KHK’lerle ihraç edilen ve 7 haftadır direnişte olan kamu emekçisi Sema Uçar ile konuştuk
Alınteri: Merhaba, kendinizi tanıtır mısınız?
Merhaba, ben Sema Uçar. 15 yıllık eğitim emekçisiyim. 7 Şubat gecesi yayınlanan KHK’lerle ihraç edildiğimi öğrendim.
Alınteri: Görevinize son verilerek hraç edildiniz. Emekliliğiniz yok edildi. Peki bizim bilmediğimiz başka hangi haklarınız elinizden alındı?
Sema Uçar: Aslında sizin bu saydıklarınızdan bile toplumun büyük bir kesiminin haberi yok. Ben 7 Şubat gecesi ihraç edildim. Gece gelen mesajlardan öğrendim. Liste yayınlanmış Birileri mesaj yazdı, senin de adın var dediler.
Ben ihraç edildiğimi öğrencilerime ve velilerime anlatabilmek için ertesi gün okula gittiğimde müdür yardımcısıyla selamlaştım. “Hocam” dedim “ihraç edilmişim”. Çok şaşırdı, haberi bile yokmuş. “Olamaz, burası hukuk devleti. Bize haber vermediler, bildirmediler, böyle bir gecede işsiz kalınır mı” derkenki şaşkınlığını gördüm. Yani insanların bir çoğu KHK’lerden habersizler. Eğitimcinin, bir devlet memurunun KHK’lerden haberinin olmaması ilginç. Çünkü KHK’lerle ihraç edilenler bizden önce de oldu.
Tabii kaybettiğimiz sadece işimiz değil. Ben 15 yıllık çalışanım. Geriye dönük bütün sosyal haklarımız, emeklilik hakkımız elimizden alınmış oldu. Bunun yanında ihraç edildiğimiz günden itibaren 100 günlük SGK güvencemiz vardı. O da bitmek üzere; diplomalarımız, lisanslarımız iptal edildi. Artık hiçbir yerde öğretmenlik yapamayacağız. Bu yaşınıza gelmişsiniz yapacağınız iş yok. İşsizliğe mahkum etmeye dönük ihraçlar. Pasaportlarımız iptal edildi, yurtdışına çıkışlarımız yasaklandı.
Bunlardan da daha önemli olduğunu düşündüğüm şey ise şu KHK’lerle ihraç edilenlere dönük bir itibarsızlaştırma var. Bizler KESK’li kamu emekçileriz. Yaptığımız her şeyin de arkasındayız. Bundan kaynaklı bizi ve çevremizi itibarsızlaştırma girişimleri hiçbir işe yaramaz. Ama bizim gibi olmayan bir sürü kamu çalışanı var ihraç edilen ve bunların aileleri, arkadaşları bile selamı-sabahı kesmiş durumda. Tabii bu arkadaşlar da ister istemez bunalıma giriyor ve psikolojik sorunlar yaşamaya başlıyorlar. Bence bunlar bizim sosyal haklarımızdan daha önemli bir yerde.
Alınteri: İtibarsızlaştırma sorunlarıyla yüz yüze kalan arkadaşlarınız için sizler neler yapıyorsunuz?
Sema Uçar: Kim hangi şubeye bağlıysa ancak kendi şubesindeki arkadaşlarıyla iletişim halinde olabiliyor. Ben 5. Nolu Şube’ye bağlıyım, kendi şubemdeki arkadaşlarımla iletişim kurabiliyorum. Ulaşabildiklerimize manevi destek olmaya çalışıyoruz. Bunun dışında hafta sonu Ankara’da ihraçlarla ilgili KESK’in kurultayı vardı. Arkadaşlar anket çalışmaları yapmışlar. Bu tür çalışmalar yapılıyor.
Alınteri: Birçok ilde parça parça direnişler yapılıyor. Bu direnişleri birleştirmeyi düşünüyor musunuz? Böyle bir çalışmanız olacak mı?
Sema Uçar: Biz İstanbul’da KESK’li ihraç edilenler olarak hafta sonu yapılan İhraç Edilenler Kurultayı’na katıldık. Orada söz alabilen arkadaşlarımız bu durumu dile getirdiler. Direnişlerin birleştirilmesi bizim burada aldığımız ve Kurultaya önereceğimiz kararlarımızdan bir tanesiydi. Bütün ihraç edilenlerin KESK bütünselliğinde ve mücadele hattında birleştirilmesi şeklinde önerimizi İhraç Edilenler Kurultayı’na sunduk. Değerlendirecekler...
Alınteri: KHK’lerle ihraç edilenler olarak 16 Nisan’dan sonra kurumsallaştırılmak istenen başkanlık rejimini siz şimdiden yaşıyorsunuz. Bu anlamda işçilere, emekçilere söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Sema Uçar: Şöyle ki, bizim eylemlerde attığımız sloganların hepsinin bir anlamı var. Laf olsun diye söylenen boş sözler değil. Mesela “Birleşe birleşe kazanacağız!”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!” Eğer emekçiler olarak haklarımızı kazanmak, insanca yaşamak için verdiğimiz mücadelelerimizi birleştiremezsek, birbirimize destek olmazsak, sahiplenmezsek kazanmamız da bir o kadar zor olacak.