Kılıçdaroğlu IŞİD'in iki askeri yakması karşısında işgal ve savaş politikalarını onaylayan açıklamalar yaptı
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu her zaman olduğu gibi bu sefer de hükümete en kritik konulardan birinde omuz vererek Rojava ve genel anlamda Kürt düşmanlığı ya da yayılmacı hayaller konusunda aynı yerde durduklarını teyit etmiş oldu. Fırat Kalkanı denilen işgal ve Rojava’yı kıskaca alma operasyonunu “Eğer Türkiye kendi geleceğini güvence altına almak açısından böyle bir operasyon başlatmışsa…” sözleriyle onaylayan Kılıçdaroğlu, IŞİD’in iki TSK askerini yakarak öldürmesini de bu uğurda “belli acılara katlanmak gerekir” diyerek geçiştirdi, hükümete gelecek tepkiler için göğsünü siper etti.
AA’ya konuşarak duruşunu ilan eden Kılıçdaroğlu bu tutumuyla aslında önümüzdeki günlerde iç siyasal gelişmelerde nerede duracağını da ilan etmiş oldu. AKP’nin Suriye politikasında şimdi doğruyu bulduğunu iddia eden Kılıçdaroğlu, o doğrunun aynı zamanda Kürt düşmanlığı anlamına geldiğini, Rojava’yı “geleceği tehdit” olarak kodladığını da belirtmiş oldu. Çünkü Türkiye’nin Bab’ta IŞİD’le girdiği dans aslında Rojava’yla giriştiği savaşın görünen yüzü. Yine bu söylemiyle Kılıçdaroğlu AKP’nin bumeranga dönüşen bu kirli politikalarının yarattığı toplumsal hezeyana dönük geliştireceği saldırılara verilecek kanlı-zorbaca yanıtlara da daha baştan olur vermiş oldu.
Bu çıkışın yarın karşımıza başkanlık sisteminin onaylanması şeklinde çıkmayacağının da hiçbir garantisi yoktur. Keza AKP de başkanlık sistemini zaten “geleceği güvence adına” bölgesel ve iç kaosu yönetecek tek sistem olarak pazarlamıyor mu? Fırat Kalkanı da bunun pratik yansıması değil mi?
CHP bu duruşuyla sınıfsal gerçekliğini perdesizce ortaya koymuş oldu, peki ya CHP tabanı? O, en azından bir kesimi bu savaş politikalarını onaylıyor mu? Bu politikanın aynı zamanda buna uygun rejim tipinin de onaylanması anlamına geldiğinin farkında mı? Söylemde başkanlık sistemine karşı çıkıyor gibi yapıp, o sistemin bugünkü pratik karşılığı anlamına gelen bütün icraatlara onay vermek bir şizofreni değilse, nasıl tanımlanıyor?
Sorular çoğaltılabilir…