HAYIR Kampanyası- II

Kampanya faaliyetlerimizin 14-22 Şubat arası dökümü..

GÜNCEL
Pazar, 19 Şubat 2017 (9 yıl 2 ay önce)

Duvarlarda HAYIR'lı şablonlarımız (22 Şubat ) 



Cevizli'de polis tarafından durdurulduk, çalışmamız daha sonra devam etti



 



Kampanya çalışmalarımıza bu sefer çocuk tacizlerini, kadın ve iş cinayetlerini konu alan duvar çıkartmalarıyla devam etti. Çalışmamıza sabah erken saatlerde Maltepe'de başladık.



Beşçeşmeler, Bağlarbaşı ve Cevizli'yi dolaştığımız esnada ‘kolay gelsin’ diyenlerimiz eksik olmadı. "HAYIR yazısı daha büyük olsa daha iyi olur" gibi yapıcı tepkiler de aldığımız çalışmamıza, Kartal'da devam etmeyi planlıyorduk.





O istikamette hareket ederken, Tugayyolu minibüs yolundaki bir duvara, “İşçi cinayetleri fıtrat değildir" çıkartma ve sloganımızı yazıp-boyadığımız esnada polis müdahalesine maruz kaldık. Yaklaşmaktaki asayiş ekiplerini fark edip uzaklaşmaya başlamıştık ancak az ileride polis önümüzü kesti. Saldırgan bir tutum sergileyen asayiş şube polisleri kimliklerimizi toplayarak bizi bulunduğumuz noktada alıkoyup, güvenlik şube polislerini çağırdılar. Güvenlik şubeden gelen polisler Maltepe’den beri bizi aradıklarını söyleyerek, çalışmaya devam etmemiz durumunda bir sonraki karşılaşmada gözaltı yapacaklarını belirttiler ve her birimize para cezası keserek bıraktılar.



Ekibin Cevizli tarafında dikkatimize takılan bir kişinin ihbarı üzerine peşimize takıldığını düşünüyoruz.





Birkaç saat önce yaşadığımız bu polis müdahalesi, çalışmamıza devam etmemize engel olmadı, kaldığımız yerden devam ettik ve bugün için planladığımız çalışmayı tamamladık.



Yaptığımız işin meşruiyetini sonuna kadar savunduk ve savunmaya devam edeceğiz. 



Polisin engellemelerinden ve yazdığı para cezalarından sonra çalışmalarımıza Kartal Köprüsü, Kartal Merkez, Çavuşoğlu, Karlıktepe ve Kurfalı'da devam ettik.



 



Bizi "Yavrum, o tarafta polis var dikkat edin" diye uyaran teyze olsun, “Tacizin tecavüzün hedefi olmaya HAYIR!' şablonumuza çok samimi ve candan "Ne kadar güzel bir iş yapıyorsunuz!" diyen genç kadınlar olsun, insanların destekleri her zamanki gibi yoğundu.



 



Çalışmamız, bugünlük sonlandı.



 





****



Bizi yıldıramaz, korkutup sindiremezsiniz!.(22 Şubat ) 



Kampanya çalışmalarımız polis tarafından engellenmeye çalışılıyor



 



Okurlarımızın kampanyamız çerçevesinde bugün Maltepe Cevizli’deki etkinlikleri polisin engellemesi ve gözaltı tehdidine hedef oldu. 4 okurumuz, önce Asayiş Şube’den gelen polislerin saldırgan tutumuna maruz kaldı; hemen arkasından da, bekletildikleri yere gelen Güvenlik Şube tarafından para cezasıyla serbest bırakıldılar.



 



7 Şubat’tan bu yana süren kampanyamız çerçevesinde bugüne kadar sayısız kere polis tacizine maruz kaldık. Bugünkü tacizin de AKP’nin “muhbir vatandaş” hattı üzerinden gerçekleştiğini, polisin, “ihbar üzerine sizi arıyorduk” sözlerinden anladık. Polis-ihbarcı ağı ortaklığı işbaşında kısaca…



 





 



Başkanlık sistemine sözümona demokratik bir yöntem olan referandumla yasal kılıf geçirmeye çalışanlar, ellerindeki polis gücü, ihbarcı ağı, sokaklara salınan saldırgan paramiliter çeteler üzerinden daha o sisteme geçmeden neleri nasıl yapacaklarını açıkça ortaya koyuyorlar.



 



EVET demenin tüm devlet olanaklarıyla teşvik edildiği fakat kullanılan argümanların HAYIR diyenlerin hedefe çakılmasının ötesine geçmediği bu koşullarda, meşruluğumuza ve toplumsal gücümüze olan güvenle tüm engelleme çabalarını işlevsizleştireceğimizi biliyoruz.



 



O sandıktan çıkacak sonucun, bu sömürü ve zulüm düzenini değiştirmeyeceğini fakat sınıflar arasındaki güç dengesinin yeniden belirlenmesinde azımsanmayacak bir öneme sahip olduğunu bilerek yürütüyoruz çalışmalarımızı. Yapıp ettiklerimizi, devrim ve sosyalizm mücadelesinin bir basamağı olarak görüyoruz. Bu güç ve moral değerlerle sürdürdüğümüz faaliyetle, sokağı terketmemek ve sokak inisiyatifini yeniden kazanmak perspektifiyle ilişkileniyoruz.



****



Cehenneme "Hayır!" (21 Şubat ) 



Cennet Mahallesi'nde "Hayır"lı kuşlamalar



Bugün öğlen saatlerinde Cennet Metrobüs durağından başlayarak kapalı cadde sonuna kadar “Hayır”lı kuşlamalar yapıldı.



 



Cennet Mahallesi halkı, kuşlamalarımızdaki taleplerle dile getirdiğimiz gibi işçiler ve emekçiler için sadece daha fazla biat ve köleliğin dayatılacağı 16 Nisan'da referandumda “Hayır” demeye çağrıldı. Kuşlamalarımızı emekçilere ulaştırılırken sesli ajitasyonlarla işlerine, onurlarına ve geleceklerine sahip çıkmalarını; çocuklarının, torunlarının geleceğini, yaşamını tek adamın iradesine teslim etmemelerini istedik. İşçilerin, emekçilerin her gün iş cinayetlerine kurban gittiklerini haykırdık. Bu ölümleri fıtrat olarak adlandıranların, Soma'da yüzlerce madenci katledildiğinde madenci yakınlarını tekmeleyenlerin başkanlık sistemine evet dememizi istediklerini belirterek 16 Nisan'da “Hayır” demeye, “Hayır” cephesini büyütmeye çağırdık.



 





 



Cennet Mahallesi'nin işçi ve emekçileri ajitasyon konuşmaları sırasında olumlayan tepkilerini gösterdiler. Kimi gelip kuşlamalardan istedi, kimi zafer işareti yaptı. Kimi göz temasıyla kimi yanımıza gelerek çok mutlu olduklarını ifade ettiler. Bir amca ise yerdeki kuşlamalardan bir avuç alarak, “Bunları evime götüreceğim” dedi. Olumlu tepkiler yanında AKP'li birkaç kişinin de olumsuz tepkileri olmadı değil. Bunlara cevabı ise yine Cennet emekçileri verdiler, hepsini susturdular.



 



Akşam üzeri ise yine işçilerin emekçilerin yoğun geçiş alanı olan Avcılar Metrobüs Durağı'nda kuşlama yaptık.



 



***



 



Kartal’da “HAYIR” forumu yapıldı (19 Şubat 2017) 



Aralarında Alınteri'nin de bulunduğu birçok kurum ve partinin yer aldığı Kartal HAYIR Platformu forum gerçekleştirdi



Forum, saat 14:00’te Kartal Meydan’da bulunan Manolya Düğün Salonu'nda yapıldı. Salon ve girişi “Özgür geleceğimiz için hayır” ozalitleriyle donatılmış, mahalle meclisleri için stantlar oluşturulmuştu.



 



KHP forum öncesinde sokak sokak, kahve kahve, esnaf esnaf, Pazar Pazar ve metro çıkışlarında bildiriler dağıtarak, halkı “HAYIR” demeye çağırdı. Bu çalışmalar sırasında “Hayır Forumu” etkinliği için de çağrı yapıldı. Bu yoğun alan çalışmasının yansıması foruma geniş katılım ve ilgide vücut buldu.



 





 



Hayır forumuna gelen Kartal emekçileri mahalle meclisleri için açılmış olan stantlara yoğun ilgi göstererek mahalle meclislerinde faaliyet yürütmek için iletişim bilgilerini yazdırdılar. “KHP Hayır Forumu”na çeşitli sektörlerde çalışan işçilerin, emekçilerin katılımları ve forum sırasında söz alarak konuşmaları etkileyiciydi.



 



Forum açılış konuşmasıyla başladı. Referandumun işçilere, emekçilere, yoksul halka yoksulluk, kölelelik ve baskıdan başka hiçbir şey vaad etmediği vurgulanarak amacın Hayır cephesini büyütmek, çalışmaları hep birlikte örmek, mahallelerde hayır meclisleri kurmak ve bu çalışmalara tüm Kartal emekçilerinin katılmasını sağlamak olduğu vurgulandı. İşçilerin, emekçilerin, yoksulluğa mahkum edilenlerin hayır demekten başka alternatifleri olmadığı da vurgulanarak foruma katılan herkesin çalışmalara da katılması istendi.



 



Açılış konuşmasının ardından KHP bileşenlerinin ortak metni okundu. “HAYIR” demenin özgür ve kardeşçe yaşamak için gerekli olduğu vurgulandı: “Havaya, suya, güneşe, yeşile oksijene ne kadar ihtiyacımız varsa yaşamak için hayır'a da o kadar ihtiyacımız var. Bu nedenle evimizde, sokağımızda, mahallemizde, işyerimizde, fabrikalarda, her alanda hayır çalışması yapmak, hayır meclislerini oluşturmayı boynumuzun borcu olarak görmeliyiz.”



 



Ortak metinden sonra anayasada yapılan değişikliklere ilişkin geniş bilgilendirme yapıldı. “KHP Hayır Forumu”nda anayasada yapılan değişiklikler Avukat Mehmet Ümit Erdem tarafından madde madde sıralandı. Getirilmek istenen şeyin rejim değişikliği demek olduğu, bütün yetkilerin bir kişinin eline teslim anlamına geldiği aktarılarak hiçbir şekilde halkın çıkarına olmadığı ifade edildi. Avukat Mehmet Ümit Erdem'in anayasada yapılan değişikliklerin detaylı açıklaması Kartal emekçileri tarafından alkışlarla ve hayır sloganıyla karşılık buldu.



 



Anayasadaki değişikliklerin anlatımından sonra forum bölümüne geçildi. Foruma katılan Kartal emekçileri, hayır çalışmasına ilişkin önerilerini, yapabileceklerini, nasıl çalışmak gerektiğine dair görüşlerini aktardılar. Mahalle meclislerine katılımın önemli olduğu, hayır çalışmasında hayır diyecekleri belli olan kesimlere değil asıl olarak evetçilere ve kararsızlara yönelik bir çalışmaya ağırlık verilmesi gerektiği vurgulandı.



 



Hayır cephesinin çok geniş bir yelpazede hareket ettiği belirtildi, herhangi bir rehavete kapılmadan sıkı ve yoğun çalışmayı son ana kadar bırakmamak gerektiği üzerinde hemfikir olundu. Bu çalışmada özellikle kadınların çalışmaya katılımlarının önemi vurgulandı. Aile ziyaretlerinin yapılmasının tayin edici olduğu, hayır çalışmasına katılan erkeklerin eşlerinin katılmasını önemsemeleri ve bunun için teşvik edici olmaları yönünde can alıcı vuruşlar yapıldı. Hayır'ı büyütmek için kadın erkek herkesin canla başla çalışmasının öneminin altı kalınca çizildi.



 



***



Gülsuyu'nda kitlesel HAYIR etkinliği (19 Şubat)



Gülsuyu-Gülensu HAYIR Platformu dün güçlü bir katılımla panel-forum gerçekleştirdi



 



İçinde Alınteri ve pekçok devrimci-demokrat kurumun da yer aldığı Gülsuyu-Gülensu Hayır Platformu ilk kitlesel etkinliğini dün gerçekleştirdi. Saat 18:00’de Eliza Düğün Salonu’nda gerçekleşen etkinlik öncesinde kapı kapı ve pazarlar dolaşılarak çağrı yapan platform bileşenlerinin bu çabası, etkinliğe katılıma da yansıdı. Gerek ilgi gerekse sayısal katılım açısından son derece canlı geçen etkinlik, panel-forum şeklinde gerçekleşti.



 





 



Saat 20:00 sıralarında sonlanan programda Prof. Meryem Koray, Yrd. Doç. Özgür Müftüoğlu, Avukat Ahmet Ergin konuşmacı olarak katıldılar. Akademisyen ve avukatın sunumundan sonra halkın soru ve aktarımlarıyla devam etkinlikte, HAYIR propagandasından çok “neden hayır demeli, evet denirse ne olur?” teması öne çıktı.



Etkinliğe dönük polis tacizi daha programın başlangıcında 2 akrebin kapıda durmasıyla başladı. Etkinlik sonuna kadar da devam etti.



****



Duvar gazetelerimiz sanayi bölgelerinde (18 Şubat 2017) 



HAYIR'lı duvar gazetelerimizle Esenyurt, Haramidere, Birlik-Bakırcılar sanayi siteleri ve Marmarapark'taydık



 



Referandumda HAYIR için başlattığımız kampanyanın İstanbul Avrupa Yakası’ndaki bugünkü ilk adresi Esenyurt Depo durağıydı. Büyük ebatlarda hazırladığımız duvar gazetelerimizle işçi ve emekçilere seslenişimiz daha sonra HaramidereBirlik-Bakırcılar SitesiMarmarapark Metrobüs Durağı ve Avcılar’la devam etti.



 





 



AKP’li yıllarda yaşanan sosyal yıkıma, genel olarak özgürlüklere özel olarak da Kürt halkına dönük saldırganlığa, toplumsal çürümenin derinleşmesine, istikrar adına yaşatılan istikrarsızlık ve kaosun boyutlarına değinen duvar gazetelerimiz Esenyurtlu işçi ve emekçiler tarafından yoğun ilgiyle karşılandı. “Kolay gelsin” diyenler, “Hayır çalışması mı? Biz de hayır diyoruz” diye belirtenler, sıcak gülümsemeleriyle bizi kucaklayanlar moral ve güç verdiler.



 



Esenyurt’tan sonra Haramidere’ye geçerek işçi yoğunluklu bu bölgenin girişine taşıdık gazetelerimizi.



 



Daha sonra Birlik ve Bakırcılar Sanayi siteleriyle devam ettik. Buralara duvar gazetelerimizin yanısıra bazı yerlere de gazetemizin 8. sayısının orta sayfasını yapıştırdık.  



 





 



Bakırcılar ve Birlik Sanayi sitelerinin girişinde gazetemizin orta sayfasını yapıştırırken bir emekçi kadın kendisine de bir tane vermemizi istedi, biz de verdik. Gazetemizi alan kadın emekçi, “Allah kahretsin bunları, başımızda istemiyoruz. Hayır diyeceğiz. Kolay gelsin” diyerek yanımızdan ayrıldı. 



 



Birlik ve Bakırcılar sanayi sitesinden sonra Marmarapark durağına geçtik… Burada da duvar gazetelerimizle  hayır çağrılarımız devam etti. Çalışmamıza işçi ve emekçiler yoğun ilgi gösterdi. Yanımıza gelip “Kolay gelsin, başaracak mıyız?” diye soranlar oldu.



 



Marmarapark Metrobüs durağına duvar gazetemizi yapıştırırken polis geldi. İznimiz olup olmadığını sorarak buraya yapıştırmamızın yasak olduğunu söyledi. Biz de bunun referandum çalışması olduğunu belirerek, bu çalışmayı yapmak için izin almamıza gerek olmadığını belirttik. Bu arada yanımıza gelen belediye işçisi de Beylikdüzü belediye başkanının afiş gibi şeylerin sökülmesi,  yapmaya kalkanların engellenmesi emrinin bulunduğunu ve kendisinin verilen emri yerine getirmek zorunda olduğunu söyledi.  



 





 



Bunu fırsat bilen polis ise, “bakın işte bu emri veren de harici bir belediye, biz ne yapalım? Buraya yapamazsınız” demeye devam etti. Biz de bunun meşru bir çalışma olduğunu eğer bu çalışmayı evetçiler yapmış olsaydı ses çıkarmayacaklarını, afişlerinin günlerce kalacağını ifade ederek oradan geçen emekçilere de HAYIR çalışmasının engellenmeye çalışıldığını anlattık. Çalışmaya şimdi ara vereceğimizi ama daha sonra devam edeceğimizi belirterek, oradan ayrıldık.



 





 



Son adresimiz de Avcılar oldu. Avcılar'da işçi ve emekçilerin yoğun olarak kullandıkları Esenyurt minibüs duraklarının bulunduğu güzergaha yapıştırdık duvar gazetelerimizi… Burada da zabıta-polis yoğunluğu vardı. Biz duvar gazetemizi bu yaparak bugünkü çalışmamızı sonlandırdık.



 



Hayır çalışmalarımız çeşitli biçimlerle devam edecek… 



 



***



HAYIR'lı duvar gazetelerimizle devam(18 Şubat 2017) 



Cevizli, Maltepe, Söğütlüçeşme ve Kadıköy'ün çeşitli noktalarına duvar gazetelerimizi taşıdık



 



16 Nisan’da yapılacak referandum için başlattığımız kampanya çalışmamıza duvar gazetelerimizle devam ediyoruz. İstanbul’un Anadolu Yakası’nda dün Kartal’dan başlattığımız çalışmamıza; bugün Maltepe, Cevizli, Söğütlüçeşme ve Kadıköy’le devam ettik.  



 





 



1,5 metreye 1 metre ebatlarında hazırladığımız 4 ayrı duvar gazetesinde,  AKP’li yıllarda yaşanan sosyal yıkıma, genel olarak özgürlüklere özel olarak da Kürt halkına dönük saldırganlığa, toplumsal çürümenin derinleşmesine, istikrar adına yaşatılan istikrarsızlık ve kaosun boyutlarına değindik.



 





 



Gazetelerimizi yaparken çevreden geçenlerin yoğun ilgisiyle karşılaştık. Hemen tüm noktalarda emekçiler yakınımıza gelerek yazılanları okumaya çalıştılar. Bazı yerlerde “Aman polis gelmeden yapın da emeğiniz zayi olmasın” dediler, bazı yerlerde “İyi yapıştırın ki hemen sökemesinler” diye söylediler. “Kolay gelsin”, “biz de HAYIR diyoruz” diye seslenenler hiç eksik olmadı.



 





 



Memnuniyetsizliklerini hissettirenler bu olumlu ilginin yanında azınlıkta kaldı.



 



HAYIR çalışmalarımıza önümüzdeki günlerde de başka araç ve biçimlerle devam edeceğiz.



 





 



***



Duvar gazetelerimiz Kartal'da... (16 Şubat 2017) 



 



Referandumda HAYIR çalışmalarımız duvar gazeteleriyle devam ediyor. İlk duvar gazetemizi Kartal merkezine taşıdık.



 



Sürekli istikrardan bahseden ve kendi deyişleriyle durmaksızın yoluna devam eden AKP’nin iktidarda olduğu yıllar boyunca sağladığı istikrarın toplumsal yıkımla özdeş olduğunu vurgulayan gazetelerimize, halkın desteği eksik olmadı.



 





 



İşsizliğin, yoksulluğun derinleşmesi, toplumsal krizin eşi görülmemiş oranda genişleyip derinleşmesi, mücadeleyle kazanılmış demokratik hakların kırıntılarına kadar gasp edilmesi anlamına gelen bu istikrarı, istatistiki verilerle işleyen duvar gazetelerimizi, İstanbul'un çeşitli bölgelerine asmaya devam edeceğiz.



 





 



***



 



HAYIR'lı yazılamalarla devam... (16 Şubat 2017) 



 



Referandumda HAYIR çalışmalarımız duvar yazılamalarıyla devam ediyor. İşçi cinayetlerine,  kadın tacizine-tecavüzüne-cinayetlerine,  çocuk istismarına, güvencesizliğe, kiralık işçiliğe dikkat çeken yazılamalarımıza, Avcılar Metrobüs durağından başladık.



 



Biz yazılama yaparken yoldan geçen işçi ve emekçilerin bazıları yanımıza gelerek; “kolay gelsin, biz de hayır diyeceğiz” sözleriyle desteklerini belirtirken, bazıları da bunu “referandumda HAYIR!” sloganı atarak ifade ettiler.



 





 



Avcılar Metrobüs durağında işimiz bittikten sonra Sefaköy durağına geçtik. E-5 üzerinde otobüs duraklarında  bekleyen yolcuların meraklı bakışları ve ilgisi devam ederken; çocuk tacizine dikkat çeken yazılamamızı yaptık.  



 





 



Daha sonra Yenibosna' ya geçtik.  Burada yazılamamızı yaparken, sivil faşist olduğu her halinden belli olan bir genç, bizi işimize başlayıp bitirene kadar çevremizden ayrılmadı. Biz de gözlerinin içine bakarak ayrıldık oradan.



 





 



Bugün son çalışmamızı da Cevizlibag Metrobüs durağında gerçekleştirdik. Yazılama sırasında bir temizlik işçisinin anlatımları, ihbarcılığın ne kadar yaygınlaştığının anlaşılması açısından dikkate değerdi. “Kolay gelsin iyi şeyler yazıyorsunuz da bir sonraki vardiya da mutlaka silinir, emeğinize yazık” diyen işçiye “olsun, hiç olmazsa o zamana kadar okuyanlar olur” yanıtı verdik. İşçi bu yanıta karşı, “bize kalsa silmeyiz ama, millet 155'ü arayıp şikayet ediyor. Silmeden olmaz o zaman, emir kuluyuz...” sözleriyle bu ihbar hattının nasıl çalıştığını ve yaygın bir kullanım ağına sahip olduğunu gösteriyor.



 





 



Çalışmalarımız çeşitli şekillerde ve materyallerle devam edecek. 



 



****



 



'Evet'çi pastane sahibiyle sohbet  (15 Şubat)



Sefaköy'de "Hayır" bildirimizi "Ben 'Evet' diyeceğim diye almayan pastane sahibiyle konuştuk



 



Sefaköy İnönü Mahallesi’nde hayır çalışması yaptıktan sonra çay içtiğimiz pastaneden çıkarken yanımızda bulunan “Daha fazlasına hayır” bildirimizden uzattığımızda, “Teşekkür ederim, ben evet diyorum o nedenle bir başkasına verin” diyen pastane sahibiyle sohbet etmek istedik. “Biz 'Hayır' derken sebeplerimizi yaşamlarımızdan yola çıkarak temellendiriyoruz. Siz de bize 'Evet'in gerekçelerini anlatabilir misiniz?” dedik ve sohbete geçtik.



Alınteri: Madem ki açık konuşuyoruz siz de neye dayanarak 'Evet' dediğinizi anlatabilir misiniz? Samimi olarak bunları öğrenmek istiyoruz.



Pastaneci: Politika yapmak istemediklerini söylerken parti olarak iyi çalışıyorlar. Bundan öncekileri de gördük. Yaşamdan doğru bakarsanız tabii ki sıkıntılar var ama yine de evet diyeceğim, benim bir işim var evet ya da hayır beni rahatsız etmiyor. Ama ben 'Evet' diyeceğim.



Alınteri: Biz 'Evet' diyenleri anlamak istiyoruz. Eğer sebeplerini anlatabilirsen bu konuda bilgilenmiş olacağız. Öğrenmek istiyoruz çünkü...



Pastaneci: Yani daha mı kötü olacak, öyle mi diyorsunuz?



Alınteri: Elbette kötü olacak. Bugün 'Evet' derseniz bırakın kendi yaşamınızı, torunlarınızın geleceğini bile bir kişinin ellerine teslim etmiş olacaksınız.



Pastaneci: Bakın bundan önceki partilerin dönemini de gördük ve o zaman bizim hiçbir şeyimiz yoktu. Ama bu parti döneminde işimiz gücümüz oldu. Mesela siz Esenyurt’a gideceksiniz değil mi? Neden size bir araba vermiyorlar bu işe koştururken...



Alınteri: Biz bunu birisinin çıkarı için ya da birinin adına yapmıyoruz. Biz bu mücadeleye inandığımız için koşturuyoruz. Hiç kimseden de herhangi bir çıkar beklemiyoruz ki



Pastaneci: Bakın hastanelere önceden gidiyorduk sıra bekleyenler doluydu, sıra gelmiyordu.



Alınteri: Şimdi?..



Pastaneci: Şimdi yok, gidiyorsunuz sıra beklemiyorsunuz.



Alınteri: Şimdi hastaneye gidiyorsunuz belki sıra beklemiyorsunuz ama muayene ücretlerini hiç farketmeden reçetelerden kesiyorlar. Bir emar için aylar sonrasına sıra veriyorlar. Acil gidiyorsunuz saatlerce sancınızla bekletiliyorsunuz. Doğru düzgün muayene edilmiyorsunuz. Çünkü performans dayatıldığı için doktorlar belli sayıda hastayı muayene etmek ve tamamlamak zorunda kalıyorlar.



Pastaneci: Bizim karnımız Tayyip Erdoğan'dan önce de doyuyordu, şimdi de doyuyor. Ama Tayyip Erdoğan ötekiler gibi yapmıyor.



Alınteri: Bakın sizin anlamadığınız bu sürecin aslında bir parti ya da kişi meselesi olmadığı, asıl sorunun bir rejim değişikliği sorunu olduğu...



Pastaneci: Valla ondan önce de bir sürü hükümet gördük hiçbirisi çalışmadı. Ben Ardahan’lıyım, Kürt değilim ama bizim ora Kürt bölgesi, hayatımda ne HADEP’e ne CHP’ye oy vermedim; vermem de, neden biliyor musun? Bu adamlar yaptığı için bu adamlara 'Evet' diyeceğim.



Alınteri: Ne yaptı?



Pastaneci: Şimdi Metrobüs var binip gidiyorsun değil mi? Yol yaptılar. Peki bundan öncekiler ne yaptı?



Alınteri: Evet, yol yaptılar, Marmaray yaptılar, Köprü yaptılar. Birçoğumuzun hiç kullanmayacağı köprüler yapıp bizim vergilerimize yansıtıyorlar, geçişler ücretli ister geç ister geçme bizim sırtımızdan çıkıyor parası. Bunların yanında işçilere taşeronluğu aratacak kiralık işçiliği getirdiler, kıdem tazminatlarını gasp etmek istiyorlar, zorunlu bireysel emekliliği dayatıyorlar



Pastaneci: Ben oradan bakmıyorum.



Alınteri: Siz buradan bakmayın; şimdi diyelim ki 16 Nisan’da sandıktan 'Evet' çıktı ve her yetki tek adama verildi. O adamın kim olduğu önemli değil, yarın kriz bahanesiyle bir gecede bir KHK ile milli seferberlik ilan edip bütün mal varlığınıza el konulursa ne olacak düşünebiliyor musunuz? Böyle bir şey olunca esnaf dayanamayıp kepenk kapattı ve sokağa çıktı karşınıza neyle dikilecekler panzerler, tomalar, çevik kuvvetle çıkacaklar, ne yapacaklar tazyikli suyla, biber gazıyla, plastik mermiyle saldıracaklar.



Pastaneci: Olur mu öyle bir şey?.. Başkanlık sistemi Amerika’da da var.



Alınteri: Türkiye’de getirilmek istenen başkanlık sistemi Amerika’daki gibi değil ki. Orada eyalet sistemi var iki ayrı parlamenter sistem var. Başkanın hayata geçirmek istediği şeyler önce eyaletlerin temsilcileri tarafından inceleniyor, uygun görülmezse onaylanmıyor. Ama burada tek adam isterse meclisi feshedebilir. Yardımcılarını kendi seçecek, kuvvetler ayrılığını ortadan kaldırıp bütün her şey bir kişinin elinde olacak, buralara kendi adamlarını kendi atayacak, hiç kimse memnuniyetsizliğini dile getiremeyecek. Düşünsenize yargıda kendi hakim ve savcıları olacak siz de gidip bu hakim ve savcılara şikayetinizi ileteceksiniz dikkate alınacak mı sizin şikayetiniz!.. Zaten 'Evet' çıktığı zaman şikayet edebilme şansınız asla olmayacak.



Pastaneci: Bakın eskiden bizim (Türkiye’nin) hiçbir şeyi yoktu. Şimdi 350-400 tane uçağımız var.



Alınteri: Bizim mi? Bakın etrafınıza bir sürü gökdelen, rezidans var; kimin, bizim mi? Bunlar olunca biz zengin mi oluyoruz? O rezidanslar, gökdelenler yapılırken bir sürü inşaat işçisi ölmüştür, sakat kalmıştır. Ama bizi yönetenler ne diyor “bu işin fıtratında var” diyorlar değil mi? O rezidanslara, gökdelenlere sahip olanlar milyonları kasalarına doldururken o rezidansları, gökdelenleri inşa eden işçiler yakınından bile geçemiyorlar. Üstelik ölüp sakat kaldıkları ve ailelerinin ızdırapları da onlara kalıyor. Hiç kimsenin de umurunda olmuyor. Sonrada ülkemizin şusu var busu var diye konuşuyorlar.



Pastaneci: Bu serbest piyasadır , bakın siz bu bildiriyi verdiniz diye benim 'Hayır' diyeceğimi mi bekliyorsunuz?



Alınteri: Elbette hayır. Çünkü bir insan bir bildiri okudu diye hemen düşüncesi değişmez. Ama sizden ricamız, Anayasanın değişiklik yapılan maddelerini inceleyip araştırmanız. Bütün şu konuştuklarımızı hayatın bütününü gözönüne alarak düşünmenizi isteriz. Belki kafanızda bir soru işareti uyandırabiliriz. Bizim için önemli olan rejim değişikliğine geçilmek istendiğini anlamanızdır. Size gazetemizi de vermek istiyorum. Özellikle üçüncü sayfasını okumanızı rica edeceğim. Hiç olmazsa başka cepheden nasıl göründüğünü anlarsınız.



Pastaneci: 16 Nisan’dan sonra samimi olarak söylüyorum, çayımı içmeye gelin, gazeteyi de okuyacağım söz...



Alınteri: Davetinizi tabii ki kabul ediyoruz ve geleceğiz. Hoşçakalın...



****



KHP'nin çalışmaları hız kazanıyor (15 Şubat)



Kartal Hayır Platformu'nun çalışmaları, semt pazarlarında dağıtılan bildiri ve ajitasyonlarla devam ediyor



 



Aralarında Alınteri’nin de yer aldığı Kartal Hayır Platformu'nun çalışmaları pazar ziyaretleriyle devam ediyor.



Dün Kurfalı, bugün ise Karlıktepe pazarlarında yapılan bildiri dağıtımına, pazar emekçileri başta olmak üzere, Kartal halkından olumlu tepkiler yağdı.





 



Pazar günü Kartal Manolya Düğün Salonu'nda yapılacak olan foruma davetiye niteliğinde de olan bildirilerin uzatıldığı insanlardan sıklıkla "Ben zaten hayırcıyım" sözleri duyuldu.



 



"Evet"çi olduğunu söyleyen insanlara da yalın ve somut bir dille neden hayır demeleri gerektiği anlatıldı. Muhalif insanların yanında hayır oyu kullanacağını söyleyenler de hem neden hayır denmesi gerektiğini irdelemek hem de bireysel olarak oy vermenin yanında "Hayır"ı örgütlemeleri için foruma davet edildi. Davete gelen geri dönüşler de sıklıkla bir aksilik olmadığı takdirde katılacaklarını belirten ibarelerdi.