Daha iyi bir yaşam umuduyla Suriye'deki iç savaştan kaçan mülteci çocuklar yıllardır en kötü şartlarda yaşıyor
Daha iyi bir yaşam umuduyla Suriye'deki iç savaştan kaçan mülteci çocuklar yıllardır en kötü şartlarda yaşıyor. Avrupa ve Ortadoğu'da dolaşan Fotoğrafçı Magnus Wennman çocukları, uyudukları yerlerde fotoğrafladı ve Suriye'nin kayıp neslinin hikâyelerini kayıtlara geçirdi.
Yaklaşık 5 yıldır devam eden Suriye savaşında milyonlarca aile, yaşamak için güvenli bir yer aramaya başladı. Geride ailelerini, arkadaşlarını ve hayatlarını bırakan bu insanların yanında oradan oraya savrulan çocukları da var.
Fotoğrafçı Magnus Wennman, Avrupa ve Ortadoğu'yu dolaşarak Suriye'nin kayıp neslini fotoğrafladı ve onların hikâyelerin öğrendi.
İsminin anlamı bal peteği olan Şehd, annesinin söylediğine göre resim yapmayı çok seviyor ancak son zamanlarda sadece silah resimleri çiziyor. "Ne zaman, nereye baksa onları görüyor" diyor. Aile, yakındaki ormandan meyve toplayarak karnını doyuruyor. Küçük kız Macaristan sınırında uyurken görünüyor.

Ahmet'in babası Suriye'nin Deyrizor kentinde öldü. Ona amcası bakıyor ve Macaristan sınırında ülkeye girmek için bekliyorlar. Uzun yolculuğunda ağır çantasını kendisi taşıyor. Amca'sı onun hakkında şunu söylüyor: Çok cesur bir çocuk. Sadece, bazen geceleri ağlıyor.

İki kız kardeş babalarıyla birlikte Beyrut sokaklarında yaşıyorlar. Geceleri üşümemek için birbirlerine sarıldıklarını söylüyorlar. Aslen Şamlılar. Evlerine düşen bir bomba yüzünden anneleri ve diğer kardeşleri öldü.

Bağdatlı olan Lamar'ın evi bir bombardımanda yok oldu. Ailesinin yanında önce Türkiye'ye oradan da Macaristan'a kaçan Lamar burada, bir ormanlık alanda kirli bir döşekte uyuyor.

Gaziantep'in Nizip ilçesinde bir hastanede kalan Muhammet'in en büyük hayali bir gün mimar olmak. "Savaşın insanda yarattığı en garip duygu korku. Bunu daha önce tahmin edemezdim" diyor.

Meram'ın evine bir roket isabet etti ve çatı üzerine çöktü. 11 gün komada kaldı. Şu an bilinci açık ama kırık çenesi yüzünden konuşamıyor.

1,5 yaşındaki Mehdi'nin kısa hayatı hep kaçmakla geçti. Şimdi Sırbistan'da bir mülteci kampında. Kamptaki protesto gösterisinin gürültüsüne rağmen uyuyor.

Fatma, İdlib kentine Esed güçlerinin yaptığı saldırının ardından ailesiyle birlikte kaçtı. Lübnan, Libya ve sonunda İsveç'e ulaştılar. Akdeniz'de içinde olduğu botta bir kadın 12 saat süren doğum sancılarının ardından bir ölü bebek doğurdu. Bebek denize atıldı. Fatma tüm olan bitene şahit oldu.

Kobanili Gülistan ardında bıraktığı rahat yatağını özlediğini söylüyor. Şimdi vücudunu yastık yaparak Suruç'ta bir mum ışığının gölgesinde uyuyor.

Ağustos ayında bu fotoğraf çekildiğinde Sırbistan'a doğru 2 gündür yürüyordu. Şimdi Macaristan sınırı kapatıldı ama Julliana'nın ailesi içeri girmeyi bir şekilde başardı.

Zatürre ve göğüs enfeksiyonu olan İman Ürdün'de Azrak kampı hastanesinde. 19 yaşındaki annesi Ola "Normalde mutlu bir kızdır ama şimdi yorgun. İyi olduğunda her yere koşabilir. Şu an zamanının çoğunu uyuyarak geçiriyor" diyor.

Ferah da Ürdün'de Azrak kampında. Yerde yatıyor. O ve 9 yaşındaki kız kardeşi Tisam futbolu çok seviyor. Babası çocuklarının oynayabilmesi için eline geçen malzemelerle top yapmaya çalışsa da bu topların ömrü uzun olmuyor.

3 çocuğun babası 37 yaşındaki Selam, onları Lübnan'da Mecdel Ancar'daki bu yatağa yatırdıktan kısa süre sonra kaçırılmış. O günden beri babalarından haber alamıyorlar ve geceleri sürekli kâbus görüyorlar.

Ahmet İdlib'deki evlerine bomba isabet ettiğinde evdeydi. Şarapnel parçası başına geldi, neyse ki ciddi bir şekilde yaralanmadı. Ama kardeşi onun kadar şanslı değildi. Ahmet ve ailesi Macaristan'ın Horgos sınır kapısına kaçmadan önce yıllarca savaş bölgesinde yaşadı. Uzun süredir otobüs duraklarında, yollarda ve ormanlarda yaşıyorlar.

20 aylık Amir bir kelime bile konuşmadı henüz. Annesi, çocuğunun karnındayken travma geçirmiş olabileceğini düşünüyor. Şimdi, Lübnan'daki Zahle'de bir mülteci kampında plastik bir tentede yaşıyor. 32 yaşındaki annesi Şahane, Amir'in hâlâ konuşamasa da sık sık güldüğünü söylüyor.

Abdülkerim Addo Atina'da bir camide uyuyor. Yüzlerce mülteci hergün Yunanistan'a ulaşıyor ve insan kaçakçıları onları istismar ediyor. Abdül son eurosunu da bir feribot bileti için harcadı ve hiç parası kalmadı. Her an Suriye'deki annesi ile, ödünç aldığı telefonda konuşuyor ama ona ne kadar kötü şartlar altında olduğunu söylemiyor. Abdül "Ağlıyor ve benim için endişeleniyor ve onu daha fazla endişelendirrmek istemiyorum" diyor.

Sırbistan'ın başkenti Belgrad'da bir tren istasyonunda çok kirli bir döşekte uyuyor. Dera'da kız kardeşinin öldürüldüğünü gördüğünden beri şokta. Kâbuslar görüyor. Yorgun ve sağlık durumu iyi değil çünkü bir kan hastalığı var. Annesinin ona ilaç alacak parası yok.

Annesinin kollarında uyuyor. Onlar ve diğer binlerce mülteci sınırlar kapatıldıktan sonra Macaristan'a ulaştı. Şimdi de Sırbistan'da bekliyorlar.

Halep'teki evlerinde kendine ait bir odası vardı. Şimdi Dal El Las'ta bir mülteci kampında yaşıyor. Uyku vakitlerinden nefret ediyor. Çünkü evi o uykudayken bombalandı ve ailesiyle kaçmak zorunda kaldı.

Kısa ömrünün 2 yılını evinden uzak yerlerde uyuyarak geçirdi. Humus'taki evini hava saldırılarından sonra terk etti. Şimdi Ürdün Azrak'ta uyumaya çalışıyor.

Şiraz'a çocuk felçi teşhisi konulduğunda sadece 3 aylıktı. Sağlık görevlileri hayatta kalma şansı olmayan bir çocuk için çok para harcamanın gereksiz olduğunu söyledi. Şiraz konuşamıyor ve yürüyemiyor. Kobani'den Türkiye'ye gelen ailesi Suruç'ta mülteci kampında yapılmış ahşaptan yapılmış bir barınakta yaşıyor.

Annesi ile pazara giderken gerçekleşen bombardımanda başına, sırtına ve kasığına şarabneller isabet etti. Annesi öldü. Ürdün'e getirilen Müeyyed, Amman'da bir hastanede uyumaya çalışıyor.
Kaynak: Metro.co.uk