"Genel grevden başka hiçbir çare yok. Genel grev kararı alacaksın ve üretimi durduracaksın!..."
* Asgari ücret tartışmaları gündemde. Devlet yetkilileri sıfır zam diyorlar. Asgari ücret konusunda ne düşünüyorsunuz?
Asgari ücret işçilerin kölece yaşadığı bir ücret sistemidir. Asgari ücretle çalışan hiçbir işçinin emeğinin karşılığı verilmiyor. Bu para bir ailenin mutfak masrafına bile zor yetiyor. Sıfır değil de 100 lira, 200 yüz lira verse de ona buna yaptıkları zamlarla geri alıyorlar.
* 1300 lira üç ya da dört kişilik bir ailenin ne kadarlık bir giderini karşılar?
Kendimden örnek vereyim. Ben bin 100 lira kira ödüyorum. Bu kirayı ödeyen bir insana bin 40000 lira nasıl yeter? Elektriğidir, doğalgazıdır, suyudur, mutfağıdır… Çevremdeki insanlara da yetmiyor.
* İşçiler bu duruma neden ses çıkarmıyor?
Sistemin dayattığı korku ve baskıdan dolayı kimse zaten sesini çıkarmıyor. Aslında en çok işçi sendikalarının bu duruma el atmaları lazım. Büyük bir eylem yapabilirler. Herkesin katılacağı bir şey olursa bence işçiler bunu da gözardı etmez ve katılırlar. Tek kişiyle olmuyor ama genel bir şey olursa da herkesin katılacağına da inanıyorum.
* Bugüne kadar sendikalar bir dizi eylem yaptılar. Bu eylemleri yeterli görüyor musunuz?
Asla yeterli görmüyorum. Hem sendikalardan hem de işçiler kaynaklı hatalar var. 10 yıldır işçiyim. Kendi çalışma arkadaşlarımdan da görüyorum, “gitsek ne olacak…” diyorlar. İşçiden de kaynaklanan şeyler var. Sendika böyle bir alan hazırladıysa ve ben gitmiyorsam bu benim eksikliğimdir. İşçilerin güçlü bir ses çıkarması gerekmektedir.
* Sendikaların tabana dönük bir örgütlenme çalışması yaptığına inanıyor musunuz?
Hayır inanmıyorum. İşçi sendikalarının birçoğu devlet sistemiyle beraber çalışıyor. Onların verdiği karara uyuyor.
* Bu konu hakkında bir mesajınız olacak mı?
Artık susmanın zamanı değil. Herkesin bütçesi açlık sınırının altında. Kendisini geçindirecek bir gücü yok. Sosyal yaşam tamamen bitmiş bir durumda. Köle gibi çalışıyoruz. Sendikaların işçileri örgütlemesi ve basın-yayın yoluyla iç içe geçirerek bunu duyurmaları gerekir.

* Asgari ücret tartışmaları gündemde. Devlet yetkilileri sıfır zam diyorlar. Asgari ücret konusunda ne düşünüyorsunuz?
Zaten açlık sınırının altında yani. Vergiden muaf tutulma durumu var, biliyorsunuz. Düşünün artık açlık sınırının altında çalışıyorsunuz. Şu anki uygulamalarla açlığın da altında bir duruma düşüyorsunuz. Her zaman memurun ve işçinin yanında olduğunu iddia eden AKP iktidarı yine bu şekilde yüzde sıfır düşüncesiyle çalışanları açlığa ve yoksulluğa mahkûm etmiş durumda.
* 1400 lira bir işçi ailesini geçindirebilir mi?
Geçindiremez. İçeri bile girer. 1400 lira; ortalama bir ev kirası 600 lira. Elektrik, su, doğalgaz faturalarının da 300 lira geldiğini varsayarsak 900 lira bir para yaptı. Kaldı 400 lira. İki de çocuğunuz olmuş olsa, hani bunun Pazar parası, ekmek parası? Hani bunun okul masrafları? Asgari ücretin değil bin 500 lira, 3 bin 500 lira olması gerekir.
Ben Türk-İş’in tavrını da beğenmiyorum. Bin 300’den bin 600’e çıkarmaya çalışıyor. Yapmış olduğumuz hesaba baktığımızda geçinebilmek için asgari ücretin en az 3 bin-3 bin beş yüz lira olması lazım.
* Bugüne kadar asgari ücret için sendikalar eylem ve etkinlikler yaptı. Bu eylem ve etkinlikler yeterli mi, yeterli değilse nasıl bir çalışma yapılmalı?
Ülkemizin içinde bulunduğu durum zaten çok kötü şu anda. Suriye olaylarına bakıldığında görülecektir. Sendikalar eski aktifliklerini kaybetmiş durumdalar. Dolayısıyla yapılacak eylem ve etkinliklerden çok umudum yok.
* Sendikaların bu durumuna işçiler neden ses çıkarmıyor? Asıl muhatapları kendileri?
O konuda ben de çok şaşkınım ve hayretler içerisindeyim. 15 yıldır işçi ve memurun kanını emen AKP iktidarının bu zulmüne nasıl katlanıyorlar, bin 400 lira gibi bir ücretle nasıl geçinebiliyorlar bilmiyorum. Akıl almaz bir şey ve geçinebiliyorlar. Ek gelirleri olduğunu düşünüyorum. Ben Bursa’da yaşıyorum. Hiçbir masrafım yok, o parayla burada bile geçinmek kolay değilken İstanbul’da yaşayan bir insanın bin 400 lira ile nasıl geçinebildiğine ben akıl sır erdiremiyorum. Ve buna rağmen de hiçbir hak talep etmeden hayatını sürdürmeye devam ediyor.
* Bunu kırabilmek için sizce ne yapmak lazım?
Bunu kırabilmek için genel grevden başka hiçbir çare yok. Ülkede her şey duracak. Devlet ile asgari ücreti konuşacak kurumun sağlam bir kurum olması gerekiyor. Radikal kararlar alması gerekiyor. Genel grev kararı alacaksın ve üretimi durduracaksın. Zaten ölmüş ve bitmişsin. Deri kokarsa tuzlarsınız. Artık tuz kokmuş durumda. Genel grev kararı ile hükümeti bile devirirsin. Ülkenin her yanı kan gölü olmuş.

* Devletin asgari ücret konusunda yaptığı zamma ilişkin ne düşünüyorsunuz?
Benim açımdan öncelikle asgari ücretin saçmalığı söz konusu. Bize dayatılan ağır yaşam koşulları, özellikle ekonomik koşulların ağırlığı, dolara endeksli piyasaları baz alırsak ve buna bağlı olarak ev kiralarını baz alırsak asgari ücretin ne kadar saçma ve komik olduğu ortaya çıkıyor. Elektrik faturam 300 lira geldi. Dünyanın en pahalı elektriğini kullanıyorum ama en düşük asgari ücretini alıyorum. İyice yoksullaşın, yokluk içinde kalın, çaresizleşin ve sonrası sizi kim seçerse onun isteklerini kabul edin deniyor.
Benim için asgari ücretin kendisi anlamsız. Yüzde 20 zam yapsalar ne olacak? Ne değişecek? Yaşam standardının reel değerler üzerinden belirlenmesi gerekir. Bu olmuyorsa sermayenin önüne sürülen kurbanlık koyunlardan bir farkımız kalmıyor. Yarın dişimize bakacaklar, kas gücümüze bakacaklar, boyumuza postumuza bakacaklar. Böyle bir pazar oluşturuluyor. Taşeronlaştırma olayının yeni bir versiyonu olan kiralık işçilikle bağdaştırdığımızda önümüzdeki yaşam koşullarının çok daha kötü, çok daha ağır geçeceğini düşünüyorum. Asgari ücret bende böyle bir çağrışım yapıyor.
* işçi ve emekçiler neden bu dayatılanlara sessiz kalıyorlar?
Kendi çalıştığım üretim alanından yola çıkarak ifade edeyim; işçi arkadaşlarımızla konuşuyoruz. Asgari ücrete zam gelmeyecek, yılbaşında patronun yapacağı zamlardan medet umuyor herkes. Ama bugüne kadar da 20 lira, 30 lira gibi zamlar almışız. Benim bulunduğun yerde işçilerin yan gelirleri var. Bunun yanında yağa ve zeytine para vermiyor. Çok sıkıştığında izin günlerinde ekstra işler yapıyor. Sezonluk tarım işçiliği yapanlar var. Zeytin toplamaya giden kadınların günlük ücretleri 30-40 lira gibi bir para. Az da olsa buradan da bir gelirleri var.
Özgüvenleri yok. Hala kaybedecekleri bir şeylerin olduğunu düşünüyorlar. Bu çarkları kendilerinin döndürdüğünü bilmiyorlar. Bilenler de, “Burada olmaz!..” diyerek birbirine güvenmiyor. Kırdan kente göç edenlerden, Suriyeli göçmelere kadar işçilerin karşısına bir dizi rekabet unsuru konuluyor. Bu koşullarda işçiler işlerini korumak için temkinli yaklaşıyorlar. Birbirlerine düşmanlıkları bile artıyor. Gücünüzü birleştirmeniz gerekirken siz düşmanlaşıyorsunuz.
Birlikte mücadele etmek gerekiyor. Biz işçi sınıfının bir parçasıyız. Sınıfımızı ve düşmanımızı bilerek mücadele etmemiz gerekiyor. Bunları kazandığımızda başaracağımıza inanıyorum.
