AKP’yle birlikte bu muhalefet anlayışı da yıkılmalıdır!..
Serhat Tuna
Gezi’nin mirasını devralırcasına ‘Hayır’ direnişiyle ortaya çıkan rüzgar, sadece halkın iradesini gaspeden AKP’yi değil, ‘hayır’ başarısının içini boşaltarak onun üzerine oturmaya çalışan CHP gibilerini de fena halde panikletti.
Ayaklarının altındaki toprak kayan, içi boş bir kabuğa dönen ulusalcı cenah içerisindeki CHP, varlık nedeni artık daha fazla sorgulanırken sokaktaki ‘hayır’ direnişinin önüne barikat olmaya soyundu.
CHP her zamanki gibi önce efelendi. ‘Şaibeli referandum sonuçlarını tanımıyoruz. Gerekirse Meclis’ten çekiliriz’ lafları eder gibi oldu. Ardından bu çıkışlar ışık hızıyla düzeltildi. ‘Öyle bir kararımız ve niyetimiz’ yok denildi.
Yetmedi CHP müzminliğinin simgesi Kılıçdaroğlu, “CHP kurumsal kimliğiyle sokak protestolarında yoktur ve destek olmamaktadır. Siyaseti ve hak arayışını parlamenter demokrasi zemininde sürdürüyoruz” deyiverdi. Yeniden ısıtılan Baykal’ın ağzıyla, ‘2019 seçimleri’ işaret edildi.
CHP yine her zamanki o uğursuz rolüyle sahneye çıktı. Burjuva iktidarın, bugünkü faşist-çeteci temsilcisi AKP’nin can simidi olmaya soyundu.
Tıpkı 7 Haziran seçim sonuçlarında ortaya çıkan halk iradesinin gaspedilmesinde AKP’ye omuz verip “istikşafi görüşme” adı altında onunla aylarca cilveleşmesi, oyalanması, kritik bir zamanı harcaması, 15 Temmuz sonrası darbe içinde darbe gerçeği ortadayken “Yenikapı Ruhu” gerekçesiyle Tayyip Erdoğan zorbasına koltuk değneği olması...
Toplumsal muhalefetin bastırılmasında, kentleri başına yıkılan, belediyeleri gaspedilen, mülkleri yağmalanan, canları kıyılan Kürt halkına dönük katliamlara destek vermesi… ‘Tek dil, tek bayrak’ ırkçılığına sahip çıkması… Yüzbinlerce insanın işsizliğe ve yoksulluğa mahkum edilmesinin arkasında durması…
“Anayasaya aykırı” olduğunu bile bile HDP milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılarak parlamentonun fiilen tasfiyesine suç ortaklığı yapması…
Savaş teskerelerine onay ve destek vererek Suriye ve Irak’taki kanlı maceralara çanak tutması…
Dolayısıyla, toplumsal muhalefet ve sokak hareketi açısından, AKP’nin yaptıkları ve söyledikleri ne kadar hükümsüzse, CHP’nin söyledikleri ve yaptıkları da bir o kadar hükümsüzdür!..
Sözün özü:
AKP’yle birlikte bu muhalefet anlayışı da yıkılmalıdır!..
Ve bizim Gezi’den öğrendiğimiz birşey var:
Kendi yolumuzu kendimiz çizeceğiz!..