Çalışma Bakanı önümüzdeki haftadan itibaren kıdemin gaspıyla ilgili çalışacaklarını ilan etti
Burjuvazi ve temsilcilerinin faşist güç yoğunlaşmasının en uç ifadesi olan başkanlık rejimini hangi tarihsel ihtiyaçlar temelinde dayattıkları, şaibeli seçimin dumanı tüterken kıdem tazminatının fona devrinin gündeme getirilmesinden de anlaşılıyor. Onlar daha rahat ve daha vahşice sömürmek için önlerine çıkabilecek tüm engelleri tek bir darbede yıkıp geçecekleri bir sistem istiyorlar…
İşçi ve emekçiler yapılan seçim hilelerinin-dalaverelerin hesabını sorarak ve “Biz bu seçimi de tek adam rejimini de kabul etmiyoruz” derlerken Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, kıdem tazminatı düzenlemesiyle ilgili olarak, “Önümüzdeki haftadan itibaren belirlenen taslaklar üzerinden işvereniyle, çalışanıyla sendikalarıyla çalışacağız” dedi.
Her zamanki yaveleri tekrarlayarak, kıdem tazminatının iki sorunlu başlığının olduğunu savunan Müezzinoğlu, “Birincisi çalışanın hakları işverenin kasasında birikiyor. Bazı işyerleri kapanabiliyor, bu para bir yerde ayrı olarak tutulmuyor. İşveren bunu finansman olarak da kullanıyor. İşveren diyor ki bu yükü bizim üzerimizden al. Diğer taraftan çalışanın neredeyse yüzde 75’i hiç alamıyor ya da hak ettiği oranda alamıyor. Bu mağduriyeti daha fazla görmemezlikten gelemeyiz” dedi.
“İşçilerin büyük çoğunluğu kıdem tazminatı alamıyor”u ağızlarına sakız gibi dolayanların aslında bu konuda bir sorunları olmadığını; kıdemi de emekliliği de hayal haline getirdikleri kiralık işçilik yasasından biliyoruz. Ya da “yüzde 75” kategorisine giren çalışanlara dönük herhangi bir koruyucu düzenleme yapmadıkları gibi, az-çok güvenceli olanların çalışma güvencelerini ortadan kaldırmaya hazırlandıklarından… Onların derdi patronları ellerini kollarını bağlayan bu yükümlülükten kurtarmak ve istedikleri zaman özgürce ve kaygısızca işçi atabilme özgürlüğüne kavuşturmaktır.
Bu, bu kadar nettir…

Daha referandumdan önce İTO başkanının gündeme getirdiği istekler vardı. Tam bir açgözlülükle kıdemin hızla fona devrini istiyor, dahası işsizlik fonu için patronlardan yapılan yüzde 2’lik kesintinin düşürülmesi ve üstünün kıdem fonuna aktarılmasını diliyordu. Özünde hem işsizlik fonundan hem de kıdemden azade kılınmalarını belirtiyordu. Üstüne bir de kıdem için oluşturulacak fondaki paranın KOBİ’lere kredi olarak dağıtılmasını buyuruyordu. Nerden baksanız açgözlülük, yağmacılık, talan kokan bu sözlerin üstünden bir hafta gibi bir zaman geçmişken hükümetin gündeme getirdiği ilk konulardan birinin kıdemin fona devredileceği “müjdesi” olması “kim ve ne için başkanlık sistemi” sorusunun çarpıcı yanıtıdır.
Kıdem tazminatının fona devri, işçi sınıfının tümünü daha kolay işten atılmaya, güvencesizliğe, esneklik ve keyfiliğe kısacası daha vahşi bir ücretli kölelik rejimine mahkum edecek son halkanın da tamamlanması anlamına geliyor. Yıllardır pekçok kazanımımızı gasp ettiler. Şimdi elimizde kalan ve az çok iş güvencesi anlamına gelen kıdemi de tasfiye etmek istiyorlar. Bu saldırıyı herhangi bir saldırı-hak gaspı göremez, öncekilerde olduğu gibi özünde hiçbir şey yapmadan kabul edemeyiz.
Sendikaların hemen hepsi, “kırmızı çizgimizdir” dedikleri kıdem hakkının gaspı anlamına gelen fona devri konusunda ne yapmayı planladıklarını açıkça ortaya koymalıdırlar. Biz onlardan bunu sormalıyız. Biz kendimizi büyük bir savaşa hazırlayarak, mevcut örgütlerimizi buna öncülük edecek bir düzleme zorlamalıyız.
Yıllardır boynumuzu takılan ilmik şimdi son halkası da çekilerek tamamlanıyor. Altımızdaki sandalye çekilmeden üretimden gelen gücümüzle sınıfa karşı sınıf tutumumuzu ortaya koymalıyız. Kıdem tazminatının gaspıyla yaratılacak sömürü cehennemine karşı genel grev genel direniş dışında bir seçeneğin olmadığını bilerek hareket etmeliyiz.