Pazartesi, 11 Aralık 2006 (19 yıl 10 ay önce)
Konfeksiyon İşçileri Derneği (KİD)11 Aralık günü Semiramis düğün salonunda dayanışma etkinliği düzenledi. Baştan sona konfeksiyon işçilerinin emekleriyle organize edilen etkinliğe yaklaşık 150 kişi katıldı. Etkinlik saat 14:00'te;
"Kölece Çalışmaya ve Kölece Yaşamaya Hayır!" diyen binlerce emekçi, aslında büyük bir açıklıkla, ne istediğimizi haykırıyor. "Ne kadar yaşadın?" denildiğinde, "Kendim için soruyorsan hiç, el için bütün bir ömür" demek istemediğimiz için bugün buradayız
vurgusuyla başladı. Açılışta ilk sözü ev sahibi olarak dernek başkanı aldı ve derneğin faaliyetlerini aktardı. Konuşmasında
Çin rekabetinin bahane gösterilerek çalışma koşullarının son derece ağırlaştırıldığından bahsederken örgütlenme ve bir arada olma çağrısı yaptı.
Arkasından konfeksiyon işçilerinin atölyelerde çekimler yaparak hazırladıkları sinevizyon gösterildi. Sinevizyonda sektördeki çalışma koşulları ve işçilerin karşı karşıya kaldığı sorunlar anlatıldı. Ayrıca
Mart ayında düzenlenen ve konfeksiyon işçilerinin de katıldığı
“Söz Alınterinin Kurultayı” ve kurultayda konuşan tekstil işçilerinden kısa görüntüler de yer aldı.
Bir süre önce
Kocaeli'nde militan bir direnişe imza atan
Al-Co işçileri de sınıf dayanışmasının güzel örneklerinden birini sergileyerek salonda yerlerini aldı ve kendi deneyimlerini sınıf kardeşleriyle paylaştılar. Al-Co'da iş yeri temsilcisi olan
Erkan Yağcı konuşmasını
“Ya hep beraber yada hiç birimiz” diyerek bitirdi ve salondan
“Yaşasın Sınıf Dayanışması” sloganıyla karşılandı. Konfeksiyon işçileri ise aslında açık arttırmayla satacakları, kendi ördükleri kazağı Alco işçilerine armağan ettiler.
Devrimci tutsakların soluğu da Kırıklar F tipi Cezaevi'nden
Devrim Türkmen'in mesajıyla salona taşındı.
"Gördüğümüz açlıksa eğer / Çektiğimiz çileyse daha / Bize ne düşer ki bir tanem / Ekmek uğruna kavgadan başka…" dizeleriyle etkinliği selamlıyan Türkmen; içerde F tipleriyle devrimcilerin; dışarda hücre tipi yaşamla emekçilerin birbirlerinden yalıtılarak tecritin uygulandığını vurguladı.
Nice kuşaklar gören ama devrimci değerlerinde hiçbir şey yitirmeyen
Ali Eriş de salona seslenenler arasındaydı. Hayatı yarattığımız halde kendi emeğimizin ürünlerini kullanamadığımızı vurgulayan Eriş, işçi sınıfının kendi felsefesi ve ideolojisi olduğunu belirtti. Bunu öğrenme ve hayata geçirme çağrısında bulundu.

Şiir, müzik, tiyatro ve koro hepsi işçi elleriyle hazırlanıp sunuldu. Nazım Hikmet'in işçi gerçekliğini en çarpıcı biçimde anlattığı şiirleri okundu. Müzik grubunun repartuarı ise Kürtçe müziklerden oluşuyordu. Müzik olur da halay olmaz mı? Hep beraber halaya duruldu. Tiyatroda ise işsizlik, rekabet sonucu yaşam ve çalışma koşullarının sürekli geriye gittiği; ancak bir arada olunursa yarınların kazanıla bileceği vurgulandı.
Ekrem Ataer ise hep bir ağızdan söylenen parçalar ve yaptığı konuşmalarla salona ayrı bir hava kattı.
Günün finalini, etkinliğe yakışır bir şekilde işçi korosu yaptı. Coşkuyla söylenen işçi marşları ve sonunda çekilen halaylarla doruk noktasında etkinlik tamamlandı.