Erdoğan'dan 'hayır' çadırı ziyareti...

Tayyip Erdoğan 'teröristler' dediği 'hayır' çadırını ziyaret etti, burdaki 'malzemeyi' Samsun mitingine meze yaptı

GÜNCEL
Salı, 28 Mart 2017 (9 yıl 3 hafta önce)

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bugün, neredeyse her gün “terörist” ya da farklı sıfatlarla tanımladığı bir ‘hayır’ çadırına uğradı. Tarabya’daki Cumhurbaşkanlığı köşkünden çıkmış, Samsun’daki mitinge gitmek için Atatürk Havalimanı’na geçecekken gerçekleştirdi bu ziyareti… Nerden icap ettiğini ise sonraki saatlerde ettiği kelamdan anladık.



 



Keza önce ‘evet’, ardından da ‘hayır’ çadırına uğrayan Erdoğan, buradan oluşturduğu malzemeyi Samsun’daki*  mitingin benzini olarak kullandı. Bunu yaparak, aynı zamanda oynamak istediği “demokrasicilik” oyunundaki aşırı ‘samimiyetini’ de kanıtlamış oldu! Jestlerinde, mimik ve davranışlarında hatta mizansen olarak sergilediği kimi çıkışlarda bile bu kavramın kendisine oldukça yabancı durduğunu bir kez daha tercüme ederek…



 



Sarıyer’deki CHP çadırına giden Erdoğan’ın o çadıra halkın düşüncesini anlamak için değil de hesap sormak ve kendi icraatlarının propagandasına zemin hazırlamak için gittiğini bizzat Samsun’da söyledikleriyle öğrenilmiş olduk. Ziyarete ilişkin görüntülerdeki tavırları, yer yer yükselen ses tonu da bunu yeterince anlatıyordu zaten...



 



Garip bir düzey sorunu yaşayan Erdoğan bu tutumunu yineleyerek ve tabanına da bu tutumlarıyla mesaj vererek bildik kalıpları yineledi. “Sohbetine”, “Niçin hayır diyorsunuz, bunu bir söyler misiniz?” sorusuyla başladığını belirtti. Ardından da tanıdık “otoban-duble yol-hastane-köprü” propagandasıyla devam etti. Kılıçdaroğlu’nun silik performansıyla kıyaslamalar yaparak, çadırdakilerden hesap sormaya kadar vardırdı işi.



 



Sonuçta buradan bir de tarihsel gericilik birikiminin en has malzemesi olan mezhepçiliğe de uğramadan edemedi. Bir emekçinin 3. Köprüye tarihe en büyük Alevi katliamlarını gerçekleştiren Osmanlı padişahı olarak geçen Yavuz Selim adını neden verdiğini sorması üzerine onu “mehepçilikle” yargıladı. Selim’in ne kadar geniş topraklar fethettiğiyle övünen Erdoğan, buradan da Alevilerin tüm haklarını kullandıklarını, hatta kendisi de Alevi olan Kılçdaroğlu’nun bir partinin genel başkanlığına yükseldiğini belirterek, sistemin o tanıdık “lütufkar” yaklaşımı sürdürdü. Ama bunu yaparken bir gerçeğin de altını çizmiş oldu: Kılıçdaroğlu “Dersim Katliamı” bile diyemeyen bir Alevi’ydi!



 



Neyin eksik?” ya da “neden çağdaş değilmişiz?” gibi sorularla kendi zihniyet kalıplarını hakikatın yerine koymaktaki ısrarını sürdüren Erdoğan, her davranışı, her söylediğiyle garip bir kich ustası olmaktaki ısrarını sürdürdü. Ama en fazla da nasıl bir mantaliteye, düşünüş ve yönetim felsefesine sahip olduğunu…



 



*Erdoğan’ın çadırdaki “sohbeti” Samsun mitingine şu sözlerle taşıdı:



 




Oradakilere, ‘Niçin ‘Hayır’ diyorsunuz, şunu bir söyler misiniz?‘ dedim. Dediler ki, ‘Çünkü biz çağdaş bir Türkiye istiyoruz.’ Yani şu anda Türkiye çağdaş değil mi, ‘Neyiniz eksik?’ dedim. Yollarımız, köprülerimiz, hızlı tren, okullar, bunlar yok mu?” Erdoğan, oradaki bir yurttaşın sorduğu sorunun ise ‘mezhepçilik’ olduğunu savundu: “Söylediği lafa bakın: ‘Siz Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne niye bu adı koydunuz?’ Dedim ki, ‘Çok ayıp.’ Yavuz Sultan Selim Han’ın padişah olduğu zaman Osmanlı’nın toprağı neydi biliyor musunuz? 18 milyon kilometre kare. Böyle bir devletin sultanının adını böyle bir köprüye koymaktan daha doğal ne olabilir? Ama olaya bakış ne, bakıyorum mezhepçilik.” Kendisinin Alevi-Sünni ayrımı yapmakla eleştirildiğini dile getiren Erdoğan, sözü CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na getirdi: “Bakıyorum arkadan geldi: ‘Siz Alevi-Sünni ayrımı yapıyorsunuz.’ Yapmadık. O zaman Kılıçdaroğlu kendisi Alevi, siyasi partinin başında. Neyi eksik? Ben Dersim katliamını lanetledim ama o lanetleyemedi. Niye? Çünkü lanetlediği zaman bir yerlere dokunacak.