine 150 metre mesafede ağır yaralanmıştı evine ulaşacak takati yoktu. Çocukları ve eşi onu yaralı halde evine avlusuna ulaştırmak için sokağa çıktığında yağan kurşunlar nedeniyle geri dönmek zorunda kaldı. Avluya çekmek için ip attılar ancak Taybet İnan’ın kan kaybından ipi tutacak gücü kalmamıştı. Taybet tüm dünyanın gözü önünde çocuklarının gözü önünde can çekişerek can verdi ve cenazesi 7 gün boyunca sokakta bekletildi.



 



‘Siz benim annemi öldürdünüz…’



 



Oğlu Mehmet İnan o 7 günü şöyle anlattıyordu:



 




Annem tamı tamına 7 gün sokakta kaldı… Hiçbirimiz uyuyamadık, köpekler gelir, kuşlar konar diye, o orada yattı biz 150 metre ilerisinde öldük… Bir insan bir insana ne kadar acı çektirebilirse devlet de bize 7 günde bunu yaptı. 7 gün tam 7 gün annenizin cenazesi sokak ortasında kalsın… İnsan çok iyi olamıyor, insan kalamıyor… Annemin elleri kaskatı olmuş ve öyle sıkmış ki eşarbını, belli ki canı hayli acımış, öptüm ellerinden helal et hakkını diye ama… Kanı kurumuş annemin, elleri, yüzü ki yüzü düşerken toprak olmuş, elbiseleri kandan ıslanmış sonra kurumuş, sonra taş olmuş annemin… Kokusu gitmiş, toprak ve kan kokuyor annem, saçları sertleşmiş, kirlenmiş, annemin canından can almışlar Allah’a inananlar! Gözleri açık kalmış annemin, yüzü eve dönük, ayakları toplanmış bir takat gelsin diye belli ki çabalamış. Benim annem, siz benim annemi öldürdünüz, çocuklarınız var mı bilmiyorum sizin yoksa bile sahiplerinizin var, nasıl bir acı demeyeceğim zira ağır… 7 gün benim annem 7 gün kara kış soğuğunda kaldı, en acısı kaç saat yaralı kaldı bilememek, keşke diyorum hemen ölmüş olsa. Siz benim annemi öldürdünüz.




 



Taybet İnan’ın 57 yıllık devletle imtihanı



 



Cenazesi bile kaçırılarak defnedilen ve gömülme hakkına bile saygı gösterilmeyen 11 çocuk annesi Taybet İnan’ın devletle imtihanı ise 57 yıllık ömrünün ayrıntılarında gizliydi. Köyü yakıldığı için Silopi’ye göçmek zorunda kalan Taybet’in iki çocuğu Esmer ve Botan da 1993 yılında bomba patlaması sonucu yaşamını yitirmişti. Üstelik Taybet İnan iki çocuğunun parçalarına kendisinin vurulduğu sokağa çok yakın bir mesafeden toplamıştı.



 



1993’te çocukları aynı sokakta katledildi



 



Taybet İnan’ın eşi Halit İnan o günleri şöyle anlatıyor:



 




Devlet çocuklarımı katlettiği gün Mardin’e kardeşimin görüşüne gitmiştim. Sabah geldiğimde Taybet’e sordum çocuklar nerde diye o da ‘dışarıdalar oynuyorlar’ dedi. Ben de dışarıya çıktım çocukları aramaya. Taybet de ağabeyimin eşi ile beraber çocukları aramaya çıktı. Mahallenin başında askerlerin toplandığını görmüş. Onlar da o kalabalığa doğru yürümüş. Gidip askerlere sormuşlar çocuklar kayıp, ama askerler onlara silahları doğrultmuş. Taybet, o ara askerlerin arasından girmeye çalışmış ama izin vermemişler. Askerler engel olunca içlerinden biri sormuş hangi asker Kürtçe biliyor? Aralarından biri çıkarak Kürtçe konuşmuş. Asker sormuş, ne istiyorsunuz? Taybet çocuklarımız kayıp demiş. Asker de ‘aralarında sünnetsiz olan var mı?’ diye soruyor. Kardeşimin eşi ‘evet benim oğlum sünnetsiz’ demiş. Asker tekrar Taybet’e sormuş: ‘Senin kızının saçları uzun mu?’ O da ‘evet’ demiş. O arada zırhlı araç gelmiş ve onlara bağırmışlar ‘geri çekilin’ diye. Araç hareket halindeyken büyük bir ses gelmiş ve Taybet ile yengem bağırmaya başlamışlar. 5 çocuk bizim aileden, 2 çocuk ise komşunun olmak üzere 7 çocuğu mayının üzerine toplamışlar orada patlamış. Benim çocuğum iki tane Botan ve Esmer. Esmerin saçları elektrik tellerinin üzerine kadar gitmiş. Taybet eve geldi bağırdı. Sorduk ‘ne oldu’ diye. Çocukların hepsinin öldüğünü söyledi. Gidip baktığımızda ne göreyim! Orada çocukların paramparça bedenleriyle karşılaştık. Et parçalarını aldık, hepsini bir torbaya bıraktık. Kızım Esmer’in kalbini elime aldım avucumun içinde paramparçaydı. 7 çocuğun cenazesini yıkayamadan tek mezara gömdük. Mezarın başına gelen asker bana dönüp bakarak ‘PKK yaptı değil mi?’ diye sordu. Ben de ‘PKK yapmadı devlet yaptı’ diye yanıt verdim. Devlet daha sonra soruyor küçük kardeşime ‘kim yaptı bu olayı’ diye. Kardeşim de ‘devlet yaptı’ demiş. Bunun üzerine kardeşime işkence ediyorlar. Hem çocuğunu öldürüyorlar, hem de babaya o halde işkence ediyorlar.




 



‘İp attım tutmaya takatı kalmamıştı’



 



Çocuklarının ardından 22 yıl sonra da eşi Taybet’in katledilişine aynı sokakta tanık olduğunu belirten Halit İnan, Taybet’in katlediliş anlarına dair şunları söylüyor:



 




Yasak konulacağı zaman Taybet’e ‘çocukları al git’ dedim. O da ‘Gitmem, bütün çabamızla ev yaptık toprağımı asla terk etmem. Öleceksem de evimde ölürüm’ dedi. O gün evde kahvaltı yaptık, sonra çıktı, bizim ev yanmış meğerse. Görmüş ve söndürmek için karşı tarafa geçmiş. Karşı tarafa geçmek isterken keskin nişancılar ayağından vurmuş. Kardeşim geldi, Taybet’in vurulduğunu söyledi. Ben de gittim ona seslendim. Taybet, ‘Ax Halit gelme’ dedi. Taybet’e ‘Bir ip atacağım sen de eline bağla’ dedim. O arada kardeşim Yusuf duymuş ve o da çıkmış. Çıkar çıkmaz keskin nişancılar onu da kapıda katletti. İpi Taybet’e attım ve ipe tutun dedim. O arada keskin nişancılar taramaya başladı. Zaten o arada elime de isabet etti. Yaralandım. Yoğun bir şekilde taradığı için geri çekilip eve gittim. 155’i aradım ‘eşim caddede kalmış kardeşim de yaralı’ dedim. Onlar da beyaz bayraklarla çıkmamızı istediler. Biz de beyaz bayraklarla çıktık, tekrar taradılar. 3 defa aynı şekilde taradılar. Çıkanı hedef alıp tarıyorlardı. Allah bunu affetmesin. Bir damla kanımız kalana kadar bu davadan vazgeçmeyeceğim. (gazetesujin)