Türkiye’nin Türk Metal gibi yönetilmesi...

"Grev hakkı, grev gözcüsü önlüğü, grev çadırı işçinin onurudur"

İŞÇİ SINIFI
Çarşamba, 25 Ocak 2017 (9 yıl 3 ay önce)

Manisa Schneider Elektrik’te çalışan bir işçiyle referandum ve metal grevi üzerine yaptığımız röportajı yayınlıyoruz:





Alınteri: Referanduma neden hayır demek gerekiyor?





ŞK: Türkiye’nin Türk Metal gibi yönetilmesini ister misin? Türk Metal tarzında, tamamıyla tepeden inme yönetime hayır! Sermayenin işbirlikçilerine onların yöneticilerine ve bürokrasisinin istibdat rejimine hayır!



 



Alınteri: Metal işçisinin grevinin yasaklanması hakkında ne düşünüyorsunuz? 



ŞK: Bu kararın altındaki imzalar cumhurbaşkanı, başbakan ve bakanlara ait gözükse de bu karara mührünü vuran, patron sendikası EMİS çatısı altında toplanmış emperyalist sermayedir. Kararda grev yasağına gerekçe olarak milli güvenliğin gösterilmesi gülünçtür ve utanç vericidir. Amerikan General Electric-Alstom, Fransız Schneider ve İsviçreli ABB'nin çıkar ve menfaatlerini Türkiye vatandaşı işçilerin karşısında koruyan-kollayan bu kararın yerlilikle de millilikle de ilgisi olamaz. İktidar, söz konusu patronların kâr ve çıkarları olduğunda başka her şeyi teferruat olarak gördüğünü göstermiştir.





Alınteri: Grev hakkının gaspı konusunda ne diyorsun?



ŞK: Anayasal ve yasal güvence altındaki grev hakkı gasp edilmektedir. Grev hakkı grevle kazanılır. Türkiye'de de grev yasal dayanağına 1963 yılındaki Kavel işçilerinin fiili grevi sayesinde kavuşmuştur. Bugün de bu hak aynı ruhla korunmalıdır.



 



İşçi haklıdır ve ortak bir irade belirleyip, arkasında tüm gücüyle durduğu takdirde bu iradeyi kıracak bir güç de yoktur.  İşçi sınıfı alınteri dökerek, büyük zenginlikleri üreten sınıftır. Grev hakkını hem dünyada hem Türkiye'de işçilerin kanı pahasına elde etmiştir. Bu hakkı savunmak bir hayat memat meselesidir. Grev hakkı, grev gözcüsü önlüğü, grev çadırı işçinin onurudur.



 



Alınteri: Çözüm ne olmalı?



ŞK: Sınıfın elde edeceği kazanımlar ülkedeki politik gündemin de rengini değiştirecektir. Biz kendi bulunduğumuz alanda hak arama mücadelesinin yeşermesi ve yerleşmesi anlamında işçi dostlarımızla beraber elimizden geleni yapacağız. Ya örgütleneceğiz ya da kölece koşullara mahkûm olacağız, başkaca seçeneğimiz yok.



 



Dünyada görmüş olduğu her şeyi yaratan, emeğini katarak güzel kılan biz işçilerin, yan yana geldiklerinde sıkılı olan yumruklarının, sofralarını biz işçilerin emeği alın teri ve kanlarıyla süsleyen, lüks hayat süren patronların kafalarına birer balyoz gibi ineceğini atlamaktalar. Biz işçiler ancak yan yana gelerek ellerimizi birleştirerek bu kötü gidişe dur diyebileceğimizin farkına vardığımızda, işte o zaman bizler için fabrikalar cennet, patronlar için ise cehennem olacaktır.



 



Grev yasağına rağmen, grevle kazandık!