Ortadoğu müttefikleri paniğin kıyısında

ABD'nin Ortadoğu'da, müttefikleri nezdinde yaşadığı derin sarsıntıyı raporlayan Paul Richter'in yazısını çevirerek takdim ediyoruz.

GÜNCEL
Salı, 12 Aralık 2006 (19 yıl 10 ay önce)

Amerikan liderlerinin bölgeye yaptıkları seyahatlardan sadece uyarı ve endişe çıktı.

WASHİNGTON- Başkan Bush ve üst düzey danışmanları, geçen hafta, sorunlu Ortadoğu’ya koşuşturarak, geleneksel müttefikleri ile gerginleşmiş bulunan ilişkileri düzeltmek ve Irak liderleriyle yeni girişimleri hızlandırmak amacıyla diplomatik inisiyatiflerini sergilediler.

Ortadoğu liderleri, ABD’nin Irak işgali ve Irak’a demokrasi dayatması nedeniyle bölgede patlayan karışıklar yüzünden duydukları derin kaygıyı ifade ederken, Bush yönetiminin işleri daha da kötüleştireceğinden endişeliler.

Güçlü bağlar ve ABD etkisinin kalıcılığının sergilenmesi amaçlanan Başkan’nın gezisi panik sınırına yaklaşmış olan eski ve yeni dostlarla karşılaşılan bir gezi haline geldi.

Başkan Bush’un Irak Başbakanı ile Ürdün’de bir araya geldiği zirve, ilişkilerde kuşkuların derinleştiği tuhaf bir karşılaşmaya döndü. Başkan Yardımcısı Dick Cheney’in Suudi başkenti Riyad’daki toplantısı, kraliyet liderlerinin kaba ihtarları ile sonuçlandı. Condoleezza Rice’ın ABD’nin yeni barış hamlesine Arap desteği sağlamak amacıyla yaptığı Batı Şeria ve İsrail turları ise fazla ilgi görmedi.

Amerikan yetkililerinin yaptıkları tüm geziler, Amerikalıların Arap muhatapları tarafından azarlandıkları ve ders verildiği diplomatik utanç ve hayal kırıklıkları ile sonuçlandı. Geziler, bölgedeki ABD müttefiklerinin içinde bulunulan zor ilişkilerde ne yapacaklarını ve Kongrede çoğunluğu ele geçiren Demokratlar nedeniyle Bush’un Ortadoğu politikalarını ne ölçüde kontrol edebileceğini araştırdıklarını gösterdi.

Irak konusunda partisinin kilit adamlarından olan Senatör Jack Reed’e göre Araplar,

Amerikalıların ne yapacağını anlamaya ve kendi planlarını geliştirmeye, kendi B planlarını oluşturmaya çalışıyorlar.
Müttefiklerin içinde bulunduğu zor durum, Bush’un Amman’ı ziyaretinden önce, bölgede ABD’nin en kadim dostlarından biri olan Kral Abdullah tarafından dile getirildi. Kral Abdullah, Ortadoğu’nun aynı anda ortaya çıkacak üç iç savaş tehdidi altında olduğunu belirterek, bunların Irak, Lübnan ve Filistin’de meydana geleceğini söyledi. Ve bunlarla ilgili yükün çoğunun ABD’nin omuzlarında olduğunun altını çizdi.

Üç yönlü tehdidin yok edilmesi için Bush ve Irak Başbakanı Nuri Maliki görüşmelerinde “dramatik bir şeylerin” oluşması gerektiğine işaret eden Abdullah, “çünkü bu durumda bizim yapabileceğimiz fazla bir şey yok” dedi.

Bush yönetimine bölgeden gelen tek destek, ABD’nin Irak işgalinin bölgeye stabilite getirdiğini söyleyebilen İsrail Başbakanı Ehud Olmert’ten geldi.

Carnegie Endowment for Internatioanl Peace (Uluslararası Barış için Carnegie Yardım Kurumu) elemanı ve Arap politikaları uzmanı olan Nathan Brown, Ortadoğu gözlemcilerine, Irak’ta izlenen politikanın değiştirilmesi yönündeki iç baskı nedeni ile Bush’un artık eskiden olduğu gibi ABD adına konuşamayacağını kaydederek şunları ifade etti:
“O istediği kadar ‘görevin tamamlanmasından’ söz etse de, ABD politika sahnelerini okuyabilen liderler onun bunu beceremeyeceğini görmektedirler.
ABD stratejisinde değişiklik olasılığı umudu ile dünyada yakından izlenen Bush - Maliki görüşmesinde, daha önceden açıklanmış bulunan amaçlardan herhangi bir değişiklik çıkmadığı gibi, görüşme liderlerin “ilişkilerin iyi” olduğu iddialarının tekzip edildiği diplomatik tökezleme haline gelmiştir.

Perşembe günü yapılan zirvenin akşamında Bush’un ulusal güvenlik danışmanlarından Stephen Hadley’in sızdırdığı bir tutanakta ABD yetkililerinin Maliki’nin yeteneklerini sorguladıkları yazılı idi. Tutanakta, aynı zamanda, Irak’taki ABD etkisinin giderek azaldığı da belirtilmekte idi. Hadley’e göre Iraklılar Sünni Araplara olduğu kadar Şiilere de sosyal hizmet götürmeliydiler. Ancak Amerikalılarca aylardan beri dile getirilmesine karşın, bu konuda hiçbir başarı sağlanamamıştı.

Tutanağın sızması zirve üzerinde bir gölgeye neden olmuş ve Maliki birdenbire daha önceden planlanmış olan Bush - Maliki - Abdullah toplantısını iptal etmiştir. Ancak Beyaz Saray yardımcıları iptal işleminin bir aşağılama olmadığı konusunda ısrarcı davranmışlardır.

Daha sonra Ortadoğulu bir diplomat kendisi ile yapılan söyleşide, Maliki’nin Bush ile arasına bir mesafe koymak için toplantıyı iptal ettiğini söylemiştir. İptalin zamanlamasına dikkat çeken diplomat, iptalin militan Mukteda Sadr’a bağlı kabine üyeleri ve Şii yasa koyucuların zirveyi protesto için hükümet çalışmalarından çekildikleri zamana denk geldiğini söylemiştir.

Cumartesi günü olağan radyo konuşmasında ise Bush, Maliki ile ilişkilerinin giderek iyileştiğini belirtmiştir.

Bush, bu durumu şöyle açıklamıştır;
Her toplantıda onu daha iyi tanıyorum ve ülkesini daha iyi bir yola sokmak için zor tercihleri yapma iradesinden çok etkileniyorum.
Gezi sırasında Bush ülkesinde devam eden hararetli Irak politikaları tartışmalarından uzak kalamadı ve Irak ile igili bir tavsiye panelinde ortaya konan “bölgedeki silahlı güçlerin tedrici geri çekilmesi” yaklaşımının gerçekçi olmadığı yolundaki görüşünde ısrar etti.

Ancak, yaptığı radyo konuşmasında, savaş ile ilgili olarak iki partinin çözüm önerilerine bakacağına ve Irak Çalışma Grubu’nun Çarşamba günü yapacağı tavsiyeleri de dinleyeceğini belirtti.

Bush, ayrıca birkaç gün içinde yapılacak bir iç değerlendirme toplantısında, Pentagon, Beyaz Saray ve diğer yetkililerin tamamlamak üzere oldukları çalışmada ortaya konacak tüm olasılıkları tartışabileceğini ifade etmiştir.

“Irak stratejimiz ile ilgili bir ayarlama kararı vermeden önce önüme konan bütün tavsiyeleri duymak isterim” demiştir.

Bush’un gezisine oranla çok daha fazla gölgede kalan Cheney’in Arabistan gezisinde Suudi Kralı Abdullah’la yaptığı görüşme, ABD hedefleri ile Arap müttefiklerin hedefleri arasındaki mesafenin, sonuç acı da olsa, ortaya çıkmasına yaramıştır.

ABD yetkililerine göre geziyi planlayan Cheney’dir. Ancak yabancı diplomatlara göre, gezi Suudi liderlerin çabası ile yapılmıştır. Gezide Suudiler, ABD’nin bölgeden ayrılmasından duyulan korku ve ABD’nin Şiilere sağladığı geniş destek de dahil olamak üzere bölge ile ilgili kaygılarını iletmişlerdir.

Cheney ile yapılan görüşmeden sonra, Suudiler olağan olmayan bir açıklama ile bölgedeki istikrarın bozulmasında Amerika’nın sorumluluğunun altını çizmişlerdir.

Suudi yetkililer, “Amerika’nın bölge sorunları üzerindeki doğrudan etkisi”nden ve “bu etkinin bölgenin gerçek durumu ve tarihsel dengelere uygun olmasının çok önem taşıdığı”ndan söz ederek, Sunni-Şii dengesini ima etmişlerdir.

Suudi açıklamasında İsrail - Filistin konusu ile ilgili olarak da, “ABD’nin Ortadoğu’da devam eden sorunların sona ermesi için adil çözümler peşinde olması gerektiği” ifade edilmiştir.

ABD’nin eski Suudi Arabistan Büyükelçisi Charles W. Freeman Jr.’a göre açıklama,
Suudi standartları dikkate alındığında bir azarlamaya çok yakındı -ve özetle- Birleşik Devletleri sorumluluğa davet ediyordu.
Takip eden günlerde, Suudi kaygılarının başkaca örneklerine de raslanılmıştı.

Suudi Hükümeti'nin bir danışmanı Çarşamba günü Washington Post’ta yayınlanan yazısında, Birleşik Devletlerin Irak’tan çekilmesi durumunda, Sünnileri Şiilerden korumak amacıyla Suudilerin Irak’a “yoğun biçimde müdahale” edeceklerini yazıyordu.

Suudi Arabistan’ın ABD Büyükelçisi Prens Türki El Faysal, ABD’nin Irak’tan çekilmemesi uyarısı yaptığı Ekim konuşmasında “ABD Irak’a davetsiz geldiği için, davetsiz olarak da gitmemelidir” demiştir.

İsrail-Filistin barışı için yeni öneriler sergileyerek Arap güvenini cezbetmek için geçen hafta yaptığı Kudüs ve Batı Şeria’daki Jericho gezilerinde Rice, ABD etkisinin hangi limitlere düştüğünü gözlemleme etme fırsatı bulmuştur.

Rice’ın güven tazelemek için yaptığı bu gezide, Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas, partisi El-Fetih ile Hamas’ın hizipçi olmayan bir hükümet kurarak, Filistin’e daha fazla yardım yolunun açılmasından ve İsrail ile barış görüşmelerinin geleceğinden fazla ümitli olmadığı anlaşılmıştır.

Rice, daha sonra, yönetimin “barış için gerekli koşulları yaratamadığını” söylemiştir.

Rice, ayrıca; “Bu zaman alıcı bir şey, ileriye doğru büyük sıçramalar beklenmemeli” demiştir.

Cuma günü Ürdün’de yapılan Ekonomik Kalkınma Konferansı’nda Ürdün, Mısır ve Körfez ülkeleri liderleri Rice’a ABD ile ilgili derin memnuniyetsizliklerini bildirmiş, bölge istikrarı için anahtar sorun olarak gördükleri İsrail-Filistin sorununun çözümünde ABD’nin sorumluluğu olduğunu ifade etmişlerdir.

Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa, Ortadoğu’nun “dipsiz bir kuyu” haline gelmekte olduğu uyarısında bulunup, ABD’nin daha aktif olmasını isteyerek “Bölge büyük bir çöküntü ile karşı karşıyadır” demiştir.


Bu raporun hazırlanmasında Times yazarları Doyle McManus ve Peter Wallsten katkıda bulunmuşlardır.

*Paul Richter'a ait bu makale Los Angeles Times’ın 3 Aralık 2006 tarihli sayısından çevrilmiştir.