Saray'ın 5. kolları

Kürt düşmanlığıyla gözü dönenler referandum hilelerine kılıf dikiyorlar

GÜNCEL
Pazartesi, 20 Şubat 2017 (9 yıl 2 ay önce)

Kürt düşmanlığı genlerine işlemiş "ulusalcılar", sağ kanat Kemalistler ve kendilerini "sosyalist" olarak yutturmaya çalışan sosyal şovenler bu referandum öncesinde de son yıllarda edindikleri bir alışkanlığı tekrarlıyorlar:



 



Kürtlerin Tayyip Erdoğan'la el altından pazarlık yaptıklarını ve referandumda sandığa gitmeyerek "evet"in kazanmasını kolaylaştıracaklarını iddia ediyorlar.



 



Kandil'deki PKK yönetimi başta olmak üzere Kürt siyasetinin etkili bütün temsilcileri, haftalardan beri ve ısrarla referandumda “Hayır” diyeceklerini vurguladıkları ve Kürt halkını da bu tutumu almaya davet ettikleri halde bu iddia sürdürülüyor.



 



Andığımız çevreler, aynı ahlaksız propagandayı, 7 Haziran seçimleri öncesinde de yapmışlardı. O zaman da, “Kürtler özerklik karşılığında başkanlık rejimini destekleyecekler” dedikodusu çıkarmışlardı. Kürt siyaseti adına Selahattin Demirtaş'ın tok ve net bir dille “Seni başkan yaptırmayacağız!” demesine ve bir-iki çatlak sese rağmen HDP'nin parti olarak bu kararın arkasında durmasına rağmen sürdürüldü bu iftira.



 



7 Haziran ve sonrasında yaşananlar da kimin daha dürüst olduğunu, kimin söylediklerinin gerçeği yansıttığını somut olarak gösterdi hepimize.



 



Aynı ahlaksız politika bugün yine tekrarlanıyor. Öyle ki, koltuk ve üç kuruşluk menfaat uğruna gazetesini ve gazetede çalışan arkadaşlarını 'Kaçak Saray'a şikayet edip cezaevine girmelerine sebep olmuş Mustafa Balbay gibi bir yaratıktan CHP'ye genel başkan olma rüyasıyla günün modasına göre yelken açan, 2 yıl önce adli yıl açılış töreninde ucuz kahramanlık gösterisi yaptığı Tayyip Erdoğan'ın kapısına yüz sürmek için 15 Temmuz'dan bu yana atmadığı takla kalmayan Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'na kadar kalabalık bir karaktersizler ordusu bu iftira kampanyasının unsurları olarak karşımıza çıkıyor.



 



Bunlar sadece gözü dönmüş bir Kürt düşmanlığı temelinde AKP-MHP faşist blokunun “Hayır” cephesi içindeki uzantılarını oluşturmakla kalmıyorlar. Tamamen iftiradan ibaret olan bu söylentileri sürdürmekle onlar aslında 5. kol rolü oynuyorlar. Referandumda sonuçlarla oynayabilmenin yollarını arayan saray çetesine şimdiden çalacakları minarenin kılıfını dikiyorlar. Oy kullanmaları silah zoruyla engellenmeye çalışılacak olan Kürtlerin, her şeye rağmen kullanacakları oyların çalınmasını da kolaylaştıracak bir zemin hazırlıyorlar. Kürtlerin, çıkarılan fiziki engeller nedeniyle oy kullanmalarının engellenmesiyle kullandıkları oyların önemli bir kısmının çöpe atılmasını saray iktidarının “boykot”a bağlayarak açıklamasının yolunu döşüyorlar.



 



Onun için bu ahlaksız propaganda, seçim hilelerine şimdiden meşruiyet kazandıran saray yalakalığıdır.



 



Artıgerçek sitesinde bugün yayınlanan aşağıdaki haber, gözleri Kürt düşmanlığıyla dönen bu iftiracıların yürüttükleri bu kirli propagandanın nelerin kılıfı olduğunu ve olacağını hatırlatmaktadır: 



 



‘Yıkılan Şırnak’ta halk nasıl oy kullanacak?’



 



HDP Şırnak Milletvekilli Aycan İrmez, yakılıp yıkılan Şırnak’ta seçim sandıklarının nereye taşınacağı ve halkın nasıl oy kullanacağının bir muamma olduğunu söyledi. Evleri yıkıldığı için 35 bine yakın kişinin dönüş yapmadığını da belirten İrmez, oy kullanma işleminin yapılacağı okulların da yıkıldığını hatırlattı. 



Cumhurbaşkanlığı sistemini” de içeren Anayasa değişikliği teklifinin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından kabul edilip takviminin belirlenmesi ile siyasi partiler de, kampanyalarının startını verdi. “Hayır” ve “Evet” kampanyaları devam ederken, seçim güvenliği de kamuoyunda tartışılan konuların başında geliyor. Hukuka uygun olmayan bir seçim arifesinde olduklarını belirten HDP Şırnak Milletvekilli Aycan İrmez, hukuka aykırı bir şekilde Meclis’ten geçirilen maddelerin şimdi de seçim güvenliği olmadan halkın oyuna sunulacağını söyledi. İrmez, özellikle Şırnak gibi yakılıp yıkılan kentlerde, halkın nasıl oy kullanacağının ise bir muamma olduğunu söyledi.



 



Şırnak merkez ve çevre ilçelerde Olağanüstü Hâl’i de aşan bir “güvenlik” politikasıyla karşı karşıya olduklarını vurgulayan İrmez, “AKP’nin günümüzde uyguladığı politikaların 90’lı yıllarda yaşananlardan hiçbir farkı yok. Bunu Şırnak ve bölgeye indirgediğimizde çok daha katı bir şekilde uygulanıyor. Şuan Şırnak halkı OHAL içinde OHAL’i yaşamaktadır. Tüm Türkiye’de OHAL döneminde sandıkların kurulması başlı başına bir sorun. Çünkü insanlar bu ‘güvenlikçi’ politikaların uygulandığı bir dönemde rahatlıkla gidip oylarını kullanamıyorlar-kullanamayacaklar” dedi.



 



‘ŞIRNAKLILAR NEREDE VE NASIL OY KULLANACAK?’



Şırnak’ın yıkılmasıyla birlikte birçok okulun da tahrip edildiğini belirten İrmez, bu durumda sandıkların başka alanlara taşınmasıyla karşı karşıya olduklarını aktardı. Sadece Şırnak merkezde değil İdil, Silopi ve Cizre ilçelerinde de okulların ya yıkıldığını yada karakollara dönüştürüldüğünün altını çizen İrmez, halkın nerede ve nasıl oy kullanacağı konusunda soru işaretlerinin olduğunu aktardı. Önceki gün seçmen listelerinin asıldığını ve Şırnaklıların yasaktan sonra evlerine dönme temennisiyle adres değişikliği yapmadıklarına işaret eden İrmez, şunları dile getirdi: “Ancak yasakta Şırnak’ın yüzde 70’i yıkıldı ve halkın geri döneceği bir evi yok artık. Bu nedenle yaşanan yıkımdan dolayı evlerine dönemeyen yurttaşlarımızın ya ikametgâhlarını şu an yaşadığı yere taşımaları gerekiyor ya da referandum günü Şırnak’a gelerek oylarını kullanmaları gerekiyor.”



 



KONTROL NOKTALARINDA SAATLERCE BEKLETİLİYORLAR



Kent girişinde bulunan kontrol noktalarında insanların saatlerce bekletildiğini hatırlatan İrmez, “Şırnak’taki yıkımın ardından köylerine tekrar yerleşen aileler var. Örneğin Bilmad ve Cifane köylerinde onlarca aile yaşıyor ve buralarda muhtarlık olmadığı için insanlarımız ikametgahlarını değiştiremiyorlar. Bir ülkeden başka bir ülkeye geçer gibi yapılan kontroller ortadayken referandum günü yaşanacak yoğunlukta insanlarımızın nasıl oy kullanacağı düşündürücü” diye konuştu.



 



ŞIRNAKLILARA ÇAĞRI 



Yaşanan yıkımdan dolayı nüfusun yarısına yakın 35 bin insanın evleri olmadığı için dönüş yapamadığını ifade eden İrmez, tüm Şırnaklılara çağrı yaptı. İrmez, “Herkes 16 Nisan’da sandık başında olmalıdır. İnsanlarımız sandık başına gitmeli ve AKP’nin yürütmüş olduğu savaş politikasına karşı ‘Hayır’ demelidir” dedi.