Fransızlar gibi ayağa kalkmak

GÜNCEL
Çarşamba, 6 Aralık 2006 (19 yıl 10 ay önce)

Almanya'nın Frankfurt kentinde 2-3 Aralık tarihleri arasında Eylem ve Strateji Konferansı yapıldı.

Konferansa, Türkiyeli örgütlerden AGİF ve DİDF dışında Devrimci Proletarya'da katıldı.

Toplumsal hareketlerin bundan sonra nasıl sürdürülebileceği üzerine yapılan tartışmalarda, çok renkli ve çelişkili bir yelpaze ortaya çıktı.

Sendikal muhalefet gruplarından çeşitli taban örgütlerine kadar, özellikle de işsizler ve çalışamaz durumda olanların taleplerini dillendiren örgütler konferansa katıldı. Stuttgart’tan Daimler Chrysler ve Mahle iş yeri temsilcileri, diğer şehirlerden Verdi ve İG Metal içindeki muhalif gruplar, Erwerbslosenforums Deutschland, Gewerkschaftliche Erwerbslosenforum Karlsruhe, Aktionsbündnis Sozialproteste (Berlin), Das Bündnis 3. Juni, Verein für die sozialen und politischen Rechte von Prostituirten vb.

Yüzlerce kişiyle borsanın sanal olarak felç edilmesi gibi "barışçıl" eylemleri, yüz binlerce kişilik sokak eyleminden daha etkili bulanlar; hem çalışanlar hem de işsizler için eşit, koşulsuz temel gelir talep eden Proudhon ardılları, yani "tembellik hakkını" çalışma-dinlenme diyalektiğinden kopararak kendilerine göre yorumlayanlar; Frankfurt Çağrısı’nın saat ücreti 10 Euro talebini fazla bulup 7.5 Euro’ya çekmek isteyenler; sosyal hareketlerin Parlamento’daki karsılığının WASG olduğunu ileri sürenler vb.

Tartışma konuları ağırlıklı olarak çalışma ve yaşam kosullarının esnekleştirilmesi, iş saatlerinin uzatılması, ücretlerin düşürülmesi, toplu işten çıkarmalar, toplu şözlesmenin etkisizleştirilmesi, demokratik hakların tasfiyesi, G-8 zirvesine karşı yapılacak eylemler ve direniş temelinde bir birliğin nasıl bir yapı üzerinde yükseleceği üzerineydi.

Devrimci Proletarya adına yapılan iki konuşmada, şu sözlere yer verildi:

Avrupa ülkeleri giderek daha fazla göçmen ülkelerine dönüşüyor. Dolayısıyla buradaki toplumsal hareket enternasyonal olmak, yani göçmenleri kapsamak zorunda. Başka başarı şansı yok. İşsizlikten göçmenlerin sorumlu olmadığı daha geniş bir biçimde işlenmeli ve sendikalarda ve diğer alanlarda göçmenlere ilişkin projelere daha fazla yer verilmeli.
Biz burada anti-faşist eylemler, öğrenci hareketi, sendikal etkinlikler, sosyal forumlar vb. birçok hareketin içinde yer alıyoruz. Toplumsal hareketler birbirinden çok kopuk. Her kesim kendi talepleri için mücadele ediyor, bu talepler birleştirilmeli. Çocukların yoksullaşması, 1 Euro’luk işler, issizlik, sınırdışılar vb. Sorunların, neo-liberal saldırıların farklı yansımaları olduğu gösterilmeli ve bu hareketler arasında dayanışma örgütlenmeli. Fransızlar gibi ayağa kalkmaktan söz ediyorsak, ki burdaki pankartta da bu yazıyor, bu, ancak kolektif düşünmek ve davranmaktan geçer. İnsanlara bu bilinç taşınmalı. Basınç oluşturmanın tek yolu, sokaklar ve kitlesel eylemler.