Sur davasında saldırı

Sur davasında "sanıklar" asker ve polisin saldırısına uğradılar, heyet seyretti

AGÎRE JÎYAN
Perşembe, 29 Aralık 2016 (9 yıl 3 ay önce)

'Evde mahsur kaldık annem öldürüldü ben de yargılanıyorum’



 



Sûr’daki yasak sırasında 104 gün boyunca mahsur kalan sivillerin yargılandığı davanın duruşmasında savunma yapan yurttaşlar, yaşadıkları işkenceyi anlattı. Sûr’da katledilen Fatma Ateş’in tutuklu kızı Sinem Ateş, ‘Sivil olduğumuz bilinmesine rağmen evimiz bombalandı. Sûr’daki evimizde bulunduğumuz için suçlanıyoruz. Hem evimizi yıktılar hem annemi öldürdüler. Şimdi de müebbet ile yargılanıyoruz. Sûr’da savaş suçu işlendi’ dedi. Savunmalar sırasında tutuklular, asker ve polislerce darp edildi. Duruşma yarına ertelendi



 



Amed’in Sûr ilçesinde ilan edilen “sokağa çıkma yasağı” sırasında 104 gün süren çatışmalar nedeniyle ilçede mahsur kalan ve aralarında kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Mazlum Dolan’ın da bulunduğu 32’si tutuklu 40 kişi hakkında açılan davanın ilk duruşması Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. 20 sanık hakkında “Devletin birliği ve bütünlüğünü bozmak” suçlamasıyla “ağırlaştırılmış müebbet”, aralarında Mazlum Dolan’ın da bulunduğu 20 kişi hakkında ise “Örgüt üyesi olmak”, “Örgüt propagandası yapmak” ve “Toplantı gösteri yürüyüşleri kanuna muhalefet” suçundan açılan davada sanıklar Kürtçe ifade verdi.



 



‘Evimde mahsur kaldım’



 



Tercüman aracılığıyla ifade veren sanıklar, Sûr’da silahlı çatışmaya katılmadıklarını ve çatışmalar nedeniyle mahsur kaldıklarını belirterek, üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmedi. Kürtçe savunma yapan Ahmet Karatay, “Benim evim Sûr’da. 70 gün boyunca orada mahsur kaldım. Evime top mermisi isabet etti. 4-5 genç gelip beni kurtardı. Onlar sayesinde hayattayım. Üzerime atılı suçlamaları ve aleyhime olan beyanları kabul etmiyorum” dedi.



 



‘Polisler işkence yaptı’



 



Tutuklu yargılanan Bedri Oğuz da, kalp ve tansiyon hastası olduğunu ifade ederek, “Polis ve savcılıkta ne ifade verdiğimi bilmiyorum” diye belirtti. Sûr’dan çıktıktan sonra askerlerin kendilerini polise teslim ettiğini söyleyen Cengiz Abiş ise, “Polisler bana işkence yaptı. Arkadan kafama tekme attıkları için kendimden geçtim. Beni hastaneye kaldırdılar” diye konuştu.



 



‘Tutuklu olduğum için 5 çocuğum mağdur oldu’



 



Tutuklu olan Dılşad Şengül, avukatı Halkların Demokratik Partisi (HDP) İl Eşbaşkanı Cebbar Leygara’nın Demokratik Toplum Kongresi (DTK) soruşturmasında tutuklandığı için ifade veremedi. Mahkeme başkanının “Neden Sur’da kaldın?” diye sorduğu Emine Abiş ise, “Evim orada, orada doğup büyüdüm. 5 çocuğum var, tutuklu olduğum için çocuklarım ve ben mağdur durumdayız. Tahliyemi talep ediyorum” yanıtı verdi.



 



Eşi havanla katledildi kendi suçlandı



 



Sûr’da devlet güçleri tarafından atılan havan mermisi nedeniyle yaşamını yitiren Fatma Ateş’in eşi Fahrettin Ateş de, “Evime havan mermisi isabet etti. Eşim 13.30’da ağır yaralandı. Valiliğe söylememize rağmen saat 16.00’da geldiler. Üzerimdeki patlayıcı kalıntıları atılan havan mermisi nedeniyle üzerimde kalmış” diye belirtti.



 



‘İşkence ile ifadesi alındı’



 



Tutuklu yargılanan Baran Arslan’ın avukat Lezgin Baybaşin ise, müvekkilinin ifadesinin işkence ile alındığına dikkat çekti. Duruşma verilen öğle arasının ardından savunmalarla devam etti. Tercüman aracılığıyla Kürtçe ifade veren Seniha Sürer, 20 yıldır Sûr’da yaşadığını ifade ederek, şunları aktardı: “Birinci yasakta Sûr’dan çıktım ancak evimizin kapısı kırılmış ve eşyalarımız çalındı. Bu nedenle ikinci yasakta Sûr’dan çıkmadım.



 



‘Hem evimizi yıktılar hem annemi öldürdüler’



 



Evine atılan havan mermisi nedeniyle yaşamını yitiren Fatma Ateş’in kızı Sinem Ateş de, aleyhine olan hususları kabul etmediğini söyleyerek, “Ben tutuklandıktan sonra hakkımda ifade verilmiş. Bu ifadelerde çelişki var. Ben Sûr’da doğdum. Yasak sırasında Sûr’da olduğumuza dair ailelerimiz valiliğe dilekçe verdi. Sivil olduğumuz bilinmesine rağmen evimiz bombalandı. 1992 yılında köyümüz yakıldığı için Sûr’a yerleştik. Buradaki ev dışında başka evimiz olmadığı için çıkmadık. Sûr’da dünyada eşi benzeri görülmemiş bir uygulama yaşandı. Hem annem yaşamını yitirdi hem evimiz yıkıldı. Şu anda hiçbir şey kalmadı. Sûr’daki evimizde bulunduğumuz için suçlanıyoruz. Annem evimize atılan bomba nedeniyle ağır yaralandı. Annem uzun süre ambulans gelmediği için kan kaybından öldü. Tutuklandığımız için annemin cenazesine katılamadık ve yasını tutamadık” şeklinde konuştu.



 



Hem evimizi yıktılar hem annemi öldürdüler” diye konuşan Ateş, “Şimdi de müebbet ile yargılanıyoruz. Sur’da savaş suçu işlendi. Mağdur edildik. Burada yargılananların çoğu sivildir. Yargılanmamız hukuki değildir. Böbrek rahatsızlığım olduğu için ameliyat olmam gerekiyor. Tahliyemi talep ediyorum” dedi.



 



‘Önce asker sonra polis işkence yaptı’



 



Tutuklu İhsan Karatay ise Sûr’da çıktıktan sonra ilk önce askerler ardından polisler tarafından işkenceye maruz kaldıklarını söyledi. ”Silahı başımıza dayayıp bize ‘Sağlık raporu alırsanız sizi öldürürüz’ dediler” diyen Karatay, “İşkence nedeniyle rahatsızlandım, kendimi kaybetti. Epilepsi hastasıyım. Cezaevinde yeterli tedavim yapılmıyor tahliyemi talep ediyorum” dedi.



 



‘Ben gazeteciyim’



 



DİHA muhabiri Mazlum Dolan ise savunmasında, hakkındaki suçlamaları reddederek, “İddianamede başkasına ait ifade ismimim altına yazılmış. Ben DİHA muhabiriyim. Benim evim Sûr’da. Oraya gazeteci kimliğimle gittim. Fatma Ateş isimli teyzemin evinde kaldım. Ben buradan bağlı olduğum ajansa haber gönderiyordum. Bulunduğumuz ortamda patlayıcı kalıntıları olmaması imkansız. Suçlamaları kabul etmiyorum. Tahliyemi talep ediyorum” diye belirtti.



 



Tutuklu Remziye Tosun ile birlikte cezaevinde olan 3 yaşındaki kızı Beritan’ın duruşma salonunda oyun oynaması dikkat çekti.



 



Sûr davasında tutuklulara saldırı



 



Duruşmada, savunma haklarının kısıtlanmasına itiraz eden tutuklular, asker ve polisler tarafından darp edildi. Sanıkların Kürtçe savunma yaptığı duruşmada, söz alan Dilşad Şengül konuşurken, mahkeme başkanı sözünü kesip, “Sanık hikaye anlatıyor” dedi. Şengül, yerine geçmesini isteyen mahkeme başkanına itiraz etti. Mahkeme başkanı jandarmalardan, Şengül’ün dışarı çıkartılmasını istedi. Buna itiraz eden Şengül ve diğer tutuklulara, jandarma ve polis saldırdı. Saldırı sırasında tutuklu Remziye Tosun yerlerde sürüklenirken, yanındaki 3 yaşındaki kızı Beritan da elinden alınarak içeri götürüldü. Yakınlarının darp edildiğine itiraz eden aileler de darp edilerek dışarı çıkarıldı. Duruşma salonunda mahkeme heyeti, savcı ve avukatlar ile polis ve askerler dışında kimse kalmadı.



 



Duruşma yarına ertelendi



 



Sanıkların büyük çoğunluğunun Kürtçe savunma yaptığı davada, 6 kişi dışındaki tüm sanıkların savunmaları alındı. Mahkeme heyeti duruşmaya yarın devam edilmesine karar verdi. (Özgürlükçü Demokrasi)