İnşaat-İş Dia Holding önündeki direniş nedeniyle açılan davanın ilk duruşmasıyla ilgili açıklama yaptı
İnşaat-İş, geçtiğimiz Şubat ayında yüklenici firmanın DİA Holding olduğu Mersin Entegre Hastanesi inşaatında çalışıp, aylarca ücretini alamayan üyesi için yaptığı direniş nedeniyle yargılanıyor. Dia Holding’in İstanbul Kabataş’taki ofisi önünde 2 haftaya yakın devam eden direnişte polis, sendika yöneticilerine, üye işçilere ve dayanışmaya gelen dostlarına saldırmış, gözaltı yapmıştı. Bu saldırı esnasında şiddet uygulamış, sendika temsilcilerini yaralamıştı. Fakat hemen akabinde her zaman olduğu gibi polis, sendika temsilcilerinin parmağını kırdığını, kendisini darp ettiklerini iddia ederek dava açmıştı.
Açılan davanın ilk duruşması bugün yapıldı. Sendika duruşmayla ilgili yaptığı açıklamada şunları belirtti:
Fiili-meşru direnişimiz yargılanamaz!
DİA Holding bünyesinde çalışmış olmasına rağmen ücreti ödenmeyen üyelerimiz için başlattığımız direniş nedeniyle, hakkımızda açılan davanın ilk duruşması bugün görüldü.
DİA Holding’in yüklenicisi olduğu Mersin Entegre Hastanesi inşaatında çalışmasına rağmen, aylarca parası ödenmeyen sendikamız üyesi işçi arkadaşımız Ersin Adıyaman için, 5 Şubat 2016 tarihinde DİA Holding’in Kabataş’ta bulunan binasının önünde bir direniş başlatmıştık. 13 günün sonunda ücretlerin ödenmesiyle bitirdiğimiz direnişimizin 12. gününde direnişçi işçi arkadaşımız, sendika yöneticilerimiz ve direnişimize destek veren dostlarımız gözaltına alınmıştı.
Bu gözaltı işlemi sırasında çevik kuvvet ekibine dahil bir polisi, kendisini yaraladığımızı iddia ederek hakkımızda dava açmıştı. Sendika yöneticilerimiz ve direnişimize destek veren dostlarımızın da yargılandığı bu mahkemenin ilk duruşması bugün Çağlayan Adliyesi’nde görüldü.
Duruşma; üzerlerine atılı suçlara istinaden ifade veren sendika yöneticilerimiz ve dostlarımızın ifadesinin alınması, ardından da müşteki sıfatındaki polisin hakkımızdaki iddiasına dönük ifadesinin alınması ile sürdü.
Sendika yöneticilerimiz, dostlarımız ve sendika avukatımız beyanlarında; ücreti ödenmeyen bir işçi arkadaşımız için yaptığımız direnişin meşru olduğunu, gerek gözaltı esnasında gerekse gözaltı aracında polisler tarafından hem ‘’kaba dayak’’ ile hem de çeşitli tehditler ve küfürler ile işkenceye maruz kaldıklarını ifade ettiler.
Bununla beraber, sendikamız yöneticileri tarafından yaralandığını ifade eden polisin iddiasına dönük tam aksine hem müşteki konumundaki polis tarafından hem de diğer çevik kuvvet polisleri tarafından işkenceye maruz kaldıklarını beyan ettiler. Müşteki sıfatındaki polisin yaralanmasını da gözaltına alınan arkadaşlarımızı darp etmesinden kaynaklı olduğunu belirttiler.
Bu dava, İnşaat İşçileri Sendikası olarak hakkımızda açılmış onlarca davadan biridir. Bizler meşru-haklı mücadelemizden bu baskılardan kaynaklı asla vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz.
Defalarca gözaltına alındık, defalarca polis tarafından işkenceye maruz bırakıldık, patronlar tarafından ölüm ile tehdit edildik. Altı tane yönetici arkadaşımızı, canımızı, yoldaşımızı Ankara’nın göbeğinde patlatılan bombalarda kaybettik, yine de vazgeçmedik.
Yalanlarınız, baskılarınız, tehditleriniz, mahkemeleriniz, işkenceleriniz, işçi sınıfına yaşattıklarınız… Asıl yargılanması gereken bunlardır, fiili- meşru direniş asla yargılanamaz! (http://insaatis.org/fiili-mesru-direnisimiz-yargilanamaz/)