GMİS Tayyip Erdoğan'ın dün Zonguldak'ta slogan atan işçileri azarlamasına ilişkin açıklama yaptı
Tayyip Erdoğan dün Zonguldak’ta Madenci Anıtı önünde yapılan toplu açılış törenine katıldı. O bildiğimiz hamasi nutuklarını yinelerken hayatın gerçeği, alandaki işçiler tarafından, “İşçi alınsın, üretim artsın!” sloganıyla dile geldi. Hamaset orda durdu!.. Ve aslında hayal edilen rejimin de tercümesi olan o tanıdık gerilimli edasıyla işçileri azarlamaya girişti. En doğal taleplerini haykırmalarına bile tahammül gösteremiyordu… O ne derse o kadardı, başka söze gerek yoktu! Bu sınırlar dışında söz söyleyenler ya “fitne unsurlar” tarafından kışkırtılıyorlardı ya da kendileri fitneydi…
Kendi çizdiği sınırların dışında gerçekleşen her şeye agresifçe saldıran o tanıdık tutumuyla işçileri, “Sloganik şeylerle konuşmamı kesmeyin” diye azarlayan Erdoğan, binlerce işçinin emekli olduğu ve yerlerine de yeterli işçinin alınmadığı kentte o tanıdık “hayal gücünü” kullanarak, “Ben buraya geldiğimden bu yana 3 bin 3 bin 500 kişi alındı” deyiverdi. Üstüne bir de “dürüst olun” demeyi ihmal etmeyerek, kendisine hayli yabancı olan bu davranış konusunda “nasihat” verdi.
Asıl gerçeğiyse, “eleman almakla üretim artmıyor” sözleriyle özetledi. Tercümesi, kapitalizmin sömürü yasalarının başına oturan, “daha az işçiyle eski oranda üretim yaparak karları katlamak” olan bu sözlerle “ülkeyi şirket gibi yöneteceksin” hayalinin ruhunda nasıl bir gerçekliğe sahip olduğunu pek güzel sergiledi.
Bu şirket mantığını da, “Biz her şeyi düşünürken ülkenin menfaatini de düşüneceğiz” pişkinliğiyle meşrulaşmaktan kaçınmadı. “Olayı bazı fitne unsurlarının girmesiyle slogana dönüştürmeyeceğiz” diyerek işçilerin taleplerini haykırmasını nasıl kodladığını, aslında nasıl bir toplumsal düzen hayali içinde olduğunun altını bizzat kendisi çizmiş oldu. O her zamanki, “Çünkü bu ülke hepimizin… Hep beraber bu ülkede ekmek sahibi olacağız” klasik hamasetini, “Bakın 3 bin- 3 bin 500 kişiyi buraya alan benim. Bana slogan atmayın, onu başkalarına yapın” sözlerindeki gerçek dışılığa aldırmayan pişkinliğiyle birleştirerek...
Tayyip Erdoğan’ın mitinge dönüştürdüğü “açılış töreninde” söylediği "Sloganik şeylerle bizim konuşmalarımızı kesmeyin. Bak ben buraya geldiğimden bu yana 3 bin- 3 bin 500 kişi aldım. Dürüst olun. Ve eleman almakla üretim artmıyor. Biz her şeyi düşünürken ülkenin menfaatini de düşüneceğiz. Olayı bazı fitne unsurlarının girmesiyle slogana dönüştürmeyeceğiz. Çünkü bu ülke hepimizin… Hep beraber bu ülkede ekmek sahip olacağız. 3 bin-3 bin 500 kişiyi buraya alan benim. Bana slogan atmayın. Bunu başkalarına yapın" azarına ve tahammülsüzlüğüne ilişkin olarak Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) bir açıklama yaptı.
İşçiler tarafından atılan sloganın ‘90’lardan bu yana atılan temel sloganlardan biri olduğunu, alana gelen işçilerin vardiyadan çıkarak geldiklerini ve taleplerini ifade ettiklerini, aralarında herhangi bir fitne unsurun olmadığını belirten GMİS, açıkladığı verilerle de “3 bin-3 bin 500 kişi işe alındı” sözlerinin gerçek karşılığını deşifre etti.
2002 yılında AKP iktidara geldiğinde TTK'de 15 bin 119 işçinin çalıştığı, şu an ise sayının 7 bin 876'ya düştüğü belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
Öyle anlaşılıyor ki bu durum iktidar partisinin Zonguldak’taki siyasi kadroları tarafından sayın Cumhurbaşkanımıza anlatılmamıştır. Ne yazık ki bu eksiği kapatmak maden işçilerine düşmüştür. Sürekli yaşanan emeklilikler nedeniyle alınan işçi sayısı üretimi artıracak bir anlam ifade etmemiştir. Ve TTK, tarihinin en düşük işçi sayısıyla çalışmaktadır. Kaldı ki 15 yıldır iktidarda olan hükümetin bakanları bu kurumda üretim artmaması konusunda hiç kimseye hesap sormamıştır. Biz maden işçileri olarak kurumda bize verilen görevi eksiksiz yapıyoruz. Kurumun bugünkü halinden en son sorumlu tutulacak kişiler maden işçileridir. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu söylemi sadece maden işçilerini değil tüm Zonguldak halkını derinden üzmüştür. Madenciler ve Zonguldak halkı bunu hak etmiyor. 2002 yılında 620 binlerde olan Zonguldak’ın nüfusu bugün 595 binlere inmiştir. Zonguldaklı işsiz gençlerin başka illere göç ettiği ve birçoğunun da ölümü göze alarak kaçak ocaklarda çalıştığı bu ortamda TTK’da istihdam edilmelerini talep etmek öncelikle siyasetçilerin görevidir. Zonguldak halkı adına asıl cevap vermesi gerekenler iktidar partisinin milletvekilleri ve siyasi kadrolarıdır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.