İlk sayısını Ankara Katliamı'ında yaşamını yitiren arkadaşlarıyla çıkaran İnşaat-İş'le Şantiye Gazetesi'ni konuştuk
İnşaat-İş’le Şantiye Gazetesi üzerine konuştuk
Alınteri: Kurulduğunuzdan itibaren çok değerli kazanımlar elde edip birçok başarıya imza attınız. Şantiye gazetesini çıkararak da bu kazanımlara bir yenisini eklediniz. Bu gazete hangi ihtiyacın ürünü olarak ve nasıl çıktı ?
Mustafa Adnan Akyol (İnşaat-İş Başkanı): Elinizdeki gazete Şantiye gazetesinin ikinci sayısı. Birinci sayısını Ankara Katliamı’nda kaybettiğimiz arkadaşlarımızla çıkarmıştık. O zaman da bayağı bir ilgi görmüştü. Katliamdan sonra gazetemizi çıkarma işini belirli bir süreliğine ertelemek zorunda kaldık. Bu ikinci sayısı.
Böyle bir gazete çıkarmak hedeflerimizin arasında her zaman vardı. Çünkü inşaat işçileri ne hükümetler cephesinden ne yasalar üzerinden ne de başkaca sendika ve sivil toplum kuruluşları üzerinden hiç görülmedi. Şimdi iş cinayetlerine maruz kaldığımız söyleniyor ama bu durum eskiden de öyleydi.
Şantiyelerdeki bu problemler önceden de vardı. Bugün kentsel dönüşümden dolayı inşaat sektörü çok büyük bir hız kazandı. İnşaat işçilerinin geçmişine baktığımızda ne bir sendikamız oldu ne de bir kurumumuz oldu. Sadece bir İsmet Demir’imiz oldu.
Mevcut yasalarda bizim sendika olarak savunabileceğimiz tek bir şey yok. Ama işçiler kendilerini ilgilendiren bu yasalardan bihaber. Kıdem-ihbar tazminatı zaten hakgetire. Yıllık iznin ne olduğunu bile bilmezler. Ve problemlerini anlatabilecekleri, çözüm yollarını arayabilecekleri hiçbir şeyleri olmamıştı inşaat işçilerinin. Biz bunun üzerinden gittik.
Bu gazeteyle hem inşaat işçileri kendilerini, kendi dillerini, düşüncelerini aktarsınlar -sadece bize değil tabii, birbirlerine aktarsınlar- istedik. Biz de onlara yasal haklarımızla ilgili bölümler gibi hem haklarını hem de birlikte mücadelenin değerini-kıymetini anlatmak için böyle bir gazete çıkarmaya karar verdik ve çıkardık.
Biz Şantiye gazetesini inşaat işçilerinin gazetesi gibi çıkardık ama bu tek başına böyle algılanmasın. Bütün işçilerin sorunlarının inşaat işçilerinin sorunlarıyla neredeyse aynı olduğunu, hatta ve hatta bizimle çalışıp kendilerinin işçi olarak görmeyen, bizim de bazen kendi tavırlarından kaynaklı işçi olarak görmediğimiz mimarının, mühendisinin de işçi olduğunu veya diğer işkollarındaki bütün işçi arkadaşların da problemlerini dile getireceği bir gazete olmasını istedik. Diğer işkollarından işçi arkadaşların problemleri, sorunları veya anlatmak istedikleriyle ilgili bir sayfamız da olacak. Bunu da düşündük. Sadece inşaat işçileri sömürülmüyor bu ülkede. Bütün işçilerin problemleri var. Bu sorunları bir araya getirerek ortak çözüm yolları arayacağız. Umarım ki başarıya ulaşır, ulaşacaktır.

Alınteri: Bu gazetenin yapıcıları kim? Mutfağında kimler yer alıyor? Hangi süreçlerden geçerek bu gazete elimize ulaşıyor?
Yunus Özgür (Sendika örgütlenme sekreteri): Bu gazetenin bütün yazıları işçiler tarafından yazılıyor. Mizanpajı, dağıtımı inşaat işçileri tarafından yapılıyor. İnşaat işçisinden yazı almak da zor, yazması da zor. Bu, ağır çalışma koşullarından da kaynaklıyor. Çok fazla yoruluyorlar buna zaman ayırmaları gerçekten çok az olabiliyor. Şantiye’nin ikinci sayısını çıkarmak bu anlamda epey zahmetli oldu. Bir işçiden yazı almak güç olduğu için birebir şantiyeye gidiyorsun, birlikte yazıyorsun, röportaj şeklinde yapıyorsun, onu yazı haline getiriyorsun. Gerçekten bu süreçler için bayağı bir emek sarfediyorsun. Gazetenin içindeki yazıların yüzde doksanı inşaat işçilerinin yazılarıdır.
Sadece İstanbul değil, farklı şehirlerdeki çeşitli şantiyelerden yazılar geldi ve dağıtımını da zaten bu şekilde yapıyoruz. Mesela İzmir’den Rönesans Şantiyesi’nden işçi arkadaşlarımız var. Hem yazı yazdılar hem de 30 gazete isteyip orada dağıtımını ve işin örgütlenmesini yaptılar.
Dediğim gibi tüm mutfağı inşaat işçilerinden oluşuyor. Karikatür yapan inşaat işçisi arkadaşımız var. Gazetenin 3. sayfasında inşaat işçileri kendi sorunlarını anlatıyorlar. Bunun dışında inşaat işçilerinin duygularını hayallerini yansıtıyorlar. Yani bir inşaat işçisinin yazdığı öyküyü, bir şiiri yani tüm yaşamını bu gazetede yansıtabilmek önemli. Esasında, inşaat işçisinin yaşamını anlatabildiği, yeteneklerini sergilediği bir gazete inşa etmeye çalışıyoruz.
Örneğin göçmen bir inşaat işçisi var. Orada mesela çalışma koşullarından çıkmış, ailesini nasıl özlediğini anlatmış. O anlamıyla gazete yazılarını inşaat işçilerinin yazdığı, mizanpajın öğrencilik yapan bir inşaat işçisinin çalıştığı dağıtımını kendilerinin yaptığı bir gazete oldu. Olanaklarımız olmasına, dışardan profesyonel destek teklif edilmesine rağmen bu kabul edilmedi. Yani bu inşaat işçisinin gazetesiyse her şeyiyle onun inşaat işçisinin ürünü olması gerektiğini düşündük. Öte yandan, bize yardımda bulunmak isteyen tüm dostlarımıza belirli görevler düşüyor. Ama bu süreçte gazetenin iskeletinde inşaat işçilerinin yer almasını önemli görüyoruz.
Alınteri: Şantiye gazetesi neyi hedefliyor?
Tezcan Acu (Sendika örgütlenme sekreteri): Şantiye gazetesi direkt işçiye ulaşmayı hedefliyor. Kendi sorununu dert eden inşaat işçisinin dilinden konuşmak, onların fikirlerini topluma kazandırmak ve aynı zamanda cesaretlendirmek istiyoruz. İnşaat işçilerinin en büyük hedeflerinden biri kendini anlatabilmesi, sorunlarını anlatabilmesi. Biz o konuda gazeteye büyük bir önem atfediyoruz. Bu anlamda, her işçinin yazdığı yazı çok değerli.
İnşaat işçisinin o kadar da boş olmadığını gazeteye sundukları katkıdan da görebiliyoruz. Tahsili düşük olsa da düşünmeyi becerebildiğini ve sorunlarını yansıtabildiğini görüyoruz. Fikirlerini okuyoruz. Hedeften ziyade bunun bir gelenek haline gelmesini istiyoruz. Tarihe bakıldığında inşaat işçisinin bu zamana kadar elle tutulur en güzel şeyi bu gazete olacak. Şantiye gazetesinin ikinci sayısına bakıldığında görülecektir ki büyük bir gururla yayınladık. Umut ediyoruz ki uzun senelerce bu gelenek devam eder.
İnşaat işçisi yazmayı, sorunlarını dile getirmeyi öğrenince de nitelik iyice artacak ve mesafe katedeceğiz. Kendisi gibi olan insanların neler düşündüğünü de orada görme fırsatı yaşayacak. İşçi sorunlarını ve çözümlerini kendisini de içine katarak verdiği güzel bir ürün olarak görüyorum. Mesela onuncu sayfada ‘Yapıcılıkta örgütlenme-1’ yazısı Ankara Katliamı’nda kaybettiğimiz Serdar Ben arkadaşımızın yazdığı bir yazı. Hala güncelliğini koruyor.
Size bir şey okumak istiyorum: “İnşaat sektörü Türkiye’de son yıllarda büyük bir hızla büyüdü. AKP iktidarı döneminde bu sektör yeni zenginler yarattı. Türkiye baştan aşağı bir şantiyeye dönüştü. Her yere beton kuleler ve her mahalleye bir alışveriş merkezi dikiliveriyor. Mevcut yapıların hemen hepsi kentsel dönüşüm projesi çerçevesinde yıkım kapsamına girdi. Bu projeyle Türkiye’de uzun yıllar dev bir inşaat sahası olarak kalmaya devam edecek. Tek başına bu değil elbette. Ortadoğu’da yaşanan savaştan sonra meydana gelecek yeniden yapılanma kapsamında altyapı ve kentlerin yeniden yapımı açısından gözde sermaye birikimi merkezlerinden birisi olarak ışık saçıyor” demiş arkadaşımız. Meseleyi bir yıl öncesinden bugünü görerek ele alması inşaat işçisinin ferasetini göstermesi açısından çok önemli bir yerde duruyor.

Alınteri: Şantiye gazetesi çıktı ve önümüzde. Türkiye’de yaklaşık olarak 2 buçuk milyon inşaat işçisi var. İstanbul merkezli bir gazete. Ama Kars’ta, Adana’da, Adıyaman’da, Erzurum’da binlerce, on binlerce inşaat işçisi var, yani İnşaat-İş bayağı biliniyor. Şantiye gazetesine sahip çıkmak isteyen, bunu okumak isteyen, ‘bu gazete benimdir’ diyen Anadolu’daki inşaat işçileri bu gazeteye nasıl ulaşacak? Nasıl bir dağıtım organizasyonu düzenlediniz? Bununla ilgili neler söylemek istersiniz?
Tezcan Acu: Gazetemizin diğer gazeteler gibi hızlı ve güçlü bir dağıtım ağı elbette yok. Ama alternatif yollar düşünüyoruz. Sosyal medya hesaplarımızdan gazetenin çıkışını duyurduk zaten. İşçilere ulaşması için de gazeteyi okumak isteyenlerin nasıl ulaşacağına ilişkin açıklamalarda bulunduk. Büyük illerde merkezi birkaç nokta belirledik. Buralardan alabileceklerini söyledik. Farklı illerde bulunan işçi arkadaşlarımız adreslerini bizlere yolladıkları takdirde kendilerine kargo yoluyla belli miktarlarda ulaştırabileceğimizi belirttik. Dolayısıyla işçi sosyal medya hesaplarımızı takip eder, oradan iletişim kurarsa gazetemizi hızlıca ulaştırabiliriz.
Alınteri: Şantiye gazetesinin ikinci sayısı çıktı. İlerici, devrimci-demokrat kamuoyundan nasıl tepkiler aldınız?
Mustafa Adnan Akyol: Gazetemizin ikinci sayısının çıktığını duyurur duyurmaz tahminimizin üstünde ilgi gördüğünü söyleyebilirim. İsmini buradan veremeyeceğim İzmir’den bir belediye bile bizden Şantiye gazetesini talep etti. Sendikamızı bilen çok sayıda işçi zaten güçlü bir şekilde sahiplenerek gazete istediler. Adana’dan İzmir’den, Sakarya’dan, Kayseri’den, Antalya’dan, Ankara’dan gazete istekleri geldi; Almanya’da çalışan işçiler de dahil gazetemize çok talep oldu diyebilirim.
Gazetemize yazmak isteyen akademisyen arkadaşlarımız oldu. İş sağlığı güvenliği uzmanı arkadaşların yazı talebi oldu. Gazetenin mizanpajında gönüllü olarak yer almak isteyen gazeteci arkadaşlarımız oldu. Üniversiteli genç arkadaşlarımızdan talepler oldu. Çok popüler bir mizah dergisi bile bizim belirlediğimiz konular üzerinden tam sayfalık karikatür çizimi desteği verebileceğini söyledi.
Tepkiler gerçekten çok olumlu. Bizim gazetemizde öyle yüksekten konuşarak ahkam kesen bir dil göremezsiniz. İşçilerin problemlerini anlattığı, işçilerin dilinin belirleyeci olduğu bir yayın organına da ne kadar ihtiyaç olduğunu bu talepler üzerinden görmüş olduk. Birçok gazete ve yayın organı var bizim dışımızda. Bunlar bile direkt işçiye hitap eden gazeteler değil. Hatta kimileri işçilere hitap ettiğini düşünüyor ama özünde etmiyor. Biz gazetemizde buna da özen gösterdik. Bu gelişmelerden kamuoyunun böylesi bir gazeteye ne kadar aç olduğunu görmüş olduk. Gerçekten çok güçlü bir ilgi ve talep var diyebilirim.
Alınteri: Şantiye gazetesinin ikinci sayısında inşaat işçileri daha çok yaşadıkları sorunları, karşılaştıkları zorlukları dile getirdiler. Ülkede 2 buçuk milyon inşaat işçisinin olduğunu söylemiştiniz. İnşaat işçileri sadece ekonomik anlamda zorluklar ya da hak gasplarına maruz kalmıyorlar. Aynı zamanda siyasi iktidarın gerici-şoven ve despot yaptırımlarıyla da baskı altında kalıyor. Dolayısıyla İnşaat-İş olarak sürece ve gündeme dair açıklamalarda bulunuyorsunuz. Şantiye gazetesi inşaat işçilerinin yaşadıkları bu sorunlara dair siyasi değerlendirmelere yer verecek mi?
Mustafa Adnan Akyol: Siyasi iktidarın bugün için uyguladığı her hamle başta işçi sınıfını ve emekçi halkı hedef almaktadır. Nasıl ki sendika olarak inşaat işçilerinin iradesinin yer almadığı bir sendikal anlayışı temsil etmiyor ve ona karşı mücadele ediyorsak, genel anlamda da işçi sınıfının söz ve eyleminin yer almadığı hiçbir siyasi anlayışın bir geçerliliği yoktur bizim açımızdan. Bugün için işçi sınıfının hiçbir ekonomik, siyasi, kültürel istek ve talebi karşılanmamaktadır. Zaten bu yaşadıklarımız bir yanıyla da işçi sınıfının söylem ve yaptırım gücünün zayıflamasıyla ilgilidir. Tam da böylesine süreçlerde bizler sözlerimizi daha sert ve korkusuzca söylemeliyiz. Üreten de biziz, bu dünyayı var eden de biziz. Onun için söz hakkımız düne göre çok daha fazla olmalı ve bizler sözümüzü söylemekten asla geri durmayacağız.
Biz Kürt sorunuyla ilgili de şeyler söyleyeceğiz. Kadın sorunuyla ilgili şeyler de söyleyeceğiz. Biz inşaat işçileri olarak yaşama dair ne varsa bunlara dair her sözümüzü söylemeye devam edeceğiz.
Elinizdeki Şantiye gazetesi de bizim söyleyecek bir sözümüz olduğunu gösteren somut bir gerçekliktir. Biz bir sınıfız ve bu gazetede söylenenler işçi sınıfının sözleridir. Ve son olarak bu sözlerimiz ciddiye alınmak zorundadır.
Alınteri: Teşekkür ederiz.
İnşaat İşçileri Sendikası olarak bizler de teşekkür ederiz.
[Bu röportaj Alınteri'nin 10'uncu sayısından alınmıştır]
