2017'yi karşılarken...

'Umut', kuşanmamız gereken ilk silah bugün!..

GÜNCEL
Cumartesi, 31 Aralık 2016 (9 yıl 3 ay önce)

2016, hatırlamak dahi istemeyeceğimiz, aklımıza geldiğinde de “lanetleyerek” anacağımız berbat bir yıl olarak geçti...



 



2017'nin 'daha farklı' olabileceğine dair umut veren belirtiler de yok ortada, olanlar da şimdilik çok zayıf.



 



Buna rağmen 'umut'luyuz!..



 



Çünkü 2016'da yaşadığımız ve 2017'de de süreceğini öngördüğümüz karanlık ve kaos, tarihsel bakımdan ömrünü doldurmuş bir sistemin genel çürüyüşüne yeni boyutlar ekleyen 'ara' bir formülün de -neoliberalizm- iflasından kaynaklanıyor. Dolayısıyla, ezilen insanlık için yeni tehlikeler ve acılar kadar yeni fırsatları da içinde taşıyor. Zaten tarihteki bütün büyük altüst oluşlar da kanlı savaşlar kadar devrimler de hemen hemen hep böylesi kesitlerde yaşanmış.



 



“Umudumuz”un bir ayağını bu tarih okuması oluşturuyor; onun geleceğe dönük yüzünde ise tarihsel bakımdan ömrünü tamamlamış çürüyen bir sistemi hiçbir gücün ayakta tutamayacağını bilimsel kanıtlarıyla ortaya koymuş olan devrimci dünya görüşümüzün bizlere kazandırdığı bilinç açıklığı yatıyor.



 



Kaldı ki bu kesitte, 'umudu kuşanmak' bir bakıma zorunluluk; şimdilik elimizde olan en büyük silah! Bu yüzden zaten sınıf düşmanlarımız, attıkları bütün adımlarda öncelikle elimizden bu silahı, yani umudu almaya oynuyorlar. Bizleri umutsuzluğun, karamsarlığın, yılgınlığın dipsiz kuyusuna yuvarlamayı hedefliyorlar.



 



Onun için 'umut' onlara karşı kuşanmamız gereken bir silah bugün!



 



Onun için, gelişindeki bütün uğursuz belirtilere karşın 2017'yi umudu kuşanarak karşılıyoruz.



 



Yoldaşımız Adnan Yücel'in unutulmaz dizelerinde dediği gibi:



 



iyi ki silahlanmışız acılara karşı




türküsüz çıkmamışız yollara



ekmekten ve gömlekten önce



aşk



ve sevinç doldurmuşuz koynumuza



iyi ki koparmamışız çiçekleri



sevgiyi öfkesiz takmışız yakamıza



 





hani ağlamasın diye başaklar




yüreğimizi biçerek çıktık tarlalardan



şimdi yürümek zamanıdır dedik



yepyeni sonsuzluklara



yepyeni güzelliklere doğru




meğer



ne çok düşmanı varmış güzelliğin 




 



öyle uzak öyle uzak ki sabahlar



ne hayalden geliyor sesi



ne düşten



bir demet çaresizlik olmuş her sabah



intihar karşılığı toplanıyor güneşten 




 



ey acılara tat veren güzellik




yüreğimize hoş geldin



geldin de



çiçekli dallara döndürdün öfkemizi



artık ister dolu yağsın ömrümüze




isterse kar



biz ki bildikten sonra sevmeyi



bütün sabahlar



acı renginde olsa ne çıkar...