HAYIR'larımızla Avcılar Marmara Caddesi, Yeşilkent ve Tokat Mahalleleri ile fenişlerindeydik
Bugün, HAYIR kampanyamızın yoğun çalışmalarını Avcılar'a taşıdık. İlk olarak Avcılar Marmara Caddesi'nde HAYIR bildirimizin ve gazetemizin dağıtımını yaptık. ‘Evet’çilerin, ‘hayır’cıların ve kararsızların çok karışık bir şekilde bulunduğu bölgede aldığımız tepkiler de büyük değişiklik gösterdi. Yoğun ilgi gösteren ve bizimle uzun sohbetler eden vatandaşların yanında ateşli ‘evet’çilerle de fikir tartışmaları yaşadık.
AKP'nin gençlik kollarının bir yerelinde başkan olduğunu söyleyen bir gençle uzun bir konuşma yaptık. Ülkede her şeyin yolunda gittiğini, çok ileri teknolojilerle silah ürettiğimizi söyledi.

Biz de ona, silahların tüm parçalarının yurtdışından geldiğini, hatta ve hatta Türkiye'de o parçaların birleşimini yapabilecek düzeyde yüksek teknolojide bir sanayi tesisi olmadığını söyledik.

Bunları nereden öğrendiğini sorduğumuzda genç, "Bize konferans verdiler, sonra da bir kitapçık verdiler. İçinde yazan bilgilerin hepsi doğru" dedi. Biz de ona verilen kitapçık yerine dünya genelinde geçerli olan ve tarafsız sanayi ve ekonomi kitapları okumasını önerdik. Sohbeti için teşekkür ettik, el sıkıştıktan sonra "Kolay gelsin" diyerek yanımızdan ayrıldı.

Gazetemizi alan türbanlı bir kadın fiyatını sorduğunda "1 lira, ama yoksa önemli değil" diyerek ona paranın değil, gazetenin okurlara ulaşmasının ve okunmasının önemli olduğunu söyledik. O da bize "Millet hamuduyla götürüyor paraları, siz emeğiniz için 1 lira istemişsiniz çok mu?" diyerek parayı verdi.

‘Evet’ tercihine daha yakın olan, hatta yanımıza az ötedeki AKP çadırından elinde AKP broşürü ve rüzgar gülüyle gelmiş olan bir vatandaşla da diyaloğa girme fırsatımız oldu. ‘Evet'e daha yakın olduğunu ancak maddeleri inceledikten sonra özellikle ülkeyi tek bir adama emanet etme konusunda büyük endişeler duyduğunu söyledi. Ona gazetemizi verdik, iki materyali de okuyup tarafsız bir şekilde düşünmesi ve karar vermesini istedikten sonra onunla da vedalaştık.

Çalışmamızın başından sonuna kadar etrafımızda sivil polisler vardı, hatta bir tanesi bizi göz hapsinde tutarak 2 saat boyunca bulunduğu noktadan hiç ayrılmadı. Fotoğraflarımızı çekti, bildirimizden aldı. Slogan atmamamızı söyledi, biz de bağırmadığımızı, sesli ajıtasyon yaptığımızı söyledik ve çalışmamızı bol ajıtasyonlu biçimde yaptık.

Orada çalışmamızı sonlandırdıktan sonra Avcılarda 7 ay beraber omuz omuza direniş gösterdiğimiz işçilerin şimdi çalıştığı şantiyeye gazetemizi ulaştırdık ve onları ziyaret ettik.
Ziyaretimizden çok memnun kaldılar, orada da işçilerle bol bol referandum hakkında sohbet ettik.
20 yıldır ülkü ocaklarına gidip geldiğini söyleyen bir işçi ile konuştuk, "Bize yıllarca devrimcileri yanlış tanıtmışlar, hep önyargıyla yaklaştım size, yanılmışım" diyerek tanık olduğu bir olayı bizimle paylaştı: "Bizim orada bir dernek vardı, solcuların derneği. Kötü hiç bir şey yapmıyorlardı, tiyatro müzik yapıyorlardı, cıvıl cıvıl bir yerdi. Bir gün oranın önünden geçerken polisin orayı bastığını, genç genç çocukları acımasızca döverek oradan çıkardığını gördüm. Benim de onların yaşında kızım var, benim kızımla yaşıt olan bir kızı dövüyorlardı, bayılınca tekrar ayıltıyorlardı. Gözlerimden yaş gelmişti."

Şantiye ziyaretimizi bitirdikten sonra ise Tokat Mahallesi'ne bildiri ve gazetelerimizle gittik. Burada bize bir işçi arkadaş ve kızı da katıldı. İşçi ve emekçi, yoksul halkın yoğunlukta olduğu mahallede kapılar hep güler yüzle açıldı, insanların yüzünde gazetenin içinde yazanlara dair bir merak vardı. Böylece kısa sürede elimizdeki gazetenin hepsini tükettik.
Gazetelerimiz bittiğinde sokakları stickerlarımızla donattık, esnaf ziyaretleri yaptık. Bildirimizden bolca isteyen ve müşterilere vereceğim diyerek alan esnaf çoktu. Bir tütüncüye girdik, güzel bir muhabbetten sonra çıktık ve duvarına sticker yapıştırmak istediğimizde, memnuniyetle karşılayıp, yanımıza gelip "Bakın benim burda zaten hayırlarım var, sizinkilerden de yapıştırın bol bol" dedi. Biz uzaklaşırken ise ona doğru gelen küçük bir çocuğa, espirili bir dille "Stickerlarımı koparırsan ben de senin kafanı koparırım" diyerek güldü.

Bugünkü yoğun çalışmamızı sonlandırmak üzereyken Yeşilkent Hayır Platformu'nun Salı pazarında bildiri dağıttığı haberini aldık ve destek vermek üzere oraya geçtik.
Platformun imzasız Hayır gazetesini ve bildirilerini dağıttık. Pazar oldukça kalabalıktı ve yine Avcılar gibi her türlü tepkinin yüksek sesle dile getirildiği bir yerdi. Bildirilerimizi alıp yırtanlar, sertçe omuz atıp geçenler, bize bağıra bağıra bela okuyanlar da oldu; yanımıza gelip özellikle bildiri ve gazete isteyenler, sesli ajıtasyonumuza katılıp bizi kutlayan pazar emekçileri de.

Yeşilkent Hayır Platformu'ndan arkadaşlarla tanıştık ve bizden, Yeşilkent'e geldiğimizde haber vermemizi istediler. Bugünkü çalışmamızı da bu şekilde bitirdik.
