AKP gerçeğin öğrenilmesinden ölesiye korkuyor, bu tehditler ondan...
Hükümet cephesi, politikalarının tarihsel-toplumsal sonuçlarıyla yüzleştiği, duvara çarptığı her konuda daha bir tahammülsüzleşiyor, gerçeğin üstünü tehdit ve saldırganlıkla kapatmaya çalışıyor. Mesela Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) sonuçlarında Türkiye'nin 72 ülke arasında 50'nci sırada yer alması gibi bir konuda da bu böyle; IŞİD’in iki TSK askerini diri diri yaktığını gösteren video görüntüleri konusunda da… Başarısızlık ifade eden her konuda bunun gündeme getirilmesi karşısında sadece muhalif kesimlere değil, şu ya da bu şekilde konuyu gündemleştiren herkese karşı hasmane bir tutumla kılıçları çekiyor.
Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mustafa Hilmi Çolakoğlu’nun Eğitim Reformu Girişimi (ERG) yetkililerinin PİSA sonuçlarıyla ilgili yaptıkları değerlendirmelere gösterdiği tepki bunlardan biri. Bu değerlendirmelere karşı alelacele klavyeye sarılan Çolakoğlu, Milli Eğitim Müdürlükleri’ne şu uyarıyı gönderiyor: "2017 yılında ERG tarafından tüm birimlerimize gelecek görüşme, veri talebi, işbirliği teklifi, toplantı davetlerine icabet edilmeyerek, MEB stratejisinden sorumlu kişi olarak tarafıma yönlendirilmesini önemle arz ve rica ederim".
Sağlıktan eğitime kadar hemen tüm toplumsal ihtiyaçları metalaştıran, metalaştırdığı gibi ideolojik bir yaklaşımla içten içe yeni bir kalıba dökmeye çalışan hükümet cenahı bunun ucube sonuçlarına dönük eleştirilere de bu yaklaşımla tepki gösterip, gerçeğin üstünü ilelebet örteceğini sanıyor.
Aynı tutum Başbakan Yardımcısı sıfatını taşıyan Numan Kurtulmuş tarafından başka bir vesileyle açıktan parmak sallamaya dönüşüyor. Bakanlar Kurulu toplantısı sonrasında açıklamalar yapan Kurtulmuş’un, IŞİD’in TSK mensubu olduğu söylenen iki askeri diri diri yaktığını gösteren videoyla ilgili sorulan soruya, “medyadaki bazı arkadaşlar ayaklarını denk alsınlar”, “Tavsiye olarak söylüyorum” gibi açık tehdit cümleleriyle yanıt vermesi bunun son örneğidir.
Suriye politikasında döndürülen bütün kirli işlerin, yapılan tüm karanlık ittifakların gelinen noktada bumeranga dönüşüp giderek AKP’nin boğazına dolanmasıdır sözkonusu tahammülsüzlüğün sebebi. İşçi ve emekçilerin yaşamlarını doğrudan etkileyecek bu gerçeğin bizzat onlardan gizlenmesi isteniyor. Zaten muhalif basının tamamen yok edilmeye çalışılması da bundandır. Onun dışında kalan “milli medya”nın “hassasiyetlerine” övgüler dizen Kurtulmuş, her satırıyla kötü bir anti-ütopya romanının satırlarını döşüyormuşçasına şunları söyledi:
Bu video görüntüleriyle ilgili henüz teyit edilmiş bir bilgi yoktur, olsa kamuoyu ile paylaşırız. Ama teşekkür ediyorum, bu tür terör örgütleri dünyanın en aşağılık mekanizmaları. Video yayınlayarak halkı korkutmaya, çaresizliğe itmeye çalışıyor. Herkes birbirinden korksun istiyorlar, medyadaki bazı arkadaşlar da ayaklarını denk alsınlar. Özellikle sosyal medya sorumsuzca yayın yapılacak bir alan değildir. Türkiye şu anda DEAŞ'la fiilen savaş halindedir. Oturduğu masada uyduruk görüntülerle Türk halkının moralini bozmaya çalışmak vatanseverlik değildir. Kimse duyarsızlık içinde olmasın, bu milli bir sorumluluktur. Herkesin bu vazifeyi kendi içinde hissetmesi lazım. Çok şükür ulusal medyada son dönemde ciddi bir dayanışma var, haberleri milli menfaat süzgecinden geçirerek değerlendiriyorlar.
Gerçeğin halk tarafından bilinmesi ve duyulmasından ölesiye korktuklarının itirafı olan bu açıklamalar, AKP’nin her alanda yaşadığı tıkanmanın giderek derinleşmesi karşısında en büyük korkusunun ne olduğunu da açıkça ortaya koyuyor. Fakat saldırı ve tehditle gerçeği karartmak için ne kadar uğraşırsa uğraşsın AKP’nin o gerçeğin altında kalacağını yaşayıp göreceğiz. Fakat önemli olan bunun işçi ve emekçilerin kendi davaları için dövüşmeye seferber olmasıyla gerçekleşmesidir.