"Mücadelede yeni bir başlangıcın eşiğindeyiz"

HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız’la referanduma dair konuştuk

GÜNCEL
Perşembe, 20 Nisan 2017 (9 yıl 3 gün önce)

YAŞANACAK DÜNYA



 



Hapisanelerdeki açlık grevleri sonlandırılmadan önce, Strasbourg’ta bir çadırın içerisinde sürdürülen destek açlık grevi eyleminde, aynı zamanda eyleme aktif katılan HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız’la yaptığımız röportajın referanduma dair bölümünü yayınlıyoruz:



 



Yaşanacak Dünya: Merhaba, Referandum sonuçlarını bizim için değerlendirebilir misiniz?



Faysal Sarıyıldız: Önceki gün gerçekleştirilen referandum süreci belki de Türkiye tarihinin en kritik referandumlarından biriydi. Bir dönüm noktasıydı. Bir tarafta iktidarını korumak için her türlü vahşetten, baskıdan, zulümden medet uman bir siyasal iktidar, diğer tarafta halk yığınları. Bu koşullarda girilen seçimlerde, örnek olarak Saddam’ın, Evren’in, Hitler’in, Mübarek’in girdiği seçimleri verebiliriz, genelde despotlar yüzde '80’nin üzerinde oy alıyorlar. Çünkü toplum manipüle ediliyor, topluma karşı şantaj uygulanıyor, oy almak için her şey yapılıyor. Ve Türkiye’de biz bunların hepsine tanıklık ettik. Tabii bütün bunlar yapılırken psikolojik savaş da sürekli devam ettirildi.



 



Mesela referandumun hemen öncesinde tüm toplumsal muhalefet kesimleri şunu söyledi: “Sandıklar açıldıktan sonra Evet oyları yüzde 60’ın üzerinde diye gösterilir, çünkü yüzde 50’nin üzerine çıkamayacaklarını biliyorlar, dolayısıyla halkta bir rehavet bir karamsarlık oluşturacaklar, o atmosferde de hileyle hurdayla zaferlerini ilan edecekler...” Gerçekten de birebir öngörülenler yaşandı.



 



Gördük, yaklaşık 2,5 milyon oy hileyle onların hanesine yazılmaya çalışıldı. Şimdi bu sonuç onlar açısından bir zafer midir, Hayır. Bir analiz yapıldığında, Anadolu’da ihtilalci despotik sistemi tanıyan toplumsal kesimler iktidarla aralarına bir mesafe koydular bu seçimde. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana gibi yerler, Kürdistan’ın tümünde halk ezici çoğunlukla 'Hayır 'dedi. Bu İstanbul’da, Ankara’da yeni bir şey. Mersin’de karşılaştığımız yeni bir durum. Demek ki Türkiye'de halk, aydınlar, demokratlar, devrimciler, despotik sisteme karşı zafer kazanmak için bir arada durmak gerektiğini kavradılar. Bu kavrayış çok önemli. Geleceğimizin belirlenmesinde önemli bir işaret.



 



Öbür taraftan, Kürdistan’ın tutumunda, Kürt halkının tutumunda en ufak bir gerileme yok. Hatta kararlılıkta büyüme gördük. Bu çok değerli.



 



Bundan sonra ne olacak? AKP iktidarı bu hileyle hurdayla ulaştığı sonuçtan bir hayır göemeyecek. Dünya Türkiyeden koptu, Türkiye dünyadan yalıtıldı. Biz bundan sonra siyasal ve ekonomik olarak devletin daha byük bir kaosa sürüklendiğini izleyeceğiz. Emekçilerin daha fazla yoksullaştırıldığını, emeğin daha fazla sömürülmeye çalışıldığını göreceğiz. Kürt halkının üzerindeki baskının daha da arttığını göreceğiz. Çünkü baskılar karşısında sesini kısmayan, geri adım atmayan toplumsal kesimler bundan sonra da direneceklerdir. Belki kısa bir dönem karanlık bir süreci yaşayacağız. Ama bu kaotik süreç iyi dağerlendirilirse, emekçiler, işçiler Kürtler, Aleviler ve tüm ezilen kesimler açısından yeni bir başlangıç için koşullar mevcut.





Yaşanacak Dünya: Bu nasıl bir yeni başlangıç? Biraz açabilir misiniz?



Faysal Sarıyıldız: Bakın şimdi burada direniş çadırında hepimiz bir aradayız. Kürt halkıyla, Alevi, Ezidi ve daha pek çok inançtan insan burada; devrimciler sosyalistler burada, hep beraber eylemdeyiz. Türkiye’deki mücadeleci kesimler içerisinde de benzer bir ortaklaşma büyütülebilirse hepimiz açısından yeni bir dönemin startı verilmiş olacaktır.



 



Yaşanacak Dünya: Seçimlerin Kürt illerindeki sonuçlarına dair neler söylersiniz?



Faysal Sarıyıldız: Şimdi Kürt halkımız genel duruşunu korumuştur. Bazı tali yerlerde AKP oylarını azıcık artırmıştır, bazı yerlerde azalmıştır ama toplamda Kürt halkının 'Hayır' iradesi güçlü bir tarzda ortaya çıkmıştır.



 



Bakın, Şırnak devlet tarafından göçertildi. 70 bin insan göç etmek zorunda bırakıldı. Kalanlar devletin askeri polisi ve onlara yakın duranlardır. Ve Nusaybin gibi daha pekçok kentte aynı durumlar yaşatıldı. Buralardan göç ettirilenler sandık başlarına gidemediler çoğunlukla. Yoksuldular, çok yıpratıldılar. Bunlara öncülük de yapamadık. Çünkü öncülük yapabilecek arkadaşların çoğu hapse atıldılar.



 



Milletvekillerimiz, yöneticilerimiz, aktivistlerimiz belediye çalışanlarımız hapse atıldı. Kürt halkı deyim yerindeyse kendisine öncülük edilmeden sandık başlarına gitti ve güçlü bir 'Hayır' çıkardı. Gerisi, AKP’nin hileyle kısmen yüksek gösterdiği 'Evet' oylarıdır.



 



Siyasal iktidar Kürdistan’da yürütttüğü savaş ve yıkım operasyonlarının sonucunda bu halkın geri adım atacağını, sineceğini bekledi. Ama olmadı. Bizim beklediğimiz gibi -her şeye rağmen- tüm baskılara rağmen sesini yükseltti. Biz bunu Newroz’larda alanlara çıkan milyonların iradesinde görmüştük zaten. Devlet Newroz’lara izin vererek aslında yüz binlerin alanlara çıkmayacağını ümit etti. Önderlerinin hapse atıldığı halkın alana çıkmayabileceği olasılığına oynadılar. Fena yanıldılar!