Yasalarınızın hükmü yok!

Hak gaspları ve işkencelerin küçük bir örneği: Elazığ T Tipi'nden Ercan BİNAY'ın mektubunu yayınlıyoruz

GÜNCEL
Cuma, 13 Ocak 2017 (9 yıl 3 ay önce)

2 ocak 2017



 



Sevgili Adil, merhaba



İyi olduğunuzu umuyorum. Art arda yazıyorum size. Yaklaşık bir hafta önce de yeniyıl kartı göndermiştim. O zamanlar Amasya Hapishanesi'ndeydim. Şimdi ise bir başka hapishanedeyiz. Evet bir kez daha sürgün edildik. Madem yeni bir yer, yeniden yeni yılınızı kutlayıp, başarılar diliyorum. Hem yeni adresi bildireyim hem de yeni durumu sizinle paylaşayım istedim.



 



28 Aralık, sabah sabah gelip söylediler, onlara göre sevk bize göre sürgün edileceğimizi… sabah sabah belirsiz bir yolculuk başladı. Malum gizli tutuyorlar, nereye götüreceklerini söylemiyorlar. Sonra söylüyorlar.



 



Sekiz-dokuz saat sonra ulaştık Elazığ T tipine. Akşam karanlığı çökmüştü. Amasya'dan yirmiye yakın insan getirilmişti buraya. Saatlerce sürdü işlemler. Eşyalar talan edildi. Birçoğu örgütsel görülüp el konuldu. Ne mi? Vesikalık ebatta bir çocuk fotoğrafı. Bitmedi, üstelik bu çocuk resmini Adalet Bakanlığı'nın çıkardığı ve ücretsiz bize dağıtılan 'Değer' dergisinden kesip almıştım. Artık varın gerisini siz hesaplayınız. Kelimenin kifayetsiz kaldığı bir diğer yön ise, dosyada bana dair şu yazılı '…örgütü kurmak-yönetmek…' yani bir örgüt olarak ben içeri alınıyorum, örgütsel sayılan resim, kağıt, gazete, dergi… alınmıyor…



 



Neyse eşyalardan sonra sıra bize geldi. Tahmin edeceğiniz gibi çıplak arama yapıldı zorla… adeta inşaat halinde olan koğuşa atıldık… saat gece yarısına geliyordu, herkes koğuşa getirildiğinde. Kısa kısa özetlediğim bunlar üç aşağı beş yukarı her hapishanede aynı. Farklı olanlara geleyim.



 



Alt kata bir tane kamera takmışlar. Gün 24 saat bizi izlemek istiyorlar. Daha önce de T tipi hapishanede tutulmuştum (Bafra) kamera yoktu. Burada gördüm. Bu gözetleme kabul edilemez. Nedenine niçinine dahi girmeye gerek yok. Biz de gerekeni yapıyoruz, kamerayı kapatıyoruz. Onlar söküyor, biz kapatıyoruz… bakalım bu işin sonu nereye varacak.



 



Geleyim çok şeye gebe konuya. Ki bu konu toplamda ele alınmalıdır. Sabah – akşam sayımlarda ayakta tek sıra halinde olmamız dayatılıyor. Bilinen askeri kışlalarda tekmil uygulaması. Bunu da kabul etmemiz söz konusu değil. Kabul etmediğimiz için zor kullanılıyor, şiddet uygulanıyor, küfür hakaret ediliyor… günlerdir bu yapılıyor, bugün yapılanlar yarınların işareti. Yarınlar çok şeye gebe. Çok ciddi sorunlar yaratabilir. Yarın geç olabilir, duyarlı olmak gerekiyor. Herkesin yapabileceği bir şey vardır. Amaçları sayım almak değil. Bizi hizaya çekmektir, kimliksizleştirmektir. Bunun için sabah-akşam olanca gardiyan koğuşa girip küfrediyor-hakaret ediyor, şiddet uyguluyor, darp ediyor… yoksa bir tek gardiyan yeterli sayım almaya.



 



Koğuşta toplam sekiz kişiyiz, hepimiz sandalyede oturuyoruz. Şöyle düşünülsün. Evin bir odasında sandalyeye sekiz kişi oturuyor ve içeri girilip sayılacak hepsi bu. Ama işte dert bu olmadığı için hepsi bu olmuyor. Ayağa kalkıp, sıraya geçmemiz isteniyor. Bunu F tiplerde de dayattılar, yıllarca sürdü bu uygulama o zamanlarda kabul edilmedi, direnildi. Sonradan bu uygulamadan 'vazgeçildi'… burada bir kez daha bu uygulamayla karşı karşıyayız. Durum bu!



 



Sevgili dost, dışarının da durumu içerden farklı değil. Gerçi günlerdir dışarda ne olup bittiğini bilmiyoruz. TV'miz verilmiş değil hala, gazete de getirilmiyor günlerdir. Yıllardır vurguluyoruz sorunun içerisi dışarısı yok. Birbirinden kopuk ayrı ele alınmamalı. Bu temelde ele alırsak sorunları aşarız…



 



Kısa bir yılın, son saatlerini yaşadığımız şu an, bir kez daha yeni yılınızı kutluyorum. Olanca içtenliğimle sizi selamlıyor, sevgilerimi gönderiyorum. Aynı duygular ve içtenlikle yoldaşların da selam-sevgilerini iletiyorum. Başarılar!



 



Ve son dakika notu: Özgürlükçü Demokrasi gazetesini yasaklamış idare… kanunların, yasaların hükmü yok…



 Ercan BİNAY



T tipi hapishane, B3, ELAZIĞ