Özgür Gündem davasında Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay ve Zana Kaya o kör kuyudan çıkacaklar
KHK ile kapatılan Özgür Gündem gazetesinin yayın danışma kurulunda yer aldıkları gerekçesiyle tutuklanan Aslı Erdoğan ve dilbilimci Necmiye Alpay 'terör örgütü üyeliği' suçlamasıyla yargılandıkları davada ilk kez hâkim karşısına çıktı. Mahkemede Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay ve gazetenin yayın yönetmeni Zana Bilir Kaya için tahliye kararı gazetenin yazı işleri müdürü İnan Kızılkaya'nın ise tutukluluğunun devamına kararı verildi.
Erdoğan, Alpay ve Kaya için yurt dışına çıkış yasağı getirilirken Avukat Eren Keskin'in de adli kontrol şartı devam edecek.
İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan davanın ilk duruşması bugün Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda yapıldı. Duruşmayı Fransa, İsviçre, İsveç, İngiltere ve Almanya Konsolosluklarından temsilciler, CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Barış Yarkadaş ve Selina Doğan ile Fransız yazarlar ve Alman yayıncılar da takip etti. Dördü tutuklu dokuz kişinin, 'örgüte üye olmak', 'örgüt propagandası yapmak', 'devletin birliğini ve ülkenin bütünlüğünü bozmak' iddialarıyla yargılandığı davada, Zana Bilir Kaya ve İnan Kızılkaya "görevli araç ve personel olmaması gerekçesiyle" duruşmaya getirilmedi.
Erdoğan savunmasına, "Hukuk varmış gibi yapacağım" diyerek başladı. Bütünüyle yasal bir gazetenin hiçbir yetkisi bulunmayan yayın kurulunda yer aldığı için tutuklandığını söyleyen Erdoğan, "18 yıl önce Radikal Gazetesi'nde başladığım yazılarımın hiçbirine dava açılmadı" dedi.
Yazılan iddianame ile temel hukuk ilkelerinin çiğnendiğini söyleyen Erdoğan, "En acısı 26 yıl 8 kitap, yüzlerce yazı yazmış bir yazarın cımbızla seçilen yazılarından suçlanması" ifadelerini kullandı. "Ben bir yazarım benim varoluş amacım anlatmak" diyen Aslı Erdoğan, "Örgüt üyeliği suçlaması için gösterilen tek delil, gazetenin künyesinde yazan ismim" dedi. "Burada bir salon dolusu hukukçuya hukuku anlatacak değilim. Adaleti savunmak sizin işiniz" ifadesini kullanan Erdoğan, "İdam yerine getirilmiş ağırlaştırılmış müebbetle bu yüzyılda yargılanan ilk kadın edebiyatçı olarak tarihe geçtim. Vicdansız adalet olmadığı gibi, vicdansız edebiyat da olmaz" diye konuştu.
Avukat Eren Keskin ise savunmasında 30 yıldır avukatlık yaptığı hatırlatarak, “Özgür Gündem kurulduğundan beri oradayım. Bu gazete benim için Musa Anter demektir. Ben insan hakları savunucusuyum. Aynı zamanda İHD Eş Genel Başkanıyım. Ben Özgür Gündem’de genel yayın yönetmenliği görevinde de bulundum. Çözüm sürecinde bize hiç dava açılmıyordu. Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile de görüşmelerimiz oldu. Bize ‘beyaz Toroslar dönemi son bulacak’ dedi" diye konuştu. "Ben de beyaz Toroslara karşı olduğum için insan hakları mücadelesine devam ettim" diyen Keskin, "Bu gazetede Muhsin Kızılkaya ve Mehmet Metiner de yönetici olarak çalıştı. Çözüm süreci bittikten sonra peş peşe davalar açıldı. 140 taneye yakın dava açıldı bana. Ben de yoğun bir insan olduğum için GYY görevinden ayrıldım" ifadesini kullandı.

Necmiye Alpay da ifadesinde, Sulh Ceza Hâkimliği'nin kararında yakalandığı ve delillerin toplandığı beyanlarının bulunduğunu kaydederek, “Oysa benimle ilgili toplanmış tek delil yok. Zaten olamazdı da. Ben yakalanmış da değilim. Dosyada adımın geçtiğinden haberdar olur olmaz savcıya gidip ifade verdim. Yakalanmış olmadığımdan bir yakalama tutanağı da yok” dedi.
Alpay, savunmasının devamında şunları söyledi:
Bir kez bile toplanmamış bir danışma kurulunun bir kez bile danışılmamış bir üyesi olarak terör örgütü üyesi ve propagandacısı sayılmayı hukuk skandalı saymamak herhalde mümkün değildir" dedi. Sayın savcının bir hukukçu olarak silahlı örgüt ve terör eylemleri ile basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü savunuculuğu arasındaki mesafenin bir temel hak ve özgürlükler meselesi olduğunu dikkate alması gerekirdi. Bu nokta bugün özellikle önem taşıyor, çünkü yangını söndürmeye çalışanların da ateşe atılmak istendiği bir konjonktürle karşı karşıyayız. Burada gazeteyi ve daha önce kapatılan seleflerini kastettiğim apaçıktır. Benim odağımda gazete var, basın var. Ülkemizin yangından kurtulmak için tüm yurttaşların özgür ve yapıcı sesine ihtiyacı var. Sırayla herkesin ve her sesin susturulduğu bir sürecin ne anlama gelebildiğini tarih bize gösteriyor.