Hayvanlar üzerinden bile kutuplaşılıyor!

Toplumsal kriz her fırsatta toplumsal kutuplaşmayla yansıyor, hayvanlar bile bu kutuplaşmanın tarafı!

GÜNCEL
Salı, 17 Ocak 2017 (9 yıl 3 ay önce)

Toplumsal krizin en sarsıcı ifadelerinden biri intihar ve cinayetlerse diğeri de kutuplaşma ve bu kutuplaşmanın her fırsatta farklı biçimlerle kendisini kusmasıdır. Son 1 ayda biri esnaf diğeri işçi iki kişi ödeyemediği borçları için intihar etti. Yaşanan son iki kadın cinayetinde kadınların aileleri de hedeflendi.



 



Bombaların patladığı, insanların sosyal medya paylaşımları dolayısıyla zindanlara tıkıldığı, on binlerce kişinin çalışma hakkının gasp edildiği, sürekli teşvik edilen ihbarcı ağının azımsanmayacak bir toplumsal taban kazandığı bu koşullarda, toplumsal tedirginliğin giderek derinleştiği açık. Tarihsel gericilik birikiminin kışkırtılması, ihbarcılığın teşviki bir tarafı tedirgin ederken ve olup bitene karşı toplumsal bir tutum örgütleyememenin “çaresizliğini” derinleştirirken, kutbun diğer tarafını da saldırganlaştırmakta, eline geçen her fırsatı bu saldırgan psikolojiyi kusacağı bir zemine dönüştürmesine neden olmaktadır.



 



Hayvan düşmanlığı!



 



Bu kutuplaşma sadece rejimin kışkırttığı yapay gündemler ve farklılıklar üzerinden olmayıp, herhangi bir konuda da ortaya çıkabilmektedir. Son zamanlarda ardı ardına yansıyan haberlerden hayvan severler-hayvanlara eziyet edenler ve onları koruyanlara saldıranlar şeklinde bir kutuplaşmanın yaşanıyor olduğuna tanıklık ediyoruz. Yansıyan örnekler toplumsal krizin hezeyan haline dönüşerek çürümeye doğru ilerlediği duygusu yaratıyor insanda… Onuru rencide edilen, ekmeği küçültülen, özgürlük duygusu silikleşen bir toplumun ses çıkaramadığı oranda kendi içine nasıl patladığının, dahası öfkenin savunmasız hayvanlardan nasıl çıkarıldığının resmi olan bu gelişmeler, aynı zamanda gericileşmenin ulaştığı boyutun da bir parçasıdır.



 



Sadece birkaç örnek…



 



Sadece son bir haftada yaşanan vakalar bu açıdan son derece düşündürücüdür. Türkiye artık sadece insanların birbirine tahammül edemedikleri bir ülke değil, hayvanlara sadistçe davranılan hatta tecavüz gibi alçakça bir saldırıda bile bulunulabilen, hayvanları koruyanların ise saldırıya uğradıkları bir ülke…



 



Geçtiğimiz günlerde Üsküdar-Ünalan’da iki genç buz gibi soğuk havada kedilerin sığınabilecekleri barınaklar yapmak istedikleri için mahallede bir grubun saldırısına uğradılar.



 



Hemen ertesinde Kadıköy-Moda’da kediler için kaldırıma barınak yapan psikolog Alper Engeler, Hızır Erdoğan isimli kişi tarafından bıçaklı saldırıya uğrayarak katledildi.



 



İzmir/Bornova’da kedileri besleyen Ergün Erk’e bir kadın “balkonumu kirletiyorlar” diyerek saldırdı.



 



Köpeği arabaya bağlayıp sürüklemek!



 



Bir süre önce Ankara Batıkent’te bir kişi kangal cinsi bir köpeği 06 LGF 83 plakalı arabasının arkasına bağlayıp sürükleyerek gezdirdi. Vatandaşlar aracı durdurup polis çağırdı ve neden böyle yaptığı sorulduğundaysa kendilerine , "köpek benim değil mi, istediğim gibi gezdiririm" diye cevap verdi. Olay yerine gelen çocuğun babası da "Ben bu köpeği Sivas’tan getirdim, bacakları açılsın diye böyle yapıyorum, kimse karışamaz" diyecek kadar garip bir yanıt verdi.



 



Köpeğin kulağını kesmek



 



Bugün ise Facebook'ta Hasan Kuzu ve Neşet Yaman ismini kullanan iki cani, yavru köpeği bağlayarak kulaklarını kestiklerine dair fotoğraf paylaştı.



 



Görüntülerin Isparta'da çekildiği belirtilirken hayvan hakları savunucuları saldırganların bulunmasını istedi.



 



İçin için toplumsal çürüme



 



Ekonomik-siyasal-kültürel kriz derinleştikçe ve bizzat rejim tarafından kışkırtılan toplumsal kutuplaşmayla bu kriz öğeleri birleşerek toplumsal krizi derinleştirdikçe Lenin’in “Eğer bir toplumda, devrim ve toplumsal değişim için koşullar olgunlaşmışsa, ama bu değişimi gerçekleştirecek bir güç yoksa, o toplum için için çürümeye başlar” sözlerinin güncel yansıması olan bu tablo, gelecek açısından ciddi bir alarmdır.