ISİG Meclisi 25 Aralık itibariyle 2016'da 1929 işçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybettiğini duyurdu
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin sosyal medya hesaplarından açıkladığı verilerine göre 25 Aralık 2016 tarihine kadar kayıtlara geçen iş cinayetleri sayısı 1929… Yaşamını yitirenlerden 1651’i işçi kamu emekçisi, 278’i çiftçi ve esnaftan oluştu. 56 çocuk, 96 kadın ve 96 göçmen işçinin yaşamını yitirdiği iş cinayetleri en fazla inşaat iş kolunda yaşandı. İnşaat iş kolunu tarım, taşımacılık, ticaret/büro, belediye, metal ve maden iş kolları takip etti. En fazla iş cinayetlerinin yaşandığı iller ise sırasıyla İstanbul, Kocaeli, Bursa, İzmir, Ankara, Antalya ve Konya oldu.
Bu veriler açıklandıktan sonra tespit edilebilen iş cinayetlerinde beş işçi daha yaşamını yitirdi: Ankara Hidromek AŞ.’de Sedat Berikpak, Tokat Reşadiye’de yolcu otobüsüyle çarpışan ÇEDAŞ aracında bulunan arıza bakım işçilerinden Yasin Duran Esen ve Gökhan Yılmaz, Muğla'da taşocağında 5 metreden düşen maden işçisi Cevdet Can, Mersin/Silifke’deki mermer fabrikasında çalışan işçilerden Ramazan Yıldırım. Çalışmanın giderek daha fazla ölümle özdeşleştiği Türkiye’de bu rakamın 1 Ocak’a kadar katlanacağı da açık…
IŞİG’in açıkladığı 1929 rakamı Türkiye tarihinin en büyük iş cinayeti olan Soma’nın yaşandığı 2014 yılındaki rakamlardan bile tam 58 işçi daha fazla… ISİG’in daha önce açıkladığı verilerle birlikte düşündüğümüzde AKP’li 14 yılda tam 18 bin 400 işçi hayatını kaybetti. Bu ölümler yıllara göre şöyle seyretti:
AKP’nin iktidara geldiği Kasım 2002 yılının son iki ayında 146 işçi,
2003 yılında 811 işçi,
2004 yılında 843 işçi,
2005 yılında 1096 işçi,
2006 yılında 1601 işçi,
2007 yılında 1044 işçi,
2008 yılında 866 işçi,
2009 yılında 1171 işçi,
2010 yılında 1454 işçi,
2011 yılında 1710 işçi,
2012 yılında 878 işçi,
2013 yılında 1235 işçi,
2014 yılında 1886,
2015 yılında 1730,
25 Aralık 2016’ya kadar da 1929 işçi yaşamını yitirdi.
ISİG tarafından yapılan açıklamalarda OHAL’le birlikte patronların daha bir pervasızlaştıklarının da ifadesi olarak iş cinayetlerinde önceki dönemlerle kıyaslandığında yüzde 15 oranında bir artış gerçekleştiği belirtilmişti. OHAL ilanına kadar ayda ortalama 154 iş cinayeti yaşanırken, OHAL sonrası bu rakamın 177’ye çıktığı vurgulanmıştı.
Bağımlı Türkiye ekonomisinin uluslararası kriz koşullarında ayakta kalması ve kendi sıkletindekilerle dünya pazarında rekabet edebilmesinin yegane koşulu, üretim maliyetlerinin düşürülmesidir. Ücretlerden başlayarak sınıfın tüm tarihsel kazanımlarının en alt sınıra çekilmesi başta olmak üzere çalışma rejiminin bir bütün olarak en vahşi biçimlerle yeniden düzenlenmesi anlamına gelen maliyet düşürme hesapları, işçinin canına sudan ucuz muamelesi yapılmasıyla özdeştir.
Daha fazla çalışma, daha yüksek verimlilik ve kapitalistin cebinden daha az çıkacak harcama bedelleri… Eskiden inşaat-tersane-maden sektörlerinde yoğunlaşan iş cinayetlerinin giderek hemen tüm sektörlere yayılması; üretim zorlaması ve verimlilik hesaplamalarının denetim ve kontrolün de olmadığı koşullarda en vahşi biçimlerle hayata geçirilmesiyle doğrudan ilişkilidir.
Sınıf hareketinin zayıf ve örgütsüz olduğu bu koşullarda kapitalistler işçiye en hoyrat çalışma biçimlerini dayatmakta, Şirvan-Soma ve diğer katliamlarda olduğu gibi ölümün soğuk nefesinin hissedildiği somut veriler sözkonusu olduğunda bile onu bir köle gibi çalışmaya mecbur bırakmaktalar.
Burjuva devletin sınıf hareketinin basıncıyla gerçekleştirdiği nispi denetimler de bu hareketin zayıflığıyla birlikte gerilediği oranda patronların gözü dönmüş kar hırsı ve sömürü biçimleri en özgür ortamlarda gerçekleşebilmektedir. O kadar ki, Soma gibi bir katliamdan sonra ucu gösterilen yasal düzenlemeler bile her defasında bir bahaneyle ötelenmekte, hesap soracak bir güç olmadıkça da bu, daha aleni biçimlerle kapitalist lehine yeni düzenlemelerle pekiştirilebilmektedir.
Son 14 yılın en yüksel iş cinayeti verileriyle kapattığımız 2016, bu gerçeği tüm çıplaklığıyla yüzümüze vurmaktadır. Sınıfın örgütlü bir güç olamadığı sürece Mısır Piramitleri’ni yaparken kitlesel biçimde ölüme sürülen kölelerin koşullarına doğru sürüklenmesi kaçınılmazlaşmaktadır.