İşçilerin grev hakkının gaspedildiği bu günlerde patronlara sunulan peşkeşlerinse çapı büyütülüyor
OHAL’i işçi ve emekçilere karşı kılıç gibi kullanan rejim sıra patronlara gelince yasal zorunlulukları da takmaksızın kıyak üstüne kıyak yapıyor. Bugün yayınlanan 684 sayılı KHK’nın 9. maddesi kamu varlığı ve imtiyazlarının Varlık Fonu’na devrini içeriyor. Sayıştay denetiminin dışında tutulan Varlık Fonu’na 6 Ocak 2017 tarihli KHK'yle de Milli Piyango ve çok sayıdaki kamu varlığı devredilmişti. 17 gün sonra Resmi Gazete’de yayınlanan son KHK’yla, devredilen kamu varlıklarının sayısı arttırıldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım ile Bakanlar Kurulu'nun imzasını taşıyan ve 13 maddeden oluşan 684 sayılı KHK’nın 9. Maddesiyle hemen hemen aklımıza gelebilecek tüm kamu işletmeleri, varlıkları ve imtiyazları Varlık Fonu’na devrediliyor:
MADDE 9 – 19/8/2016 tarihli ve 6741 sayılı Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketinin Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.
d) İktisadi devlet teşekküllerinden, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıkları ve iştiraklerindeki kamu paylarından, sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası Devlete ve/veya diğer kamu tüzel kişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu paylarından, sermayesinin tamamı kamuya ait olan ticari amaçlı kuruluşların sahip olduğu hisse ve varlıklardan, Devletin diğer iştiraklerindeki kamu paylarından ve Hazineye ait paylardan Bakanlar Kurulu tarafından Türkiye Varlık Fonuna aktarılmasına veya Şirket tarafından yönetilmesine karar verilenlerden,
Metal grevlerinin yasaklandığı, asgari ücrete neredeyse sıfır zammın yapıldığı, Zorunlu BES’le sosyal güvenlik sisteminin tasfiyesinin düğmesine basıldığı, kıdem tazminatının gaspının bir kez daha gündemleştiği bu koşullarda patronların yatırımlarının desteklenmesi için hibe edilecek paraların biriktiği bir fonun şişirilmesi, nasıl bir saldırganlıkla karşı karşıya olduğumuzun anlaşılması açısından manidardır. Yaşanan ekonomik krizin derinliğini olduğu kadar, sıkışmanın boyutlarını da gösteren bu peşkeşin, metal grevlerinin yasaklandığı bu günlerde yapılması ise ayrıca manidardır. En azından işçi sınıfının üzerinde düşünmesi açısından bu böyledir.
Hükümetin OHAL KHK’sıyla böyle bir düzenleme yapması yasal olarak mümkün değil aslında. Çünkü bu tür ekonomik “önlemler” OHAL KHK’larının kapsamı içine girmiyor. Fakat anlaşılan o ki yeni Anayasa’da “partili cumhurbaşkanına” verilen yetkiler daha şimdiden fiilen uygulamaya sokulmuş durumda. Öyle ya sözkonusu Anayasa’ya göre bu Cumhurbaşkanı bütçeyi hazırlayacak, vergi ya da teşvikler konusunda doğrudan yetkili olacak dahası "ekonomik istikrarsızlık koşullarında" OHAL ilan edebilecek!
Varlık Fonu’nun kurulması başlı başına bir sorunken şimdi bu fonun bizim vergilerimizle oluşan kurumları yutması, devletin yine vergilerimizden oluşan o bütçesinin önemli bir kısmını buralara ayırması hükümetin neoliberal sömürü ve yağmada gözüdönmüş bir yaklaşımla hareket ettiğini bir kez daha açıkça ortaya koyuyor.