İHL'ler halk hareketi(ymiş)!

Nabi Avcı İHL'ler için “Özünde milletin eğitime müdahalesidir, bir halk hareketidir” dedi

GÜNCEL
Salı, 27 Aralık 2016 (9 yıl 3 ay önce)

Eğitimin rejimin gerek siyasal gerekse ideolojik-kültürel boyutlar içeren kapsamlı tahakküm arayışının temel direklerinden biri olduğu açıktır. Onun üzerinden toplumsal yaşamın ruhunu şekillendirmek hedeflenir…



 



AKP bu aracı faşist rejimlere mahsus nitelikler taşıyacak tarzda kullanıyor. Başkanlık sisteminde somutlaşan siyasal zorbalık biçimini, toplumsal tahakkümü derinleştirerek sağlamlaştırmaya çalışıyor. O nedenle de toplumsal yaşama özellikle kadın üzerinden ayar üstüne ayar çekmeye çalışırken, eğitim üzerinden de “kindar ve dindar nesiller” yetiştirmek için canla başla çalışıyor. O açıdan da o sadece bol bol otoyol, duble yol, geçit, köprü vs. ile değil, toplumsal yaşamı da tam bir inşaatçı mantığıyla sürekli şekilde yıkıp yeniden kurmaya çalıştığı bir şantiye gibi görüyor. Bu şantiyede en hummalı denemeler eğitim alanında gerçekleşiyor.



 



Tayyip Edoğan’ın çocuklarının oyun alanı olan TÜRGEV’den tutalım çocuklara dönük tecavüz saldırısının yaşandığı ENSAR’a kadar ideolojik kimlikli pekçok kurum devletle de içiçe geçerek eğitimin ruhunu belirleyen organik bir aygıt şeklinde işliyor. Bu kurumlar şuralar, çalıştaylar düzenliyorlar, her vesileyi bu ideolojik derinleşmenin platformuna dönüştürüyorlar.



 



Bu platformlardan biri de dün “Önder İmam Hatipliler” gibi bir isimle faaliyet yürüten dernek tarafından kuruldu. Türkiye’deki ilk İmam Hatip Lisesi (İHL) Müdürü olan Mahmut Celalettin Ökten’i anmak için kurulan bu platformda kürsüye çıkan eskinin Milli Eğitim şimdinin Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Yağcı aforizma gibi bir söz söyleyerek, İHL’leri bir halk hareketi olarak tanımladı. Ona göre İHL’ler, “Özünde milletin eğitime müdahalesi(ymiş), bir halk hareketi(ymiş)”!



 



Ondan kısa süre önce de Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, daha fazla İHL açacaklarını söylemiş ve eklemişti,  “Bu eğitimde çarpıklık değildir, dinde de çarpıklık değildir. Türkiye laik bir ülkedir ama eski zihniyetteki laiklik değildir. Herkesin dini ve inanç özgürlüğünü yaşadığı, din ve mezhep ayrılığı olmayan bir Türkiye’dir.”



 



İHL’lerin müfredatları TÜRGEV gibi kurumlar tarafından belirlenerek örgün eğitimin temel direği haline getirilmesi çabasında atılan adımların ciddiyetini anlamak için Google arama motoruna İHL yazmanız yeter. Ardı ardına yapılan açıklamalar, düzenlemeler takibi imkansızlaşacak sayıda sonuçla karşımıza çıkıyor.



 



Din eğitiminin 0-6 yaş grubuna indirgenmesinin, başarılı öğrencilerin İHL’lere yönlendirilmesinin tartışıldığı, sadece İstanbul’da el konulan 40 liseden 17’inin İHL’ye dönüştürüldüğü koşullarda yakında normal okul bulamayacağımızı söylemek abes olmasa gerek. Cumhuriyet tarihi boyunca varolduğu söylenen o çarpık laiklik anlayışı şimdi AKP eliyle tersinden bir çarpılmayla aynı şekilde devam ettiriliyor. Devlet dinini benimsemeyen, devletin dayattığı kültür ve alışkanlıkların dışında hareket eden herkes hedeftir bu anlayışta. Devletle özdeşleşen parti aklımıza gelebilecek her şeyin göbeğindedir.



 



Seyirci kalmak, yarın geri dönüşü imkansız sonuçları göze almak demektir. İHL’lere “halk hareketi”, “milletin müdahalesi” gibi misyonlar belirlemek toplumsal kutuplaşma ve tarihsel gericilik birikimine benzin dökmekle eşanlamlı değil de nedir?! Sınıfsız-zümresiz kültle anlamına gelen “millet” kavramının AKP ve kadroları tarafından nasıl algılandığını bilen herkes için bu böyledir. Onların tanımladığı anlamlar dışında kalanların “millet” içinde yeri yoktur esasında… Buna göre düşünüp eylemenin zamanı geçmeden bu gidişe karşı tutum almak dün olduğundan daha yakısı ve zaruridir...