Hani kriz yoktu...

THY yönetimi, “olmadığı söylenen” kriz bahanesiyle ücretleri dondurmayı önerdi

İŞÇİ SINIFI
Perşembe, 29 Aralık 2016 (9 yıl 3 ay önce)

Krizin işçi sınıfına ve emekçi halka hangi faturaları getireceği kendini yavaş yavaş göstermeye başladı: Ücretlerin dondurulması, çalışma sürelerinin uzatılması, iş temposunun yoğunlaştırılması bunun ilk belirtileri.



 



Bu doğrultudaki son işaret THY'den geldi. THY yönetimi, Tayyip Erdoğan ve hükümetin sürekli inkar ettiği, binbir yalanla üzerini örtmeye çalıştıkları “kriz”i bahane ederek 2017 yılında işçilere yapılacak yüzde 4+4 tücret zammını dondurmayı önerdi. Oltanın ucuna takılmış zoka olarak da “Eğer şirket kar ederse toplu sözleşmeden kaynaklanan bu zammın geriye doğru ödeneceği” vaadinde bulundu. Şirket kâr etmezse ne olacağı ise belirsiz. Daha doğrusu, işçilerin kazanılmış bu haklarının üzerine soğuk bir su içmeleri gerektiği açık. Çünkü, bir zamanlar “Türkiye'nin parlayan yıldızı” olarak yükseklerde uçan THY, son aylarda başaşağı bir gidiş içinde. Milyarlarca dolara satın alınmış ya da kiralanmış uçakların önemli bir kısmı hangara çekilmiş durumda. Dünyanın birçok noktasını sefer yapılmıyor artık!



 



Hava-İş yönetimindeki sendika ağaları ise 2 yıl önce imzalanmış toplu sözleşmeyi geçersiz hale getiren bu hak gaspı önerisine 'vatan millet sakarya' eşliğinde baştan teslim bayrağı çekmiş durumdalar. Sendikanın internet sitesinden yapılan açıklamada, “Yaşadığımız bu zor süreçte; ülkemizin gururu, bayrak taşıyıcısı Türk Hava Yolları çalışanları olarak üyelerimiz, şirketleri için gerekli fedakârlığa hazır” edebiyatı yapılıyor. Devletin ve THY yönetiminin desteğiyle Hava-İş'i ele geçiren satılmış sendikacıların kraldan fazla kralcı bu yaklaşımları da önümüzdeki süreçte karşılaşabileceğimiz ihanet örneklerinin habercisi adeta... Dikkat edilsin, burada da milliyetçilik bayrağı bir uyuşturucu olarak kullanılıp krizin faturasının işçiler tarafından üstlenilmesi isteniyor. Dolayısıyla işçi ve emekçilerin bu tür demagojilere karşı bu yönüyle de uyanık olmaları gerekiyor.



 



THY'de karşımıza çıkan manzara, önümüzdeki günlerde yaşayacaklarımızın küçük bir örneği sadece. Bu yönüyle o bir haberci. Kriz gerçeği ekonomide de kendini bütün yakıcılığıyla hissettirecek. İflaslar, fabrika ve işyerlerin kapanması, ödenemeyen borçlar, işten çıkarmalar, kriz bahanesiyle ücretlerin dondurulması, temel ihtiyaç maddeerine zam üstüne zam bindirilmesi ve bunlara karşı oluşacak tepkilerin katmerlenmiş polis terörü ve faşist zorbalıkla bastırılmaya çalışılması yaşayacağımız “sıradan” olaylar haline gelecek. Burjuvazi ve uşakları, bu iğrenç kar düzenlerinin yaşadığı tıkanmanın faturasını bizlerin sırtına yıkabilmek için içte ve dışta milliyetçilik ve din bayrağını daha fazla sallayarak bilinçlerimizi ve tepkilerimizi uyuşturmayı deneyecekler. Bu tuzaklara düşmek ya da iş işten geçmeden bu tuzakların parçalanmasına yönelmek tamamen bize bağlı.