Öfkeli ve umutluyuz!

Dünyayı yaratan, ona şekil ve ruh katan biz kadınlar, gücümüzü 8 Mart’ı yaratan kadınlardan alıyoruz

KADIN
Salı, 7 Mart 2017 (9 yıl 1 ay önce)

2017 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kadına karşı baskı ve şiddetin alabildiğine arttığı, kadın emeğinin sömürülmesinin katmerlendiği, OHAL ve KHK’larla tüm toplumun karanlık bir geleceğe mahkum edilmek istendiği günlerde karşılıyoruz.



 



1857’de 40 bin yiğit kadının insanca bir yaşam talebiyle başlattıkları mücadele geleneği, o günden bugüne kadına özne olması gerektiğini ve emek mücadelesindeki yerini hatırlatan bir meşale olarak geldi. Bu meşale kimi zaman bir ulusun kadın bedeniyle aşağılanmaya çalışıldığı Ekin Wan’ın çıplak bedeninde ete kemiğe büründü, kimi zaman Özge Can’ın sıcak gülümsemesinde harlandı. Kimi zaman kadına biçilmeye çalışılan kimliksiz, sorgulamayan, itaatkar, gerici yaşam biçimlerine karşı “Kadınlar Birlikte Güçlü” sloganıyla sokakları dünyanın tüm renklerine, kahkahalara, sloganlara boğan binlerce kadının kızgın soluğunda hayat buldu, kimi zaman IŞİD çetelerinin elinden kurtulan kadınların üstlerindeki kara çarşafları yırtıp attıklarında altından fışkıran rengarenk hayat, rengarenk özgürlük olup aktı içimize.



 



Biz dünyayı yaratan, ona şekil ve ruh katan kadınlar, gücümüzü 8 Mart’ı yaratan ve onu mücadelemizin ışığı haline getiren kadınlardan alıyoruz. Gücümüzü “Aramızdan bir kişi daha eksilmesine izin vermeyeceğiz” diyen dünyanın her ulusundan direngen kadınlardan alıyoruz. Umutlarımızı, öfkemizi, kavgamızı kuşanarak geldik.



 



Kızgınız, öfkeliyiz! Çünkü sadece son bir yıl içinde Türkiye’de 328 kadın öldürüldü. Ucuz işgücü olarak görüldüğümüz, güvencesiz çalıştırıldığımız sektörlerde yüzlercemiz hayatını kaybetti ya da sakat kaldı. En ufak bahanelerle kocalarımız, babalarımız ya da sevgililerimiz tarafından dövüldük, hakarete uğradık, linç edildik. Kendimizi savunduğumuzda toplum ve yasalar tarafından suçlu ilan edildik.



 



Kızgın ve öfkeliyiz! Çünkü, katillerimiz namus gerekçesiyle ya da sadece mahkemede kravat taktığı için iyi hal indirimiyle ödüllendirildi, birimizi daha katletmeleri, işkence ve tecavüz etmeleri için devlet tarafından teşvik edilip sokaklara salındı.



 



Kızgın ve öfkeliyiz! Çünkü; Suruçta, Diyarbakır’da, Ankara’da kendi besledikleri gerici çetelerce onlarcamızı katlettikleri yetmezmiş gibi, savaş çığırtkanlığı yaparak bizi başka acıların, tecavüzlerin, ölümlerin ortasına atmaya çalıştılar. Savaş nedeniyle binlerce insan yerlerinden yurtlarından sürüldü. En büyük acıları da yine kadınlar yaşadı. Savaştan kaçan bu kadınlar ya insan simsarlarının ağına düştü ya da çaresizlikleri, kimsesizlikleri kullanılarak tecavüze uğrayıp, para karşılığı 2.3. eş olarak satıldı. Şimdi Xerabê Bava’da olduğu gibi abluka altına aldıkları köylerimizde çocuklarımıza işkence yapıp, kadınlarımızı taciz ediyorlar. Bu köylerden kadınların yardım çığlıkları yükseliyor. Yürüttükleri kirli savaş politikalarıyla geriye kalanlarımıza da aynı acıları reva görüyorlar.



 



Kızgın ve öfkeliyiz! Çünkü sokakta ne giyeceğimize, yolda nasıl yürüyeceğimize, kaç çocuk doğuracağımıza kadar tüm yaşamımıza müdahale edilmeye çalışılıyor. Toplumsal yaşamın dışına itilerek evlerin soğuk duvarları arasına hapsedilmeye çalışıldık. Yaşamı, özgürlüğü, bilimi ve adaleti savunduğumuz için KHK’larla işten atıldık, hakarete, tacize maruz kaldık. Evde görünmeyen emeğimiz fabrikada ucuz işgücüne dönüştü. Sömürünün en katmerlisine, patronların tacizine, tehdidine maruz kaldık.



 



Kızgın ve öfkeliyiz! Çünkü eğitim bilimsellikten uzaklaştırılıp gerici hurafelerle doldurulduruldu, okullarımız İmam Hatip Liseleri’ne dönüştürülürken öğretmenlerimiz işten atıldı. İş güvencesi ortadan kaldırılmaya çalışılan işçi ve emekçilere kölece çalışma koşulları dayatıldı. İşsizlik oranı 15 yılda çığ gibi büyüdü. Asgari ücretle açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edildik.



 



Ama aynı zamanda umutluyuz. Çünkü bize dayatılan yaşam biçimini kabul etmiyoruz!



 



Umutluyuz, çünkü kimsenin namus ölçütü olmayacağız. Aramızdan bir kadının daha namus cinayetine kurban gitmesine razı gelmeyeceğiz!



 



Umutluyuz, çünkü hükümetin kirli savaş politikalarının kurbanı olmamak için “HAYIR” demeye, savaş mağduru kadınların sesi olmaya ve ellerimizi birbirimize uzatmaya devam edeceğiz!



 



Umutluyuz, çünkü cinsel, sınıfsal, etnik sömürüye karşı yürüttüğümüz mücadeleyi, ev ev, sokak sokak, ülke ülke zaferle taçlandırana kadar bıkmadan usanmadan sürdüreceğiz!



 



Biz dayatılmak istenen karanlığı, gericiliği, geleceksizliği “HAYIR” seslerimizle yıkacağız. Umutluyuz çünkü tek adam diktatörlüğüne, faşizme karşı kadınlar olarak “HAYIR” diyoruz!



 



[Alınteri'nin 3 Mart 2017 tarihli 10. sayısından alınmıştır]