Kartal ABB'de BMİS işyeri baştemsilcisi olan Murat Yokuş ile metal işçilerinin grev süreci üzerine konuştuk
Alınteri: Kendinizi tanıtır mısınız
İsmim Murat Yokuş, ABB BMİS işyeri temsilcisiyim.
Alınteri: Biliyorsunuz OHAL sürecindeyiz. BMİS’in örgütlü olduğu fabrikalarda toplusözleşme görüşmeleri uyuşmazlıkla sonuçlandı. Öncelikle, görüşmeler BMİS’in örgütlü olduğu bütün fabrikalarda mı uyuşmazlıkla sonuçlandı?
ABB Murat Yokuş: Bizim örgütlü olduğumuz fabrikaların yüzde 99’unda görüşmeler uyuşmazlıkla sonuçlanarak grev aşamasına kadar geldi. Net olmamakla birlikte yüzde 30'u ise grev aşamasına gelip sonrasında anlaşma sağlanan fabrikalarda oldu. Ama dediğim gibi çok net olarak bu oranı bilmiyorum. Bugün ayın 11’i, 20’sinde grev kararını uygulamaya başlayacağız. Bu aradaki süre içinde herhangi bir olumlu gelişme olmazsa fabrikalara grev kararını astık ve yasal olarak da greve çıkmak zorundayız. Çıkmazsak sendika olarak yetkimizi kaybederiz. O nedenle dört fabrika olarak -Schneider 2, Enerji ve Elektrik, Cİİ ve ABB- greve çıkacağız.
Alınteri: Toplusözleşme görüşmeleri olumsuzlukla sonuçlandı ve grev kararı alındı. Ama patronlar da grevi kırmak için fabrikalara sandık koyup beyaz yakalıların da oy kullanmasını sağlayarak greve hayır çıkarmak istiyorlardı. Fakat ezici çoğunlukla greve evet kararı çıktı. Burada sormak istediğim şey beyaz yakalıların katılımı nasıldı? Çünkü onlar da greve evet dediler...
ABB Murat Yokuş: Dört fabrikada aynı taslak üzerinden görüşmeler yapıldı. Schneider 2, Enerji ve Elektrik, Cİİ ve ABB olarak uyuşmazlık 28 Kasım’da netleşti. Tabii bu arada görüşmeler de oldu ama çok komik denecek rakamlar üzerinden gelişti ve bunlardan sonra 26 Aralık tarihinde grev kararı alıp 20 Ocakta uygulayacağımızı ilan ettik.
Biz grev kararı aldıktan sonra patronlar da lokavt kararı aldılar. Ama bu uygulama kararı değildi; (bunun yanlış algılanmasını istemiyoruz bunu belirtelim) bildiğimiz kadarıyla bazı ülkelerde lokavt kararı alınması yasal olarak iptal edilmiş ve yasadışı olduğu belirtilmiş. Çünkü lokavt kararını işveren alıyor, grev kararını ise işçiler alıyor. Ve bu lokavt kararı insan haklarını de yok sayıyor.
Beyaz yakalıların iki fabrikada çoğunluğu vardı. Bu iki fabrika Schneider 2 ve ABB’dir. Diğer iki fabrikada mavi yakalı işçi arkadaşların sayısı daha fazlaydı. Beyaz yakalıların çoğunlukta olduğu iki fabrikada patronlar kendi çaplarında görüşmelerini yaptı, biz de temsilci arkadaşlarımız üzerinde grev kararının ne kadar önemli olduğunu beyaz yakalı arkadaşlara anlattık. Ve sandıklardan ezici çoğunlukla evet kararı çıktı. Elektrik'te de beyaz yakalı arkadaşlarımız bu oyuna gelmedi ve orada da ezici çoğunlukla greve evet çıktı. Beyaz yakalı arkadaşlarımız sendikanın ve işçilerin taleplerinde haklı olduğunu gördüler ve greve evet diyerek destek olduklarını beyan etmiş oldular. Bir kez daha kendilerine teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Alınteri: Bu süreç içinde 20 Ocak’a kadar partonlar grevi kırmak için herhangi bir girişimde bulunabilirler mi, bu konuda ne düşünüyorsunuz?
ABB Murat Yokuş: Yasal olarak 20 Ocak’a kadar herhangi bir şey yapamazlar. Greve çıktıktan sonra OHAL süreci hakim olduğundan kaynaklı bakanlığa grevi ertelemek için başvurabilirler. Ama biz grevi uygulamaya geçmeden yapamazlar. 20 Ocak’a kadar kapımız görüşmelere açık. Bunu bugün de söylüyoruz. Yeter ki işçilerin çalışma koşullarını ve ücretlerini daha iyi hale getirmek için adım atılsın. Biz ne işçi ne de işveren düşmanıyız. “20 Ocak’a kadar olumlu görüşme talebi olursa kapımız açık”, bunu söylüyoruz. Yok, bunlar olmazsa 20 Ocak’ta greve başladıktan sonra bakanlığa da başvurabilirler ki hükümet zaten işçi dostu değil bunu da biliyoruz. Ancak bugüne kadar dört-beş fabrikamız greve çıktı hiç biri ertelenmedi. İnşallah bizimki de ertelenmez. Grev başladıktan sonra da işçilerin yüzde 80'inin memnun olacağı bir sözleşmeyi inşallah imzalarız.
Alınteri: Toplusözleşme görüşmelerinde temel olarak anlaşamadığınız talepler nelerdi?
ABB Murat Yokuş: Özellikle üç ana bölüme ayırabileceğimiz konularda anlaşmaya varılamadı. Bunlar 1- Sosyal haklar, 2- Ücretler, 3- Çalışma koşullarının güvencesizleştirilmesi yani taşeronluk, kıdem tazminatları, kirallık işçilik... bunlar ana taleplerimizi de belirliyor.
Kıdem tazminatlarının toplusözleşmeye girmesi, kiralık işçiliğin, esnek çalışmanın hiçbir fabrikada olmaması ve sosyal hakların iyileştirilmesi taleplerimiz. Sosyal hakları şöyle ifade edebiliriz. Dini bayramlarda verilen paketlerin ve maddi desteğin iyileştirilmesi, izinlerin düzenlenmesi, yılbaşı ödülü hediye çeklerinin yükseltilmesi... Ücretlere gelince, yüzde 60'a yakını asgari ücretle çalışıyor. Sosyal hakları çıktığımızda -ki sosyal haklar sendikalı oldukları için kazandıkları eklerdir- ikramiyeleri, yakacak yardımını, çocuk yardımını çıktığımızda işçi arkadaşların çıplak ücretleri asgari ücrete tekabül ediyor. Yüzde 67'si ise fabrika ortalamasının altında kalıyor. Biz, metal sektöründe çalışan işçinin normal çalışan işçilerden bir farkı olması gerektiğini söylüyoruz ve bu taleplerin karşılanması gerektiğini düşünüyoruz. Metal işçilerinin iş koşullarında can güvenliği, meslek hastalıklarına yakalanma oranları daha yüksek o zaman bunun da işçiye bir getirisi olsun istiyoruz. Bu nedenle metal işçilerinin ücretlerinin asgari ücretin üstünde, riski almalarına değecek bir ücret olmasını istiyoruz.

Alınteri: 2014’te de BMİS greve çıkmıştı. Ve hemen grev yasaklandı, BMİS yetkilileri işçilere 'fabrikalara gireceğiz' dediler. Bugüne geldiğimiz koşullar malum 15 Temmuz ve sonrasında OHAL, KHK’lar ve grev, direniş, eylem v.s yasakları hali hazırda mevcut. Bütün bunlara rağmen metal işçileri grev kararlılığını partonların oyunlarına rağmen ezici çoğunlukla verdi. 20 Ocak’ta greve çıkar çıkmaz grev yasağı getirilerse ne yapacaksınız? 20 Ocak’ta greve çıkar çıkmaz grev yasağı getirilerse ne yapacaksınız.
ABB Murat Yokuş: BMİS her zaman kanunlara uyar. BMİS kanunlar çerçevesinde hareket eder. 2014 yılında toplam 39 fabrika greve çıkmıştı. Ve Türkiye’nin çoğunluğunu kapsıyordu. Grev sırasında MESS topluca bakanlığa başvuru yaptı. Yani bu kadar fabrika duracak, sanayiye zarar verecek, ekonomi etkilenecek denilerek bakanlığa başvuruda bulundu. MESS’in eli bakanlar ve devlet kademelerinde sözünün de geçiyor olması bizim grevimizi erteleme kararını aldırdı.
Bugüne geldiğimizde bizim bu grevimiz Türkiye koşullarını zorlaştıracak, ekonomiyi etkileyecek bir grev değil o nedenle de erteleme diye bir şey çıkmasını beklemiyoruz. Biz görüşme masalarında da söyledik. “Grev erteleme kararı çıkarsa mücadele bitmez. Bu bir gözdağı vermek değildir. Grev hakkımız elimizden alınırsa içerde yapacak çok şeyimiz var. Onları hayata geçiririz” dedik kendilerine. Yemeğe yürüyüşle gelmek, boykot etmek, erken paydos etmek, haftada iki gün bireresaat üretimden gelen gücümüzü kullanmak gibi gibi... Bu süreç içinde de bu eylemler yapılıyor fabrika içlerinde ve eğer grev KHK ile yasaklanırsa bu tür eylemleri yükselterek devam edeceğimizi ifade ettik.

Uyuşmazlık netleştiği günden beri iş barışı için elimizden geleni yaptık. Ama bu iş barışının işçinin de memnun olacağı şekilde hayata geçirilmesi için de biz onlara, “Siz grev yasaklarıyla uğraşmayın, biz de grev süreci ile...” dedik ama olmadı. 20 Ocak’ta greve çıktığımızda KHK’larla grevimiz yasaklanırsa yasalara göre hareket edeceğiz. Bir işçinin zarar görmesi sendikanın zarar görmesidir. Bunu istemeyiz. İçeride taleplerimizi dillendirmeye çeşitli eylemliliklerle devam ederiz.
Alınteri: Eğer 20 Ocak’ta greve çıktığınızda KHK’lerle yasaklanır ve işçi iradesi farklı bir şey ortaya koyarsa yani 2014’de Ezot Tezmak örneği var. O zaman sendika ne yapar?
ABB Murat Yokuş: KHK’larla grev yasağı çıkarsa dört fabrika işçilerinin alacağı çoğunluk kararı, işçi temsilcileri ile sendikanın birlikte alacağı karar uygulanacak. Biz sendika olarak işçilerine önem veren dikkate alan ve kararları işçiyle birlikte alan bir sendikayız. Dört fabrikanın çoğunluğu farklı bir kararda ortaklaşırsa sendika yönetimiyle alınacak son karar önemli olacaktır. İşçi iradesi önemlidir.
Alınteri: Teşekkür ederiz, çalışmalarınızda kolaylıklar diliyoruz.