Kıdemin gaspı en büyük reformmuş

Müezzinoğlu, “Bu yıl çalışma hayatının en önemli reformlarından birini kıdem tazminatıyla sağlayacağız" dedi

İŞÇİ SINIFI
Perşembe, 9 Mart 2017 (9 yıl 1 ay önce)

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, kıdem tazminatının gasp edilmesi anlamına gelen ve işi kıyımları başta olmak üzere pek çok hakkın gaspının önünü açan düzenlemenin bu yıl içinde gerçekleştirileceğini buyurdu. Kıdem tazminatının fona devri ve mevcut halde yıllık 30 işgünü üzerinden yapılan hesaplamanın yarı yarıya indirilmesi anlamına gelen düzenlemeyi Müezzinoğlu, “Bu yıl çalışma hayatının en önemli reformlarından birini kıdem tazminatıyla sağlayacağız” şeklinde takdim etti.



 



DHA’nın haberine göre Müezzinoğlu Adana Sanayi Odası’nda düzenlenen ‘Çalışma Hayatına Yönelik Uygulamaya Konulan Teşvikler’ konulu toplantıda kıdem tazminatıyla ilgili şu açıklamalarda bulundu:



 




Aslında işçinin hakkı, 10 yıl, 20 yıl sonra işverenin cebinde olmamalı. Yani 10 yıl ve 20 yıl sonrasının koşullarını kimse bilemez. Bugün çok iyi olan bir işverenimiz, yarın zor durumda olabilir. Kocaeli’nde böyle bir konu oldu. Üstelik o işyerinde sendika var. İşveren, işler bozulunca ‘Kıdem tazminatını ödeyecek durumum yok’ dedi. İşçiler de bize kıdem tazminatıyla ilgili geliyor. Kıdem tazminatı, hakkaniyetli, sürdürülebilir, güvenilir olmalı ve tarafların cebinde olmamalı. Onun gücü, onun yasayla verilen fonda veya yeni yapılacak yapıda olmalı. Bu yıl çalışma hayatının en önemli reformlarından birini kıdem tazminatıyla sağlayacağız. Başardığımızda çalışanla çalıştıran arasında hukuk birbirine güvene dayalı olmalı. ‘O beni, ben onu istismar ediyorum’ değil, herkes daha iyinin, başarının peşinde olmalı. Sağ ve sol ayak nasıl sağlıklı gidiyorsa, işçi ve işveren arasındaki hukuk da bu kadar hakkaniyetli olmalı. Bize de düşen bu arada iyi hakemlik yapmak, güçlü, adil hakemlik yapabilmek. İnşallah bunu da yapma gayreti içerisinde olacağız.




 



Müezzinoğlu’nun tazminatın fona devrindeki en önemli argümanı -işçiyi düşünüyormuş görüntüsü de çizerek-“patron ‘iflas ettim’ dediğinde işçi ortalıkta kalıyor, bize geliyor” şeklinde özetleyebileceğimiz cümlede saklı. Bunu söylerken mesela işçilerin birikimini toplayarak başlı başına bir sermaye gücü haline gelecek fonları yöneten şirketlerin iflas edip etmemesinin güvencesinin olup olmadığına hiç değinmiyor.



 



Ya da kiralık işçilik ve başka güvencesiz çalışma biçimleriyle emekliliği imkansız kılarlarken, bu arada işçinin o fonlarda birikmiş parasının ne zaman-hangi koşullarda alabileceğinin ikna edici bir formülünün olmadığından da bahsetmiyor.



 



Öte taraftan asıl karın ağrılarından birinin de “battım” diyen patronun gasp ettiği kıdemlerin mevcut halde iş mahkemeleri ya da çeşitli direnişlerle devletin kasasından ödenme zorunluğundan kurtulmak gibi bir niyetten bahsetmeye bile gerek yok sanırız.



 



Müezzinoğlu,  “en büyük reform” diyerek aslında patronların işçi kıyımında elini nispeten bağlayan ve işçiye kısmi bir iş güvencesi sağlayan bir hakkın gaspının patronlar lehine büyük bir reform olduğunu da konuşmasında bahsettiği diğer teşviklerle açıkça ortaya koyuyor.  



 



Başkanlık sisteminin referandumla onaylanmasından sonra yapacakları ilk işlerden birinin işçilerin elinde kalmış son hak kırıntılarının da gaspı olduğunu söylemeye bile gerek yok. Müezzinoğlu’nun bu yıl içinde yapılacağını müjdelediği bu gasplara karşı aslolanın işçi sınıfının alacağı tutum olduğunu belirtmeye de…