'Bu davaları açanlar yargılanmalı'

Avukat Kazım Bayraktar, Alınteri okurları ve Yapı Sanatevi çalışanlarının yargılandığı davanın 2. duruşması görüldü

GÜNCEL
Salı, 17 Ocak 2017 (9 yıl 3 ay önce)

Alınteri okurları, Ankara Yapı Sanatevi çalışanları ve Ethem Sarısülük ile 10 Ekim Ankara Katliamı davalarına da bakan Avukat Kazım Bayraktar hakkında Türk Ceza Kanunu 314/2, Terörle Mücadele Kanunu 5/1, 7/2, 5/9’uncu maddeleri kapsamında açılan davanın ikinci duruşması bugün sabah saat 09:00’da Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi duruşma salonunda gerçekleştirildi.



 



Duruşmaya Avukat Kazım Bayraktar’ın meslektaşlarının yoğun ilgisi ve katılımı gözlemlendi. Heyetin ve yargılanan kişilerin hazır bulunduğu duruşma kimlik tespitlerinin yapılmasıyla başladı.



 



Avukat Kazım Bayraktar duruşmaya 16 sayfalık bir savunmayla katıldı, savunma için hazırladığı belgeleri de mahkeme heyetine yazılı olarak sundu. Savunma için sunduğu belgeler arasında 2010-2011 yıllarında müvekillerine açılan ve beraat kararı verilen davaların dosyaları ile Kasım 2010 yılında kaybettiğimiz Avukat İbrahim Açan’ın gerek avukatlık yıllarında takip ettiği davalarda yaşanan hukuksuzlukları gerekse albaylık yıllarındaki gözlemlerini anlattığı “Burada Hukuk Geçmez” kitabı da vardı.



 



Bayraktar yaklaşık bir saat süren sözlü savunmasında özetle şunları ifade etti.



 




Öncelikle bu davanın açılışının, telefon dinlenmeleri, fiziki takip kararlarının verildiği tarihlere baktığımızda Gezi olaylarının başlangıç tarihine denk gelmesi dikkat çekicidir. Gezi ayaklanmasında polis tarafından vurulan Ethem Sarısülük dava süreçleri, bu süreçlerde duruşmada yaptığımız hukuki konuşmalar, bu konuşmalardan pasajlar alınıp yorumlanarak, bu yorumlarla ‘terör örgütü’ bağlantısı iddiası ile açılmış bir dava olduğunu görüyoruz.



 



Hem mahkeme salonlarında hem mahkeme sonrasında adliye önünde basına kamuoyuna yaptığımız basın açıklamaları yorumlanarak avukatlık mesleğim gereği yaptığım şeylerden ‘örgüt propagandası’ suçlaması yapılmaya çalışılarak dava açılmıştır. Bunların hiçbirisini kabul etmemekle birlikte asıl bütün bunları yorumlayarak örgüt bağlantısı kurmaya çalışanlar hakkında ‘görevini kötüye kullanmaktan’ dava açılmalıdır.




 



Bayraktar, “Benim yaptığım konuşmaların ya da verdiğimiz röpotajların Alınteri web sitesinde yayınlanması ile yasadışı TİKB örgütü ile bağ kurulmaya çalışılmıştır. Ethem Sarısülük ve ailesinin avukatıyım. Sadece ben değil yüzlerce avukat arkadaşım müdahildir. Sadece Alınteri sitesinde değil birçok gazetede, TV’de Ethem Sarısülük’ün dava haberleri, konuşmalarımız çıkmıştır. Bu anlamıyla itham edildiğimiz iddianın bir gerçekliği yoktur"  sözleriyle devam etti.



 



Fiziki takipler için ise Bayraktar şunları belirtti:



 




Büromun karşısına mobese yerleştirip 24 saat gözetlenmiş ve iddia edildiğine göre müvekkillerimden Yunus Özgür ve Burhan Çoban’ın ne zaman, saat kaçta geldiği, kaçta çıktığı, kiminle çıktığı dakika dakika tespit edilerek ‘yasadışı örgüt üyeliği’ suçlamasında bulunulmaktadır. Ben bir avukatım, müvekkillerim de zaman zaman büroma gelirler. Birlikte bir cafede oturup yemek yemek, çay içmek suç değildir, Böyle bir şey kabul edilemez.




 



Bayraktar telefon konuşmalarının dinlenmesine ilişkin ise şunları ifade etti:



 




Benim telefonlarım dinlenmiş, bunlardan tapeler oluşturulmuş. Tapelerde H. Selim Açan ile yaptığım konuşmalardan ‘terör örgütü’ bağlantısı çıkarılmış! Ki ben H. Selim Açan’ın da avukatıyım. H. Selim Açan’ın babası İbrahim Açan, ‘80’li yıllarda avukatlığa yeni adım attığım sıralarda tanıştığım, aynı avukatlık bürosunu paylaştığım hem meslaktaşım hem de saydığım, sevdiğim, değer verdiğim bir dostum, arkadaşımdır. H. Selim Açan da oğludur.



 



H. Selim Açan hem müvekkilimdir hem de yurtdışına gidip geldikçe görüştüğüm biridir. H. Selim Açan ile olan telefon görüşmelerim, Gezi sürecinde polis tarafından vurularak öldürülen, yaralananların aileleri, İHD, ÇHD, TTB gibi kurumların da temsilcilerinin içinde olduğu heyet ile yurtdışına gidildiği esnada, yurt dışında nerelerle görüşebileceğimiz konusunda yardım etmesi için yaptığımız görüşmelerdir. Bununla nasıl ‘terör örgütü’ bağlantısı kurulabildiğini anlamak mümkün değil.




 



Kazım Bayraktar savunmasına şu sözlerle devam etti:



 




İddianamede Alınteri gazetesi ve Yapı Sanatevi yasadışı TİKB örgütünün açık alanda faaliyet gösteren gazetesi ve derneği olarak itham edilip, Alınteri.net sitesinde konuşmamız çıktığında, Yapı Sanatevi’nin etkinliğine davet edilip katıldığımızda TİKB örgütünün propagandasını yapmakla, ilişkilenmekle suçlanmaya kalkılıyor. Bu nedir? Yasadışı örgütün açık alan faaliyeti nedir? Her şeyi yasalara uygun, açılmasına yasal olarak izin veriliyor, buralara gidildiğinde karşımıza yasa dışı örgüt suçlaması getiriliyor! Bunun kabul edilebilir bir yanı yoktur. Alınteri gazetesi, Yapı Sanatevi yasal bir gazete ve dernektir.



 



Son olarak davanın açılması, teknik takip kararı verilmesi hukuki gözle baktığımızda doğru değildir. Üstelik bu soruşturmada, teknik takipleri başlatanlara baktığımızda, araştırdığımızda ise biri 10 Ekim Ankara Gar önü patlamasında kusurlu bulunmuş ve Sincan Cezaevi’ne savcı olarak sürgün edilmiştir. Dava sürecindeki hakim ve savcılara baktığımızda ise 15 Temmuz sonrasında FETÖ bağlantısı ile tutuklanmışlar ve şu an cezaevinde bulunmaktadırlar.




 



Avukat Kazım Bayraktar yaptığı savunma sonunda “bu davanın düşürülmesi ve beraat kararı verilmesini istiyorum” dedi.



 



Kazım Bayraktar’ın savunması bittikten sonra diğer “sanıklar” da savcılıkta verdikleri ifadelere ekleyecekleri bir şey olmadığını söyleyerek, beraat kararı verilmesini talep ettiler.



 



Savunma avukatları müvekkillerin savunmalarına katıldıklarını belirterek, mahkeme heyetinin tüm müvekkiller için berat kararı vermesini talep ettiler. Savunmalarını daha sonra yazılı olarak mahkeme heyetine sunacaklarını söylediler.



 



Mahkeme heyeti, yurt dışında bulunan H. Selim Açan’ın adresinin tespiti için emniyete yazı yazılması ve duruşmanın 28 Mart 2017 tarihinde görülmesine karar verdi.  



 



10 Ekim Ankara Katliamı’nda ölümsüzleşen İnşaat-İş kurucu ve yöneticileri Serdar Ben ile İsmail Kızılçay da bugün görülen dava kapsamında yargılananlar arasındaydı.