10 Ekim, 2. duruşma, 5. oturum

20:25 Sanıklar ve vekilleri mağdur edebiyatıyla küstahlığın içiçe geçtiği beyanlarda bulunuyorlar

GÜNCEL
Cuma, 10 Şubat 2017 (9 yıl 2 ay önce)

ÖĞLEDEN SONRAKİ OTURUM



 



AVUKAT BEYANLARI



 



20:25



 



Duruşma katil sanıklar ve vekillerinin beyanlarıyla devam ediyor. Gerek sanıklar gerekse vekilleri her zaman olduğu gibi "sıradan insan" profili çiziyorlar, yer yer küstahlaşıp, saldırganlaşıyorlar. Hemen hepsi mağdur edildiklerinden dem vurup, tahliyelerini istiyor. 



 



***



 



'Kamu görevlileri ve siyasi sorumluların da dahil edilmesini istiyoruz'



 



Müşteki vekili Kazım Bayraktar, soruşturmanın genişletilmesiyle ilgili taleplerden önce kamu görevlilerinin ve siyasi sorumluların da soruşturmaya dahil edilmesini istedi. Pekçok ayrıntıya dair soruşturmanın derinleştirilmesini isteyen Bayraktar beyanında şunları ifade etti:



 




Soruşturmanın genişletilmesine dönük taleplerden önce; duruşmanın başında ifade ettiğimiz gibi; ve aynı şekilde müştekilerin de ifade ettiği gibi; bu sorumluluğun büyük bölümünün kamu görevlileri ve siyasi sorumlulardan kaynaklandı.



 



Soruşturmanın genişletilmesini bu açıdan istiyoruz. Devlet terörünün nerelere yayıldığını şu anki iktidar gösterdi. Ordudan emniyete herkes terörden yargılanıyor... İktidar politikalarına göre IŞİD'in siyasi iktidar tarafından beslendiğini, bir kaç ay önceye kadar olan sürede hesapların değiştiğini söyleyebiliriz.



 



Bir kaç gün önce 700 civarı IŞİD'li Antep'te yakalandı. Soruşturmanın genişletilmesine oradan başlayacağız. Ne değişti, 2 asker yakılarak ölünce mi hesap değişti?



 



Mobese kayıtlarının toplanmasını talep ediyoruz.



 



Nizip'te depo, adresi yazılıçevresindeki mobese kayıtlarının toparlanmasını ve sanıkların tüm görüntü kayıtlarını istiyoruz.



 



Yakup Şahin'e amonyumnitrat satmayan kişiye ilişkin adli sicil sorgusu istiyoruz.



 



Sanık Resul DEMİR, İbrahim Halil ALÇAY ifadelerinde geçen Enes Plastik İnşaat Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti., Umutcan Dış Ticaret Ltd. Şti., Arıcılar Carpet-Arıcılar Tekstil İnşaat San. Ve Tic. A.Ş., Ada Işıltı Güzellik Salonu İnşaat Gıda Tekstil Sanayii Ve Ticaret Ltd Şti.’nin, şirket kaytılarının Gaziantep Ticaret Sicil Müdürlüğü’den istenilmesi, ticari defterinin istenilmesini istiyoruz.



 



Resul DEMİR, İbrahim Halil ALÇAY, Halil İbrahim DURGUN, Deniz DUMAN, Yakup KARAOĞLU, Yunus Emre SANCILI, Ceren DEMİR, Esin DURGUN, Metin AKALTIN’ın adına yapılmış araç devir tescil işlemlerinin Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Daire Başkanlığı’ndan istenilmesini istiyoruz.



 



Resul DEMİR, İbrahim Halil ALÇAY, Halil İbrahim DURGUN, Deniz DUMAN, Yakup KARAOĞLU, Yunus Emre SANCILI, Ceren DEMİR, Esin DURGUN, Metin AKALTIN’ın adına yapılmış araç devir tescil işlemlerinin Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Daire Başkanlığı’ndan istenilmesini istiyoruz.





Hüseyin TUNÇ’un nakliye aracı olarak kullandığı aracın Hüseyin TUNÇ  ile ilgili devir-tescil kayıtlarının istenilmesiniistiyoruz.





Hüseyin TUNÇ’un ikinci gözaltına alınışı sırasında üzerinden bir aracın ruhsatı çıkmış. Bu aracın 2012 tarihinden itibaren devir-tescil kayıtlarının istenilmesini istiyoruz.





Hüseyin Tunç’un savcılık sorgusunda belirtmiş olduğu üzere; Suriye’de Ahraruş Şam Örgütüne katılarak savaşması, sonra geri dönmesi ile ilgili Emniyet Genel Müdürlüğünden ve MİT’den kayıt ve bilgilerin istenilmesi. Bu konu ile ilgili olarak hakkında takibat ve sorgu yapılıp yapılmadığının sorulmasını istiyoruz.

 



Tüm sanıklar adına motorlu araç kayıtlarının istenmesini istiyoruz.



 




 



Pekçok konu araştırılmadı



 



Müşteki vekili Sevinç Hocaoğulları, soruşturmada eksik bırakılan pekçok noktaya işaret ederek tamamlanmasını istedi:




Gelen belge ve bilgiler bizim tespitlerimizin doğruluğunu ortaya koymaktadır. Bu dosyalarda başkaca IŞİD'lilerle de ilişkiler ortaya çıkmıştır.



 



Ahmet Güneş'in örgüte eleman temin ettiğinin anlaşıldığı artık tespit edildi.



 



İddianamenin Erman Ekici ile ilgili bölümünde;

 



25.09.2013 tarihinde IŞİD terör örgütü saflarında silahlı mücadelede bulunmak üzere Suriye ülkesine gideceği ve karşıdaki şahsın Suriye’den dönüşünü bekleyeceğini söylediği,





03.10.2013 tarihinde çektiği mesajlarda, IŞİD terör örgütü safında silahlı mücadelede bulunmak üzere Suriye ülkesine gideceğini söylediğinin anlaşıldığı, 





23.10.2013 tarihinde Yakup isimli şahısla yaptığı görüşmede “allah razı olsun, ya birşey söyleyecektim, Yakup bu hani geçen söylemiştim ya bir kardeşin kayıt işi var diye” şeklindeki görüşmesinden örgüte katılacak şahsın işlemleri ile ilgili görüştüğünün anlaşıldığı





04.02.2014 tarihinde yapılan fiziki takipte, şüpheli Erman Ekici’nin Suriye ülkesinde IŞİD terör örgütü amaçları doğrultusunda faaliyette bulunduktan sonra ikametine döndüğü ve kendisini şüpheli Nusret Yılmaz’ın karşıladığı tespit edilmiştir.



 



Ahmet Güneş'in yargılandığı Gaziantep 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2014/184 E. 2015/282 K. Sayılı dava dosyasında 7 ay süreyle tutuklu olarak yargılanmıştır. 10 Ekim Katliamının hemen ardından 22.10.2015 tarihinde Ahmet Güneş örgüt üyeliğinden ceza alırken Mustafa Delibaşlar ve Ökkeş Durmaz üyelik suçlamasına yönelik Ahmet Güneş ile aynı arabada olmak dışında bir delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat etmiştir. Bu davanın iddianamesi ve gerekçeli kararı dosyamıza gönderilmiştir.



 



Yine Ahmet Güneş'in dijital materyallerinde kendisine ait infaz görüntüleri bulunmuştur. Bu infazların emrini Yunus Durmaz'ın verdiğini görüyoruz.



 



Deniz Büyükçelebi, önce Suriye sınırından cihatçı geçirirken yakalanmıştır, ve serbest bırakıldıktan 1 ay sonra bu kez bomba malzemeleri geçirirken yakalanmıştır.



 



Erman Ekici’nin evinde glock marka silah ve ödemelere ilişkin bolca belge, cumhuriyet gazetesi genel merkezinin adresinin olduğu bir kağıt, birçok elektronik malzeme ve para çıktı.



 



Sanıklardan Edremit Türe hakkında Hatay'da açılan bir davada "El Kaide terör örgütünün Reyhanlı yapılanması ile irtibatlı olduğu, buna dair görüntü ve iletişim tespitlerinin dosyada yer aldığı, şüphelinin El Kaide terör örgütünün Suriye’deki kamplarında örgüt kıyafetleri içerisinde ve ağır makineli tüfeklerle eğitim yaparken çekilmiş görüntülerinin dosyaya yansıtıldığı, şüphelinin halen terör örgütünün Suriye’deki çatışma bölgesinde bulunduğunun tespit edildiği…” bilgileri yer almaktadır.



 



Cihatçıların sınır geçişlerinde nasıl rahat hareket ettiğine ilişkinde şu beyanlarda bulunacağım;



 



Emniyet geçişlerde hangi hatların kullanıldığınıdahi bilmektedir. Mesela sınır geçişinde polis olduğubilinen x kişisiyle sanık İlhami Balı arasında şöyle bir görüşme geçer:



 



X Erkek Şahıs :isim var mı yoksa isim var mı isim



 



İlhami BALI: İsim yok isim isim yok abi isim ben de bilmiyorum istihbarat bize haber gönderiyor diyor o iki tane çocuğu gönderin yoksa size diyor biz burda adım attırmayız yav diyoz kardeşim hanımınıza kızınıza sahip çıksaydınız biz nerden bilelim kim bu günde kaç kişi geçiyor burdan yani



 



Bütün bu beyanların üstüne, bütün ilişki ağının ortaya çıkarılabilmesi için: 



 



Bütün sanıkların ilişki ağlarının ve soruşturma sürecinde eksikliği olan kamu görevlilerinin tespit edilebilmesi açısından bütün sanıkların haklarında sürmekte olan veya dava açılmadan kapatılan soruşturma dosyalarının ilgili savcılıklardan talep edilmesini,





Hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen Mehmet Şükrü Yoldaş, Abdülselam Hitay, İbrahim Halil Hurma, İbrahim Halil Kaya, Muhammed Cengiz Dayan ile Yunus Emre Alagöz, Halil İbrahim Durgun ve Yunus Durmaz hakkındaki dava dosyaları ile savcılık dosyalarının ilgili mahkeme ve savcılıklardan talep edilmesini,





2012 yılında El Kaide terör örgütüne yönelik başlatılan soruşturma kapsamında açılan ve Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2016/128 Esas no ile görülen, dosyamız sanıkları Nusret Yılmaz, Talha Güneş, Ahmet Güneş, Cebrail Kaya, Erman Ekici’nin yargılanmakta olduğu dava dosyasının tamamının incelenmek üzere Mahkemesinden istenmesini,





1 Mayıs 2015 Gaziantep Emniyet Müdürlüğüne yapılan saldırıya ilişki dava açıldı ise dava dosyasının talep edilmesini,





Suruç Katliamı dava dosyasının tamamının Mahkemesi’nden getirilmesini,



 



Gaziantep düğün katliamı dosyasının tamamının Gaziantep Savcılığı’ndan talep edilmesini,



 



Abdulmuttalip Demir ve Talha Güneş hakkında ayırma kararı verilen soruşturmada dava açıldı ise dava dosyasının aksi takdirde soruşturma dosyasının tamamının talep edilmesini,



 



Mehmet Kadir Cebael’in öldürüldüğü soruşturma dosyasının getirtilmesini talep ediyoruz.




 



Mülkiye Başmüfettişliği'nden Müfettiş raporundaki tüm bilgi ve belgeleri talep etti



 



Müşteki vekili Av. Ziynet Özçelik patlama anındaki ilk yardım müdahalesi, bu anlarda polisin ve sağlık yetkililerinin nasıl bir hareket planı izlediklerini de kapsayan soruların yanı sıra, Mülkiye Müfettiş raporlarında yer alan sayısız istihbarat bilgisi olduğu halde önlem alınmaması gibi pekçok soru işaretine dair heyetten talpete bulundu. Özçelik beyanında şunları ifade etti:




 



Av. Ziynet Özçelik: Ben sağlıkla ilgili kovuşturulması gereken beyanları sunacağım.Mitingdenönce çok sayıda benzeri patlama olabileceği yönünde bildirimyapılmıştır. Yani mitingin güvenliğiyle ilgili komisyon istihbarattan haberdar... Patlama sonrası Mülkiye Müfettişleri soruşturma yürüttü, mitingin güvenliği sağlanabilir miydi diye. Bu soruşturma raporunda, ki biz bu raporun dosyaya eklenmesini istiyoruz, alınan ve alınmayan güvenlik önlemleri yer alıyor.



 



Bu maddi gerçeklerin ortaya konulması bakımından önemli. Bu raporda bu ve benzeri olayların yaşanabileceği yönünde 62 tane yazıma yapılmış. Yazışmaların 63.'sünün ciddi eylem istihbaratı yer aldığı ancak bunun emniyete iletilmediği biliniyor. Miting günü, Ankara'nın girişinde önleyici arama noktalarının kaldırıldığına yer verilmiş. Ve yetkililer bunun nedenini açıklayamamış.



 



Yine raporda Güvenlik Şube Müdürlüğü’nün bu bilgi aktarılmasa bile son dört ay içinde yapılan canlı bomba saldırıları ve gelen diğer bilgiler ışığında mitingi iptal etmek, toplanma bölgesine daha çok güvenlik önlemi almak gibi  daha farklı güvenlik önlemleri alması gerekirken rutin tedbirlerle yetindiği ifade edilmektedir.



 



Raporda miting toplanma alanının çevresinde farklı şubelerde toparlanmış 76 polis bulunduğu ifade ediliyor.



 



Sonuçta bu nedenlerle biz Müfettiş raporunda sözü edilen kanıtlara ilişkin tüm bilgi ve belgelerin İçişleri Bakanlığı'na bağlı Mülkiye Başmüfettişliği'nden talep ediyoruz.



 



Adana-Pozantı yolunda canlı bombaları taşıyan aracın kontrole takılıp takılmadığının, gözcü aracın 2 kez takıldığı trafik kontrolden camları filmli Ford Focus marka aracın durdurulmadan nasıl geçtiğinin, bu noktada belirtilen güzergahta yer alan trafik birimleri hakkında bir soruşturma yapılıp yapılmadığını  sorulmasını,



 



Ölen veya yaralananlar arasında resmi veya sivil kolluk görevlisinin olup olmadığının sorulmasını,



 



Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin güvenliğin sağlanmasına yönelik çalışmaların nasıl yürütüldüğü ve Adana,  Diyarbakır, Suruç canlı bomba saldırılarının, diğer bombalama olayları ve canlı bomba ihbarlarına ilişkin bilgiler ışığında güvenlik prosedürünün güncelleme çalışmalarının yapılıp yapılmadığının sorulmasına ve güncellenmiş ise buna ilişkin bilgi ve belgelerin İçişleri Bakanlığı ve Ankara Emniyet Müdürlüğünden istenilmesini



 



 “Canlı Bomba” olan kişilerin bombaları patlatmasından sonra yaralıların olabildiğince çabuk acil yardım ve tedavi hizmetlerine kavuşturulması için güvenlik güçlerinin yapması gerekenleri, rollerini ve nasıl hareket edeceklerini belirleyen bir klavuzun olup olmadığının sorulmasına ve var ise buna ilişkin bilgi ve belgelerin istenilmesini



 



Miting, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde olası çatışma, bombalama gibi önemli yaralanma ve can kayıplarının olabildiği gözetildiğinde olay yerindeki insanların olası tepkilerini öngörüp sorunları çözme becerisini geliştiren, yaralıları ve insan yaşamını korumayı öncelikli görev olarak gören, olay yerinin bütünlüğünü, delillerin korunmasını yapmaya odaklı bir görev beceri ve tutumunun geliştirilmesi için eğitim verilip verilmediğine ve buna ilişkin bilgi ve belgelerin istenilmesini



 



İçişleri Bakanlığı-Ankara Valiliği Emniyet Müdürlüğü tarafından bu tür olaylarda güvenlik güçlerinin acil sağlık hizmeti ulaşımı için kullanılacak yol veya yollarda koridor açması, patlamaya bağlı olası yaralıların sağlık durumlarının daha da bozulmaması için gaz vb. sağlığı olumsuz etkileyebilecek ajanların kesinlikle kullanılmaması konusunda bir iç düzenleme ve planlama olup olmadığı, bu yönde bir eğitimlerinin olup olmadığına ilişkin bilgi ve belgelerin istenilmesini talep ediyoruz.



 



Sağlık tedbirleri ve müdaheleleri yönünden de;







10.10.2015 günü Sıhhiye Meydanı'nda gerçekleştirilecek olan miting öncesi Ankara Valiliği tarafından alınması gereken tedbirler konusunda Ankara İl Sağlık Müdürlüğüne bildirimde bulunulup bulunmadığı, bulunulmuş ise ne zaman bildirim yapıldığı,







Ankara İl Sağlık Müdürlüğü ve bağlı birimler tarafından 10.10.2015 tarihinde yapılması planlanan mitingin öncesinde olası acil sağlık sorunları için  “Açık Hava Toplantısı, Sağlık Tedbiri” konulu ne tür önlemlerin alındığı, 







Miting öncesinde olası acil sağlık sorunları için görevlendirilen ambulans sayısı, acil sağlık ekibi ve çeşidinin ne olduğu,







Revir çadırı kurulup kurulmadığı, kurulduysa kaç adet revir çadırının kurulduğu,







Miting öncesinde olası acil sağlık sorunları için  “Açık Hava Toplantısı, Sağlık Tedbiri”  kapsamında görevlendirilen sağlık personelinin mesleklerine göre sayısı ve görevlendirildikleri yerler ve görevli oldukları saatler,







10.10.2015 günü patlamadan sonra görevlendirilen ambulans sayısı,







10.10.2015 tarihinde Ankara İl merkezinde görev yapan ambulansların hareketlerine ilişkin GPS kayıtları,







10.10.2015 tarihinde ilimiz merkezinde görev yapan ambulanslardaki ekipler tarafından tutulan vaka formları ve ASOS programı kayıtları, 







10.10.2015 tarihinde Ankara il merkezinde görev yapan ambulans ekipleri ile komuta kontrol merkezi arasında yapılan telsiz görüşmelerinin kayıtlarına ilişkin bütün yazışma, bilgi ve belgelerin getirtilmesini istiyoruz




 



***



 



Kararların okunmasından sonra avukatların beyanlarına geçildi. Müşteki vekili İlke Işık yaptığı beyanda,  ülkenin çeşitli yerlerinden gelen 125 müştekinin de polisin katliam anındaki tutumuna ilişkin oldukça çarpıcı ve somut şeyler anlattıklarını belirterek, heyetten bu gerçekler ışığında sorumlularla ilgili suç duyurusuna bulunmasını talep etti. IŞİD konusundaki siyasi tutuma değinen Işık konuşmasında şunları söyledi:



 




‘Suç duyurusunda bulunun’



 



4 gündür müvekkillerimiz konuştu. 125 tane büyük acı dinledikbusalonda. Çok korkunç gerçekleri dinledik. Soruşturmanın başından beri söylediklerimizi, ülkenin dört bir yanından gelmiş 125 müvekkilimiz ifade etti; hepsi benzer şeyler ifade etti. 10 Ekim'de yaşananlar anlattılar, öncesini de anlattılar. Mesela ne kadar rahat geldiklerini anlattılar. Araçların hiç durdurulmadığını anlattılar. Şehirlerarası yolculuğa kapalı olan Kızılay'dan Sıhhiye'ye otobüsle gittiklerini anlattılar. Bu 3 şeyi ortaya koyuyor. İstihbaratlara rağmen önlem almak yerine önlemler zayıflatılmış. Bütün mitinge katılanların açıklamaları üzere; polissiz olmasından kaynaklı özel bir durum var. Bu artık tutanaklara geçmiştir. ‘Bu katliam bile isteye gerçekleştirildi’ dediğimiz dosyanızda artık sabittir. 2. önemli nokta; ailelerimiz anlattı, patlamalardan sonra neler yaşandığını dinledik. Aklın mantığın alamayacağı şeyler yaşanıyor. Orada sağlık hizmeti ulaştırılması gerekken yapılmıyor, sağlık görevlisi yok, toplam gaz müdahalesi nedeniyle; ‘IŞİD öldüremedi ama polis öldürecek bizi’, gibi şeyler dinledik. ‘Eğer o gaz atılmasaydı, çocuğumun yanına gidebilirdik’ diyen anneyi dinledik. ‘Beni arkadaşlarım hastaneye götürdü’ dedi. Ama tek bir müvekkil bile ‘beni güvenlik gücü kaldırdı, bu sayede hayattayım’ demedi. Bunun tersine gaz kullanarak, müdahale engellenerek bilançonun artmasına neden olundu.



 



Bunları size ilk gün söylemiştik, ama abarttığımızı düşündünüz. Şimdi önünüzde 125 beyan var. 125 tane çok somut beyan var. Bundan sonra davayı mevcut kapsamıyla sürdürebileceğimizin gerçekçi olmayacağını düşünüyoruz. Bunun artık bir suç duyurusu olduğunu ifade ediyoruz. Sizden suç duyurusunda bulunmanızı talep ediyoruz.



 



Son olarak şunu belirterek arkadaşlarıma devredeceğim. Biz baştan beri Antep'te bir örgütlenme olduğunu ve bunun engellenmediğini söylüyorduk. Şimdi bakalım ülkenin durumuna bu örgüt tarafından gerçekleştirilen katliamlar ve Suriye'de öldürüle, yakılan askerler... Son dönemde yüzlerce IŞİD'li var, ne hikmetse bugüne kadar yakalanmadı. Daha önce bunlar yapılsaydı bu katliam gerçekleşmeyebilirdi.



 



 




 



***



 



Adem Kızılçay’ın beyanlarından sonra duruşmaya ara verildi. Öğleden sonra saat 14: 45 sıralarında yeniden başlayan duruşmaya ara kararların okunmasıyla başlandı. Bu oturumda avukat beyanları da alınacak. Bu yüzden olsa gerek salondaki polis sayısı arttırıldı.



 



Heyet ilk olarak tanıklarla ilgili ara kararını okudu. Buna göre, tanık Abdülkadir Tancan, Ceren Demir, İshak Yıldırım, Emine Haydaroğlu, Bayram Cerrrah, Ertuğrul Öksüzler, Mahmut Alyaz, Mehmet Şakir Ceydeliler, İsmail Sözüdoğruol'un ifadelerinin alındığı, Tanık Necmi Altıntuğ'un tanıklıktan çekinme hakkını kullandığı, talimata rağmen tanıklığa gelmeyenler Mustafa Şahin, Özlem Büyük, Mustafa Yılmaz ve Cahit Çalışkan hakkında zorla getirme kararı çıkarıldığını açıkladı.



 



 



Mahkeme sanık Mehmedin Baraç'ın telefonunda Whatsapp üzerinden Arapça sesli konuşmalar tespit edildiğini açıkladı. Yine Baraç'a ait MP3 player içerisindeki ses ve resim dosyalarının incelenerek buna ilişkin tutanakların dosyaya eklendiği belirtildi.



 



Mahkeme heyeti ayrıca 34 DM 8574 plakalı Ford Focus marka 27 AVH 70 plakalı Citroen aracın 10.10 2015-15.10.2015 tarihleri arasında hangi güzergahlarda kullanıldığına ilişkin kayıtların temini hakkında Emniyet Genel Müdürlüğü’ne yazılan müzekkereye cevapların; PTS, Lock kayıtları, Polnet bilgi sistemi, plaka tanıma sistemi, uygulama tanıma işleminin çıkarılarak mahkeme dosyasına gönderildiğini ayrıca araç güzergahlarındaki İl Emniyet Müdürlüklerinden de söz konusu araçların geçişi tespit edilen tarihlere ilişkin CD ya da fotoğraf olarak bilgi verildiğini belirtti.



 



Sanık Nihat Ürkmez'in Elazığ'daki davasının iddianamesi mahkeme dosyasına eklendi.



 



Dosyanın firari sanıkları için kırmızı bültenle arama için Adalet Bakanlığı'na talepte bulunuldu. Şu sanıklar hakkında kırmızı bülten çıkarılması istendi: Sanıklar Ahmet Güneş, Bayram Yıldız, Deniz Büyükçelebi, Edremit Türe, Hasan Hüseyin Uğur, İlhami Balı, Kasım Dere, Muhammet Zana Alkan, Mustafa delibaşlar, Nusret Yılmaz, Ömer Deniz Dündar, Savaş Yıldız, Yakup Selağzı, Kenan Kutval, Walentina Slobodjanjuk ve Cebrail Kaya.



 



Sanıkların kamera kayıtlarındaki kişilerin kendileri olmadığını söylemesi üzerine bilirkişi raporu hazırlanması kararlaştırıldı.



 



***



 



SABAHKİ OTURUM



 



10 Ekim katliamının 16. ayına denk gelen 2. duruşmasının saat 11:15’te başlayan 5. oturumu, verilen aradan sonra 14:45 civarında yeniden başladı. Duruşmaya katılan aileler bugün önce her ay katliam saatinde Gar önünde yapılan anmayı gerçekleştirdiler. Daha sonra Gar’dan yürüyerek Adliye’ye gelinmesiyle duruşma için salona geçildi. Öğleden önce yapılan oturumda katliamda yaralanan ya da yakınlarını kaybeden müştekilerin beyanları dinlendi.



 



Öğleden önce yapılan oturumda konuşan müştekilerden Yunuz Kaynak, kamu görevlileri, TOMA 1, TOMA 5 ve TOMA 21'in görevlileri ile Sıhhiye'ye park edilen itfaiye ekiplerinden şikayetçi oldu.



 



‘İhmal yok kasıt var’



 



Müşteki Yılmaz Ceret, Asıl suçlunun katliamı örgütleyen olarak devlet olduğunu belirttiği konuşmasında şunları söyledi:



 




IŞİD'li katiller katliamı gerçekleştirdi. Ama suçlu devlet, katliamı örgütleyen olarak… Herkes görevini yaptı o gün. İhmal yok kasıt var. En son gaz atan polisler de ölüm sayısını artırmak üzere görev yaptı. Başbakan, Sağlık Bakanı, Emniyet Müdürü, İstihbarat Şube'den, gaz atan polislerden ve Cumhurbaşkanı'ndan şikayetçiyim.




 



‘Katliam devlet tarafından organize edildi, seyredildi’



 



Katliamda yaralanan müştekilerden Yunus Akıl, katliamın izlenen dış politikalarla, cihatçı çetelerle kurulan ilişkilerle doğrudan ilişkili olduğunu belirterek, devletin tüm yetkililerinin yargılanmasını istediği konuşmasında şunları söyledi:



 




 Türkiye tarihinin en büyük katliamına tanık oldu. Arkadaşlarımız gözlerimizin önünde parçalandı. Bu sıradan bir olay değil.



 



Türkiye dış politikası diğer ülkelerdeki cihatçı gruplarla ilişkiler üzerine kuruluydu. Türkiye 7 yıl sonra bu politikada başarısız oldu ve politikasını değiştirdi.

Yine dönemin başbakanı bizleri öldürenlere, 'Öfkeli çocuklar' dedi.



 



Aynı başbakan Konya'da milli marşta kendi öldürülen yurttaşlarının yuhalanmasını seyretmiştir. Katliam devlet tarafından organize edildi, seyredildi. Katillere yol verildi.



 



Ben şanslı olduğum için şu anda müştekiyim. Benim arkadaşlarım şanssızdı ama. Arkadaşlarımız bize siper olduğu için bizler hayatta kalabildi.



 



Patlama sonrası yere yığıldım. Yardım beklerken, polis gaz attı. Yardım için gelenler önlükleriyle ağzımızı kapattığı için kurtulabildik.



 



Bir an gözümü açtığımda polisler üzerimize doğru yürüyordu. Bir arkadaşımız uyardı da kenardan geçtiler. Yoksa belki ezilerek ölmüştüm.



 



Bu sanıklar bu özgüveni nereden alıyor? Hizbullahçılar yakın zamanda ellerini kollarını sallayarak çıkmadı mı, Mehmet Ağar bin tane kişini öldürdüğünü söylemedi mi? Burada yargılanan zavallılar da devlete güvendikleri için bunları yaptı.



 



Buradaki annelerin her konuşmasında düşünce zincirim bozuldu. Buradaki arkadaşların tüm konuşmalarında ‘adalet ve barış’ istedi. Ama bu mahkemede adalete güven yok, sadece size güveniyorlar.



 



Biz burada kin öfke beklemiyoruz. Adalet bekliyoruz. Başbakan ve cumhurbaşkanını burada sanık ya da tanık olarak dinlenmesini istiyoruz.




 



Meryem Bulut’un kızı müşteki Şükran Tugay, polisleri alandan çeken Ankara Emniyet müdürü’nün aileleri de çekebileceğini vurgulayarak, şikayetçi olduğunu söyledi.



 



‘Tetiği çektirenler ve siyasi sorumlular yargılanmalı’



 



Katliamın kolektif bir organizasyon olduğunu anlatmaya çalışan ve etnik bir kesime dönük değil, barış diyen herkese dönük olduğunu anlatan müşteki Mustafa Özdağ şunları söyledi:



 




Aylardır bu katliamın aydınlatılması için acılarımızı içimize bastırarak bekledik. Ancak ne yazık ki karşımıza bir kaç piyon dışında kimse getirilmedi. Bizler bu katliamın planlayıcıları, siyasi sorumluları getirilmeden aydınlatılacağını düşünmüyoruz. Bunlar sadece tetik çekti, tetiği çektirenler ve siyasi sorumluları salonda olmalıdır. Bizler Ankara'ya canlı bomba yelekleriyle gelmedik. Bizler yaşamını yitiren herkesin kanı artık akmasın diye geldik. Ellerimizde barış talepleri içeren dövizler vardı. Bu katliamı Kürt'lere karşı bir katliammış gibi göstermek istiyorlar. Bizler buraya ülkenin dört bir yanından geldik. Bu katliamda barış isteyen herkes hedeftir. Etnik ve inanç ayrımı yapmadan barış için bir araya geldik biz. Biz çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakacağız. Bu katliamın emrini verenler ve katledenler çocuklarına bu yaşananları ‘biz yaptık’ diye anlatabilecekler mi?



 



Bizler bu ülkede bir mozaiğiz. Bizler daha önce komşumuza sormazdık ne'ci diye. Kapımızı emanet ederdik. Ama bazıları bu ülkeyi ayrıştırarak bu hale getirdi.

Ben bu piyonların din uğruna insanları öldürdüklerini düşünmüyorum. Ey uyuşturucu kullanan takım; bu ülkenin hangi değerlerini öldürdüğünü anladınız mı? Bunlar burada uyuşturucuyla, öte dünya için de cennetle kandırılıyor. Sizin olduğunuz cennette ben olmak istemiyorum. Bu kamplaşma 17-25 Aralık süreciyle başladı. Neydi o, bir takım insanların ülkeyi soyup soğana çevirdiği bir süreçti.



 



Bizler, ‘Ankara'da hakimler var’, demek istiyoruz. Bizler bu davanın uluslararası platformda sonuna kadar takipçisi olacağız.



 



Bizleri terörist ilan ediyorlar. Bizler terörist değil, bu ülkenin yurtseverleriyiz. Geçtiğimiz gün ihraç edilen İbrahim Kaboğlu'nu terörist ilan edebilir misiniz? Mesele terör meselesi değil, mesele ya bendensin, ya ötekinden...



 



‘Müslüman'ız diyorlar, size mi kaldı Müslümanlık. TNT kalıpları, canlı bomba yelekleri var ellerinde, "Müslümanız’ diyor. Sizin yüzünüzden otobüste biri "La ilahe illallah" dese, insanlar korkudan yere yatıyor.



 



Sabah alana inince lavaboya gittim, lavabodan çıkarken, kendini patlatan kişinin önünden geçmişim, fark etmedim. Sonra alana çıkınca patlama oldu zaten. 2 patlamanın ardından bir anda polisler geldi. Demek ki bekliyormuş, biliyormuş. yere yığılmıştık. Bir arkadaşımız tülbent çıkarıp ağzımı kapattı. Onun yaşamamda çok etkisi oldu. Uzun süre ciğerlerim gaz nedeniyle sıkıntı yaşadı.




 



‘Siyasi iktidar katliamdan 1. derecede sorumludur’



 



Katliamda kaybettiğimiz Fevzi Sert’in ağabeyi müşteki Sadettin Sert katliamın asıl sorumlusunun siyasi iktidar olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:



 




Fevzi Sert'in ağabeyiyim. Ölümünden 2 ay sonra Ankara Garı önüne geldim. Oradaki sözlerimle başlayayım; Antep'ten Ankara'ya kadar elini kolunu sallayarak, devletin bilgisi dahilinde oraya gelip kendilerini patlattılar.



 



Basında yer alan haberler böylesi bir patlamayı gösteriyordu. Ve kardeşim buraya geldiğinde eşime ‘korkarım daha büyük patlama olacak ve daha çok insan hayatını kaybedecek’ demiştim. Bu önsezi değil, gelişmelerden çıkardığımdı.



 



Elimi vicdanıma koyuyorum ve konuşuyorum, 14 yıllık siyasi iktidar bu katliamdan 1. derece sorumludur. Bu iktidarın halka verdiği hiç bir şey yok; gözyaşı, kan dışında.



 



Erdoğan, 'Keşke bu ülkeyi Yunanlar alsaydı' diyen Ebusuud Efendi'yi övüyor.




 



‘Ağlattıkları annelerin kanlarında boğulsunlar’



 



Katliamda kaybettiğimiz Elif Kanlıoğlu’nun annesi müşteki Öznur Kanlıoğlu, “başta devletten şikayetçiyim” diye belirttiği beyanında şunları söyledi:



 




Elif Kanlıoğlu'nun annesiyim. Yaşananlardan sonra burada konuşmak zor... Aynı şeyleri yaşıyoruz. Kan kardeşi olduk biz. Bizi korkutamazlar, yıldıramazlar, büyük bir aile olduk biz. Mersin'den Ankara’ya arkadaşlarıyla barış için gitmişti Elif... Kardeşçe gittiler. Ben Lazım, biz de kardeş kalmaya devam edeceğiz. Oradaki sanıklar bizi yıldıramaz. Herkesten, başta devletten şikâyetçiyim. Ağlattıkları annelerin kanlarında boğulsunlar.




 



'İki elim yakanızda olacak'



 



Katliamda kaybettiğimiz İsmail Kızılçay yoldaşın ağabeyi Adem Kızılçay, “Yaşadığım sürece elim, bu katliamın resmi ya da gayriresmi sorumlularının yakasında olacaktır” dediği konuşmasında şunları söyledi:



 




Sevgi seli kan olarak döküldü. Yüzlerce insan fiziksel olarak mağdur edildi. Kardeşimizin kaybı ailemizi de çok kötü etkiledi. İsmail Kızılçay'ı hastanelerde sabaha kadar aradık. En sonunda parçalanmış kanlı elbiseleriyle teşhis edebildik. Çok acı bedeller ödedik. Ben bu salondakilere barış ailesi diyorum. 



 



Avukatlarımız direncimizin dayanaklarındandır. Kardeşçe yaşamanın özlemiyle gelmiştik o gün buraya. Saat 10.04'te gar kana bulandı. İnsanlık kaybetti...

Sorumlu tüm kamu kurumlarından şikayetçiyim. Yaşadığım sürece elim, bu katliamın resmi ya da gayriresmi sorumlularının yakasında olacaktır.