Sayımızda umudun nasıl muazzam bir silah olduğunun ve nerede aranması gerektiğinin altını çizmeye çalıştık
Yeni bir yılın başında ‘merhaba’ diyoruz bu kez…
Ancak “yeni” dediğimiz yıl, daha ilk geceden ‘eskisine rahmet okutacağını’ hatırlatarak geldi. Mehter marşıyla çıktıkları Ortadoğu’yu fetih seferinden, bütün tükürdüklerini yalayıp yutmuş olarak İzmir Marşı’yla dönmek zorunda kalanların davetiye çıkardıkları belalar kapıyı çalmaya başladı.
İşin kötüsü, Karlov suikastı, Reina baskını ….bunlar daha işin uvertürü. Sahada bugüne kadar besledikleri çeteleri satıp diplomasi alanında Rusya’yla cilveleşelerek Batılı efendilerine şantaj yapmaya soyunan fırıldaklığın bedelleri kimbilir daha hangi biçim ve boyutlarda uzatılacak önümüze…
Daha şimdiden Arçelik’te, Mersin-ATAŞ’ta, Çorlu-Eurotex’te işçi kıyımı, THY’de TİS’i askıya alarak ücretleri dondurma dayatması, otogaza, köprü ve otoyol geçişlerine zam… biçimlerinde karşımıza çıkmaya başlayan ekonomik krizin faturalarıyla faşist devlet terörü ve saldırganlıkta tırmanmayı beraberinde getiren siyasal-toplumsal krizdeki derinleşme tabloyu tamamlayan diğer ayaklar.
Bunların farkında olunduğu için zaten 2017 pek iyimserlikle karşılanmadı. “Adet yerini bulsun” düşüncesiyle “mış gibi” yapılsa da huzursuz ve karamsar bir ruh hali yaygın.
Biz ise sayımızda ‘umudu’ esas aldık. Gerek geçmiş yılın değerlendirilmesinde gerekse başka makale ve haberlerimizde umudun nasıl muazzam bir silah olduğunun ve nerede aranması gerektiğinin altını çizmeye çalıştık.
Gerçeklerin ve bizleri bekleyen tehlikelerin farkında ve bilincindeyiz elbette. Bu anlamda, ayakları havada, aptalca bir iyimserlikten kaynaklanmıyor bu umut. Fakat ufkumuzu sadece burnumuzun ucunu görmekle de sınırlamıyoruz. Günün gerçekliğinden kopmamakla birlikte ayların, yılların hatta çağların ötesine uzanan bir tarih bilinci ve perspektifiyle bakıyoruz dünyaya ve günde olup bitene…
Onun için diyoruz ki; Umut bizim silahımız, bizler umudun hamallarıyız!…
