'İnsan onuruna sahip çıkılmalı'

HDP milletvekilleri, cezaevlerinde süren açlık grevlerine ilişkin Meclis'te basın toplantısı düzenledi

GÜNCEL
Cuma, 31 Mart 2017 (9 yıl 3 hafta önce)

HDP milletvekilleri Burcu Çelik ve Sırrı Süreyya Önder, hapishanelerde devam eden açlık grevlerine ilişkin Meclis'te bir basın toplantısı düzenledi.



Tutsakların sağlık durumuyla ilgili bilgilendirme yapan Burcu Çelik; "Sağlık durumu kötüye giden tutsaklar var. Artık rahatsızlıklar açığa çıkmaya başladı. Yorgunluk, bitkinlik halleri mevcut" dedi. Ailelerin kaygılarının arttığına dikkat çekti; "Bütün cezaevlerinde tutsaklar dönüşümlü veya dönüşümsüz olmak üzere açlık grevine dahil oldu. Ailelerin kaygılarını gidermek, tutsakların vücut bütünlüğüne zarar gelmeden sonlandırılması için bütün yetkililerin adım atmasını istiyoruz. Herkese çağrımızı yineliyoruz” diye konuştu.



‘Davaları açan yargıçların yarıdan fazlası cezaevinde’



Sırrı Süreyya Önder’se siyaseten tutuklanmış 10 binlerce insanın olduğu bir ülkede, kriminal bir şeyden değil, sosyolojik olgudan bahsedilebileceğinin altını çizdi.



Önder, "2009 Nisan'ında 2011 Ekim'i arasında bu ülkede 7000 aşkın insan KCK operasyonlarıyla gözaltına alındı, uzunca bir süre özgürlüğü gaspedildi. Üzerlerinde tırnak çakısı çıkmadı, şiddetle ilişkisi kanıtlanamadı. Bu davaları açan, bu iddianameleri düzenleyen, bu duruşmaları yürüten yargıçların yarısından fazlası bugün darbeci olarak cezaevlerinde kendileri mahkum durumunda. Hükümet aktörlerine dönük soruşturmaların gayri meşru ilan edilmişken, aynı yargıçlar tarafından bizlere dönük açılan davalar halen prosedürü devam ettiriliyor. En son Yargıtay Van KCK davası hem esastan hem usulden bozmak durumunda kaldı. Dün böyleydi bugüne dair bir sonuç çıkardık mı? Yok. 1,5 yıllık süreçte HDP'nin siyaseten gösterdiği önemli başarı yargı eliyle çürütülmek isteniyor. 1,5 yıllık bilançoda 5000 partilimiz zindana atılmış durumda" dedi.



‘Hukuksuzluğu görünür kılmak için açlık grevine girildi'



HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve milletvekillerinin bugün itibariyle açlık grevine başladığını hatırlatan Önder;



"Adaletsizlik uygulamaları görünür kılmak için açlık grevine başladılar. Demokrasiye inanıyorsanız utanç verici bir durumdur. Bu ülkenin üçüncü büyük partisinin eş genel başkanları ve milletvekilleri hukuksuz olarak tıkıldıkları cezaevlerindeki hukuksuz uygulamaları görünür kılmak için kendi bedenlerini açlık grevine yatırıyorlar” diye konuştu.



Uygulanın düşman hukuku olduğunu belirten Önder; ”Hiçbir kitapta yeri yok. Biz düşman değiliz. Rakiplerimizi düşman olarak görmüyoruz. Bu siyasetin çizginin maruz kaldığı şey düşman ceza uygulamasıdır. Hep bu şekil yargılama süreçlerine maruz kaldık. Dünyada yargıya maruz kalınamaz. Böyle bir kavram yok. Yargı siyasi erkin dışında bir refleks gösterebiliyor mu sorusuna sorusuna vereceğimiz olumlu bir cevap verebileceğimiz bir durum yok. Değirmen gitmiş şakşağını arıyorsun diye bir laf var. Şu an içinde bulunduğumuz hal budur” dedi.



‘Siyaseti yargı eliyle tesis edemezsiniz'



Kendileriyle siyaseten baş edememeyen iktidarın yargıyı devreye soktuğunu kaydeden Önder şunları söyledi;



"Yargıyla siyaset ikisi ayrı erklerin temsilcisidir. Çok önemli yapısal farklar vardır. Yargı iki sonuçludur. Ya mahkum olursunuz ya beraat edersiniz, ya kazanırsınız, ya kaybedersiniz. Ama siyasette üç sonuçlu bir şeydir, ya kazanırsınız, ya kaybedersiniz, üçüncüsü ya da uzlaşırsınız. Sizin mahkeme heyetiyle uzlaşma şansınız yoktur. Böyle bir zemin de yoktur. Doğası gereği olamaz. Ama siyaset üçüncü yerden kendi ontolojisini kurguladığı için ayrı bir erktir. Siz siyaseti yargı eliyle dizayn edemezsiniz. Siyasi arenada baş edemediğiniz muhataplarınıza siyasi erk dolayısıyla bu işleri yapamazsınız. Demokrasi siciline çıkmaz leke olarak geçer. Geçmişte siz de bunun mağdurları arasındaydınız. Zalimlere benzemekteki bu iştah geçmişteki sizin akibetinizi de zalimlerinizin akibetiyle aynı finale götürecektir.



Öte yandan yargı tarifsizdir. Sizin bir fiili işlemiş olmanız, yeni davada işleyeceğiniz anlamına gelmez, daha önce o fiili işlememiş olmanız o dava işlemediğiniz anlamına gelmez. Tabiri caizse her maç yeniden başlar ve biter. Siyasal tarifli bir şeydir. Referansları vardır tarihselliği vardır. Siyaset yapanlar bunu gözeten bir yerde siyaset yapmak durumundadır. Hepimizin varoluş sebebi insan onuruna yakışır bir gelecek inşa etmektir. Bu yüzden siyasetle yargıyı karşı karşıya koyamazsınız. Ama yapılmakta olan bizimle baş edemeyen iktidarın bizi yargı eliyle budamaya çalışmasıdır.



Açlık grevi meselesine buradan bakmak zorundayız. Geçmişte riyakar yaklaşım içinde olanlar adalet talep etmeye başladılar. Adalet herkese lazım. Bizim gibi altüst süreçleri çok olan coğrafyada siyasi iktidarın sahibi olanlarla siyaseten mahkum olanlar arasındaki fark kıl payıdır."



‘Söz konusu olan insan onurudur’



Dayanışma çağrısı yapan Önder, "Söz konusu olan insan onurudur. Cezaevleri bunun en kritik yerleridir. Günlük hayat içinde çok maruz kalmayabilirsiniz. Ama en billurlaşmış hali özgürlüklerin kısıtlandığı cezaevleri. O yüzden demokrasi bu meseleyi insan onuru meselesi olarak ele almak durumundadırlar. Dayanışma göstermek durumundadırlar. Bu çağrıyı hukuk adalet ve demokrasi adına yaptığımızın bilinmesini istiyoruz."



Son çağrısının Anayasa Mahkemesi'ne yapacağını dile getiren Önder, "Artık karar vermekte üşengeç davranmayın. Bu tabiri kullanıyorum, üşengeç ve cimri davrandığınız meseleler, cezaevlerinde telafisi mümkün olmayan vahim sonuçlar doğurabilir. Karar vermeyecekseniz, AYM niye geciktirdiğini açıklamakla sorumludur” dedi.



Önder, cezaevlerinde zulme maruz kalan bütün mahkumlara dayanışma duygularını ileterek konuşmasını tamamladı.



Gazetecilerin sorularına da yanıt veren Önder, açlık grevleriyle ilgili Adalet Bakanlığı'na başvuru yaptıklarını belirtti. Adalet Bakanlığı'nın randevu talebini iletmek için bile zorlandıklarının altını çizen Önder, "Randevu talep ettik. Adalet Bakanıyla önce görüşmekte güçlük çekiyoruz. Son olarak Pervin Buldan'a talep etmişti, Pazartesi bizi kabul edebileceğini söyledi. Pazartesi görüşmeyi ümit ediyoruz" dedi.