Sabah, İçişleri Bakanlığı'nın referandum öncesinde 12 sınır kentinde yeni bir operasyon başlatacağını haberleştirdi
Hükümetin has borazanlarından Sabah, “Terör örgütü PKK’ya 2. dalga operasyon” başlığıyla hükümetin referandum öncesinde Kürdistan’da yeni bir kıyıma girişeceğini haber verdi. İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan bir plandan bahsedilen haberde, referandum öncesinde Suriye ve Irak sınırındaki 12 merkezde ikinci dalga operasyonların başlatılacağı belirtildi.
2015’te başlayan ve insanlarla birlikte kentleri de yerle bir eden özel savaşın yineleneceği anlamına gelen bu planın, “bitirdik, köklerini kazıdık” dedikleri bir dönemde ve referandum öncesinde devreye sokulmasıysa oldukça manidar.
Bu haberde yer alan planın, daha önce basına ‘3 Hilal Operasyonu’ olarak yansıyan planın bölgelerin özgünlüklerine göre derinleştirileceği anlamına geldiğini söylemek abes olmayacaktır.
“3 Hilal Operasyonu” ile ilgili haberde operasyonun 16 ili kapsayacak şekilde yürütüleceği belirtilmişti. İl mülki amirliklerine yollanan genelgede “5 bin güvenlik gücümüzü feda etmek gerekirse edeceğiz ve terörü söküp atacağız” ifadeleri kullanılıyor ve o günlerde Lice’de devam eden operasyon merkezini ziyaret eden Soylu da, “Bunları buradan silmeye kararlıyız ama daha yeni başladık. Hele önümüzdeki günlerde olanları duydukça başta şehit ailelerimiz olmak üzere bu millete, bu ülkeye zarar verenlerden şu gönlü daralan, sıkışan bütün milletimiz büyük ama büyük bir ferahlık duyacaktır. Kararlıyız, kararlılığımıza aynı şekilde devam edeceğiz" sözleriyle kin ve öfke kusuyordu.
Sabah’ın bugün sayfasına taşıdığı planın aynı savaş konseptinin sınır bölgelerine uyarlanmış biçimi olduğunu söylemek için çok neden var. Kürt halkına dönük bu gözü dönmüş saldırganlık dün KCK davalarında yağan cezalarda ya da DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek’e verilen cezadan da anlaşılıyor.
Rejim Amed meydanına Şeyh Said’in kullanıldığı Kürtçe pankart asıp, Kürt halkına “hilafet” propagandası yaparak “komünizm gelecekse onu da ben getiririm” esprisinde olduğu gibi “Kürdüm demek istiyorsanız bu sınırları kabul edin. Tarihi de benim sunduğum kadarıyla okuyun” diyor. Diğer taraftan yakıp-yıktığı kentleri sözümona ‘onarma’ rüşvetleri dağıtıp, Toplum Yararına Çalışma denilen geçici işçi alımlarıyla yoksulluk ve işsizliğe geçici ayarlar çekerek onlarca yıldır yürütülen özgürlük savaşıyla damıtılmış tüm demokratik direniş kültürünü tasfiye etmeye çalışıyor. Çizdiği sınırları kabul etmeyen her Kürdü ‘3 Hilal’li ya da başka planlarla adeta imha etmeye soyunuyor.
“Bitirdik”, “köklerini kazıdık” dedikleri bir anda Newroz’da alanlara akan kitlesellik ve coşku karşısında apışıp kalan ve yanıtı imha operasyonlarını tazeleyerek vermeye girişeceği anlaşılan rejimin, Irak ve Suriye’deki sınır bölgelerinde yer alan 12 kentte yapacakları, 2015’te yaptıklarıyla sabittir.
Sabah’ta yer alan haber bunun açık ifadesidir. Haberde “sızmalar engellenecek”, “kalıntılar temizlenecek” başlıkları altında dile getirilenler bunun açık ifadesidir. Buna göre 2015’teki “özyönetim” direnişlerine karşı geliştirilen kapsamlı saldırganlık aynı bölgelerde yinelenecek. Suriye-Irak sınırındaki Mardin'in Dargeçit, Derik, Kızıltepe ve Nusaybin ilçeleri, Şırnak merkez ve İdil, Cizre, Uludere, Silopi ilçeleri, Hakkâri'nin Çukurca, Şemdinli, Yüksekova ilçesi olmak üzere 12 merkezin sayıldığı haberden, buralardan göçmemeye direnen ve yıkılmış kentlerin çevrelerine kurdukları çadırlarla hayata tutunmaktaki ısrarlarını sürdüren halkın hedef alınacağı anlaşılıyor. ‘3 Hilal’ denilen operasyon planında da bu açıkça dile getiriliyor ve gerillaya yardım ettiği düşünülen tüm kesimlerin katledilmesi buyuruluyordu. Nitekim bu, “kalıntılar temizlenecek” başlığıyla daha açık şekilde ortaya konuluyor.
Sabah haberinde, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı'nın (KDGM) bölgede gerçekleştirdiği saha çalışmasından da bahsederek bölge halkının “terörist unsurları istemediği” tespiti yapıyor. İnsana, “madem istemiyorlar senin paçaların niye böyle tutuşuyor” dedirtecek bir çelişkiyi göstererek… Tabi bunun, onurunu satmak karşılığında dağıtılacak rüşvetlerle içiçe geçeceğini de, yıkılan kentlerin onarımının yapılacağı "müjdelenerek" veriliyor.
Kürt halkına dönük tarihsel korkularla, yayılmacı hayallerin içiçe geçtiği bu tarihsel eşikte rejimin haleti ruhiyesinin, "Tanrım bu ne zor bir bilmece/ Öldürdükçe çoğalıyor adamlar/ Ben tükenmekteyim öldürdükçe..." dizelerindeki gibi olduğu açık. Kürt halkı direngenliği ve tarihine bağlılığıyla daha kaç plan yaptıracak ve daha kaç kere küllerinden yeniden doğacak... Hep birlikte göreceğiz.