İhbarcılık seferberliği

Erdoğan'ın ihbarcılık çağrıları "seferberlik ruhuyla" yanıtlanıyor

GÜNCEL
Salı, 20 Aralık 2016 (9 yıl 4 ay önce)

Yapılan seferberlik ve ihbar çağrılarının, edilen “intikam” yeminlerinin tarihsel-toplumsal gericilik birikimini nasıl canlandırdığını, hangi pratik sonuçlara yol açtığını hep birlikte görüyor, yaşıyoruz.



 



Bizzat Erdoğan tarafından yapılan “muhbir vatandaş” çağrılarına verilen yanıt o düzeye gelmiş ki artık, bütçeden bu iş için yapılan harcamalar bile görünür bir şekilde artmış. İhbarcılık denilen o bataklığın toplumun azımsanmayacak bir kesimini içine çektiğini gösterecek kadar şişmiş harcamalar bunlar…



 



Kasım ayının sonundaki rakamlara göre muhbirlere bu yıl 2 milyon 413 bin lira ödenmiş. Bu rakam geçen yıl yapılandan 1 milyon kadar daha fazlaymış.



 



Ocak ayında sıfır olarak kaydedilen bu harcama kaleminden, Şubat ayında 50 bin, Mart ayında 56 bin, Nisan ayında 242 bin, Mayıs ayında 285 bin, Haziran ayında 166 bin, Temmuz ayında 96 bin, Ağustos ayında 22 bin lira ödül ve ikramiye ödemesi yapılmış.



 



Eylül ayında ise bu ödemeler 905 bin liraya fırlamış, Ekim ayında 189 bin liraya gerileyen ödeme tutarı Kasım ayında 402 bin liraolmuş.



 



Rakamlardaki artış aralıkları bile “muhbir vatandaş” çağrılarının yapılmasına, yaşanan politik gelişme ve kışkırtmalara göre değişmiş…



 



HDP sayfasını beğenenleri hedef göstermek



 



İşin rakamsal karşılığı bu çürütücü pratiğin giderek nasıl bir meşruiyet kazandığını gösterirken; somut örneklerse, kelimenin gerçek anlamıyla ürpertici bir etki yaratıyor. Bugün basına yansıyan bir haberde olduğu gibi…  



 



Habere göre Zonguldak’ta Y.H. isimli bir şahıs, Facebook’ta arkadaş listesinde bulunan 32 kişiyi, HDP sayfasını beğendiklerini söyleyip, PKK üyesi oldukları iddiasıyla hedef gösterdi. “Yuh artık” dedirtecek bu haber, milliyetçi-kafatasçı ve sistem nezdinde yerini sağlamlaştırmak için ruhunu tamamen satan bu insanların işi nerelere kadar götürebileceklerini açıkça gösteriyor. Olayın sonuysa daha vahim…



 



Hedef gösterildiklerini fark eden 32 kişiden beşi, Y.H.’nin evine gitmiş ama kapıyı açmamış. Bunun üzerine de polise şikâyette bulunmuşlar. Gözaltına alınan Y.H. karakoldaki ifadesinden sonra serbest bırakılırken yaptığı açıklamalar bile nasıl bir ruh haliyle hareket edildiğini ve aslında hedef göstermenin-ihbar etmenin nasıl bir meşruiyet içinden algılandığını çarpıcı şekilde gösteriyor.



 



Facebook hesabından açıklama yapan Y.H’nin 32 kişiden özür dilerken söylediklerine bakın:



 




 “Sevgili dostlar; Dün akşam paylaştığım HDP sayfasını beğenen arkadaşların gerçekte o sayfayı beğenmediklerini, Facebook’un hileli fake sayfası olduğunu anlamış bulunmaktayız. İsimlerini paylaştığım arkadaşların hiçbir günahının olmadığın anladık. Böyle yanlışlıklar maalesef olabiliyor. Sizlerin huzurunda hepsinden özür diliyorum.”




 



HDP sayfasını beğenmenin “günah” sayıldığı, iş facebook’un bir oyunu olmasa yapılanın doğru davranış olduğunun altınının çizildiği bu açıklama yeterince sarsıcı…



 



Çürümek…



 



Toplumsal yozlaşma ve ahlaki düşkünleşmeyi daha bir derinleştirecek “muhbir vatandaş” çağrıları rejim açısından daha kolay yönetebilme hedefinin de odak noktasını oluşturuyor. İhbarcılık gerçek sorunlardan uzaklaşmanın, emekçilerin kendilerine yabancılaşmalarının en uç ifadesidir keza…



 



Sistemin toplumsal hegemonyada hangi tahakküm biçimlerini öne çıkardığını anlamak için sadece “havuz medyası” denilen bataklığın yayın çizgisine bakmak bile yeterlidir: Evlilik programları, realite showlar, birbirinin tekrarı entrikacı-sınıf atlamak için her yolu göze alacak kadar çürümüş karakterlerin propaganda edildiği dizi içerikleri… Bunların katığıysa milliyetçilik-ırkçılık ve saldırganlığın kaşınmasını hedefleyen dil ve söylem üzerine kurulmuş haberler… Gerçi artık o evlilik programlarında bile ırkçı-kafatasçı ideolojik propaganda eksik olmuyor, bu açıdan da sanal gerçek bile sistemin istediği pratik gerçekle içiçe geçirilerek zehirlemenin düzeyi koyulaştırılıyor.



 



Bunun somut ifadesiyse takside yolcusunu, kahvehanede politik sohbet esnasında hükümeti eleştiren arkadaşlarını, Facebook’ta HDP sayfasını beğendiğini düşündüğü ortak “arkadaşlarını” ihbar eden “muhbir vatandaşlar” oluyor. Çürüme ve yozlaşmanın toplumsal dip noktası yani…