OHAL'in uzatılma biçimi bile...

OHAL çelişkili açıklamalar, sahte belge tartışmaları altında 3 ay daha uzatıldı

GÜNCEL
Çarşamba, 4 Ocak 2017 (9 yıl 3 ay önce)

Meclis Genel Kurulu’na getirilmeden önce hükümet temsilcilerince uzatılacağı ilan edilen OHAL, dün gece geç saatlerde Meclis’e getirilen tasarının AKP ve MHP’li milletvekillerince onaylanmasıyla uzatıldı. Buna göre 19 Ocak’ta süresi dolan OHAL, 19 Nisan’a kadar yürürlükte kalacak.



 



15 Temmuz darbe girişimi sonrasında olup biteni “Allah’ın lütfu” olarak tanımlayan Tayyip Erdoğan, hemen ardından OHAL’i “müjdelemiş”ti. Devletin kendi içini düzeltmek için bunun zorunlu olduğu propaganda edilerek, bu halin halka karşı olmadığı döne döne belirtilmişti.



 



3. kere uzatılmasının hemen öncesindeki Bakanlar Kurulu toplantısından sonra açıklama yapan hükümet sözcüsü Numan Kurtulmuş, “OHAL, laf olsun diye çıkarılmış bir karar değildir” diyerek yeniden uzatılacağının mesajını vermişti. Kararı, “Devlete sızma teşebbüslerinin bertaraf edilmesi zorunlulukları da göz önünde bulundurulursa, OHAL gerektiği kadar devam edecektir. Biz de isteriz ki yarın sabah OHAL kalksın” sözleriyle savunan Kurtulmuş, OHAL’i “devletin kendi için yaptığı” argümanına dayandırmaktaki ısrarı sürdürmüş oldu.



 



İşin bir yanını devletin kendi içini düzenlemesi oluşturmaktadır elbette... 15 Temmuz darbe girişimiyle devletin bütünlüğünün tamamen çözüldüğü açıkça ortaya çıkmıştı. Çıkarılan KHK’lerin bir kısmının paramparça olmuş o devletin yeniden tutkallanması için olduğu da belli.



 



Biz her şeyi yaparız!



 



Fakat OHAL’in uzatılması için hazırlanan belgedeki sahtecilik ya da hükümet cenahınca yapılan açıklamalardaki çelişkiler de gösteriyor ki asıl büyük çete, sözmona devleti toparlamak, “çeteleşmiş” halinden kurtarmak için düzenleme yapanların kendisidir…Keza belgede sanki 3 Ocak’ta MGK yapılmış da –böyle bir toplantıya ilişkin resmi bir açıklama olmadığı halde-OHAL kararı orada alınmış gibi bir cümleyi rahatça sarfedenler, buna dair yapılan sahteciliğin açığa çıkması kaygısı bile duymayanlar, kendilerine her şeyi mübah görecek kadar başıbozuk bir çetedir, yönettikleri ülkeye “Muz Cumhuriyeti” muamelesi yapan bir çete…



 



Keza bu çetenin kendi içinde bile birbirinden haberi yoktur. Öyle ki Başbakan OHAL'in uzatılmasınden 1 gün önce konunun Bakanlar Kurulu toplantısında ele alındığını söylerken, yardımcısı Kurtulmuş toplantıda böyle bir gündemin olmadığını söyleyebilmektedir! Yani aslında bu çete içinde bile başka bir çekirdek çetenin olduğunu, bakanlara imzalatılan belgelerin daha sonra karar diye Meclis'e getirildiğinin itiraf etmekten bile çekinmeyecek bir pervasızlıkla hareket etmektedirler. 



 



Sadece bu gerçekler bile OHAL’in esas anlamının, kime ve neye karşı uygulandığının açık teşhiridir: Biz istediğimizi, istediğimiz biçimde yaparız, kimse de sorgulayamaz!



 



OHAL'in esası



 



OHAL’in esas meramını ise bizzat Adalet Bakanlığı verileri ortaya koymaktadır. Bu verilere göre OHAL’li 6 ayda şöyle bir bilanço ortaya çıktı:



 




- 103 bin 850 kişi hakkında işlem yapıldı

- 41 bin 326 kişi tutuklandı, 902 kişi hala gözaltında 

- Kamuda 122 bin kişi hakkında işlem başlatıldı

- 87 bin kişi meslekten ihraç edildi, 35 bin kişi açığa alındı

- 6 aydı sadece bombalı saldırılarda 204 kişi yaşamını yitirdi, 767 kişi yaralandı

- 177 medya kuruluşu kapatıldı

- Yaklaşık 2 bin 500 gazeteci ve medya çalışanı işsiz kaldı

- 144 gazeteci tutuklandı, 780 gazetecinin basın kartı iptal edildi

- 189 gazeteci sözlü ve fiziksel saldırıya uğradı.

- Eş başkanlar Yüksekdağ ve Demirtaş’ın da aralarında bulunduğu 12 HDP’li vekil tutuklandı 

- HDP ve DBP’li 51 belediyeye kayyum atandı. 

- 29 il eş başkanı, 57 ilçe eş başkanı, 4 MYK, 4 PM ile en az 750 HDP’li yöneticisi tutuklandı.

- 3 bin 710 sosyal medya kullanıcısı hakkında adli işlem yapıldı, 1656’sı tutuklandı 

- Kanun hükmünde kararnameler (KHK) ile 104 vakıf ve 1125 dernek kapatıldı