Bu sayımızda da saldırıların kapsam ve sonuçlarına olduğu kadar direniş dinamiklerine vurgu yaptık
Yeniden merhaba. Yeni sayımız Meclis’te Anayasa ve başkanlık sisteminin tartışıldığı koşullarda hazırlandı. OHAL halinin kalıcılaşmasını hedefleyen ve kaşla göz arasında geçirilen bu düzenlemeler, deyim yerindeyse “artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı” bir siyasal iklimin yeni bir sıçrama noktasını ifade ediyor. Sayımızın eksenini, içeriğini bu gündemle birlikte “umudun”, çıkış yolunun nerede olduğunu gösterme yaklaşımıyla belirledik.
Sayfalarımızda OHAL ve KHK’larla yapılıp edilenlerin toplumsal sonuçlarını ve bu saldırganlığa karşı birleşik mücadelenin öneminin altını çizen “OHAL ve KHK’ların toplumsal sonuçları” yazısı gibi yazılar bulacaksınız.
Kutuplaşmanın artık çok daha keskin boyutlarda hissedileceği ve iç savaş dinamiklerinin daha fazla kışkırtılacağı böylesi bir süreçte işçi sınıfı yoğun saldırılar altında metal grevine doğru gidiyor. Bu grev sınıfın birleşik mücadelesi açısından kritik anlamlar taşıyor. İşçi sınıfı mücadelesi içinde metal işçilerinin taşıdığı ağırlığı ve tarihin kritik dönemeçlerinde oynadıkları rolü metal işçilerinin grevini de dikkate alarak bir kez daha hatırlatmak istedik.
Sayımız bu açıdan gerek tarihsel deneyimler gerekse metal işçilerinin sınıf mücadelesindeki yeri ve 20 Ocak’ta sendikal bürokrasinin OHAL yasağına takılıp kalmaması durumunda gerçekleşecek grevi bütünlük içinde ele almaya çalıştı. Gerek DSB köşemizde, gerek orta sayfamızda ve gerekse işçi gündemi sayfalarımızda bu gündeme yer verdik. İşçi sayfalarımızda derlediğimiz direniş ve saldırı haberleri sınıfın hem nelerle karşı karşıya olduğunu hem de alttan alta nasıl bir öfke biriktirdiğini gösteriyor.
Agire Azadi sayfasında yer alan “Maskeli Perinçekler” yazısı, Kürt mücadele tarihini küçümseyen ve onun bir ulus olarak bağımsız politika yapma hakkını görmezden gelen kimi “sosyalist” çevrelerin ve Kemalistlerin sergiledikleri milliyetçi sosyal şoven hezeyanlarının temelinin asıl olarak Kürt düşmanlığına dayandığını ifade eden önemli bir yazı. Roboski Heykeli’nin yıkılmasının tarihsel anlamını teşhir ettik.
Kadın emeğinin ve ruhunun sisteme demirlenmesi için ardı ardına yapılan düzenlemelerden biri olan torunlarına bakan büyükannelere teşvik parası verilmesini irdeledik.
Kültür sanat sayfamızda geçtiğimiz günlerde yitirdiğimiz Marksist yazar Jonh Berger’i anlatan bir yazıyla, kadının özgüveninde cisimleşen direngenliği işleyen “Güneş Ülkesinin Sultanı” yazısına yer verdik.
Siyasal-ekonomik saldırılarla bu saldırılara karşı verilecek mücadelenin hangi dinamikler üzerinden filizleneceğine işaret ettiğimiz sayımızı ilgiyle okuyacağınızı umut ediyoruz. Bir dahaki sayıda buluşmak üzere…
