Kurtulmuş'tan tehdit ve itiraf

Kurtulmuş bugünkü açıklamasıyla "evet" için her türlü kirli-karanlık işin yapılacağını ilan etmiş oldu

GÜNCEL
Salı, 24 Ocak 2017 (9 yıl 3 ay önce)

Partili Cumhurbaşkanlığını ve tüm devlet gücünün, hatta bütçenin ya da vergilendirmeye ilişkin esasların belirlenmesinin bile bu cumhurbaşkanının yetkisine verilmesini içeren yeni Anayasa’nın referandumda nasıl onaylatılacağı yapılan açıklamalarla giderek netleşiyor. Sürecin tıpkı 7 Haziran seçimleri sonrasında olduğu gibi kaos ve istikrarsızlık korkusunun derinleştirilmesini sağlayacak icraatlarla iç içe geçirilerek yürütüleceğinin işaret fişeklerinden biri AKP’nin “yumuşak gücü” olarak tanımlayabileceğimiz Numan Kurtulmuş’un sözleriyle çakıldı bile.



 



AA’daki bir söyleşisinde,



 




Bu yeni bir süreç. Türkiye 2015'in temmuz ayından bu yana artarak bir terör saldırısıyla karşı karşıya. Terör saldırıları DEAŞ, FETÖ ve PKK'dan geliyor. Türkiye ağır bir terör tehdidiyle boğuşuyor. Çok başarılı bir terörle mücadele ortaya konuluyor. Bu örgütlerin hepsi işbirliği yaparak, Türkiye'yi her türlü terör saldırısıyla karşı karşıya bırakabilirler. Suikastlar, canlı bombalar devam edebilir. Arkasındaki güçlerle Türkiye'nin güçlü bir şekilde yoluna devam etmesini engellemek istiyorlar. Her türlü tedbirlerimizi alıyoruz, referandumda evet oyundan sonra bu terör örgütlerinin hiçbir sesi çıkmayacak hale gelirler. Çok titiz çalışmalar yürütülüyor. Bu terör örgütlerinin referandumdan sonra sesleri solukları iyice kısılacaktır




 



diyen Kurtulmuş, hem bir tehdidi hem de bir itirafı aynı anda dillendirmiş oldu. 7 Haziran seçimlerinden sonra “millet kaosu seçti” diyerek toplumsal bir cehennem yaratmak için elindeki tüm kartları sonuna kadar kullanacağını ilan eden rejim, bu söylemini “referandumdan ‘evet çıkarsa’ bu terör örgütlerinin sesi soluğu da kesilir” diyerek şantaja dönüştürmüş oldu. Bu şantaj aynı zamanda IŞİD’in saldırılarını aslında durdurabilecek güce ya da ilişkilere sahip olduğu ama başkanlık için bir kılıç olarak elinde tutmayı tercih ettiği anlamına gelen bir itiraftır da aynı zamanda.  



 



Elbette sadece bu da değildir. “Terör” kavramına oldukça keyfi ve esnek anlamlar yükleyen rejim, Kurtulmuş gibi bir “yumuşak güç” üzerinden bile özünde tüm muhalefet dinamiklerine karşı saldırılarını nasıl tırmandıracağını da ilan etmiş oluyor. Tabi bununla başkanlık sisteminin aynı zamanda tüm muhalefet dinamiklerine dönük daha kapsamlı bir saldırı anlamına geleceğinin ilanıyla birlikte, tarihsel gericilik birikimine de “evet” yönünde bir teşvik mesajı salınmış oluyor. Nerden bakarsak bakalım oldukça kirli-karanlık ve kanlı tezgahların devreye sokulacağı, bu rejim değişikliği için kendi deyimleriyle “bir iç savaşın” bile göze alındığını anlamalıyız bu açıklamalardan.



 



Onların cephesinden işler böyle yürüyor. Mesele bizim ne yapıp-ettiğimizdir. Yaratılmak istenen korku ve kaos iklimini nasıl parçalayacağımız ve bir an önce kaybedilen sokak inisiyatifini yeniden kazanmak başta olmak üzere, sinmiş toplumsal psikolojiyi nasıl dağıtacağımıza dair somut bir mücadele programı ve kararlılığıyla özneleşebilmemizdir. Bunun adımları atıldığı oranda açık tehditlere varan bu pervasızlığın da hızla irade ve irtifa kaybedeceği açıktır.