Sadece çocuk değiller...

Çocukların sadece çocuk olamadıkları bu ülkede bir 23 Nisan daha "kutlanıyor"

GÜNCEL
Pazar, 23 Nisan 2017 (9 yıl 16 saat önce)

Türkiye çocuklara ait bir bayramın olduğu tek ülke… Çocukların sadece çocuk olamadığı ülkeler sıralamasındaysa sonlardan birinde anılıyor ismi.



 



Çocukların; gelin, işçi, çalışırken ölen, devlet dersinde katledilen, zindanlarda olan, istismar ve şiddete maruz kalan, sokaklarda yaşayan, çöp toplayan,..  gibi tanımlamalarla kategorize edildiği bu ülkede bir 23 Nisan daha “kutlanıyor”.



 



Her 23 Nisan’da bu gerçek rakamların soğuk diliyle bir kez daha konuşur. Sokaklarda, atölyelerde, şantiyelerde kapitalist üretim ilişkilerinin olduğu her yerde küçük birer vida muamelesi gören çocukların somut gerçekliğiyse, gündelik hayatın doğal bir parçası halinde işler.



 



2 milyona yakın çocuk işçi



 



DİSK'e bağlı Genel-İş Sendikası’nın açıkladığı “Türkiye’de Çocuk İşçi Olmak” raporuna göre, 2 milyona yakın çocuk, işçi olarak çalıştırılıyor.



 



Raporda, çocuk işçilerin sayısına ilişkin verilerde sadece 15-17 yaş grubunda olan çocuk işçilere dair bilgiler olduğu ve 15 yaş altı tarımsal alanlarda mevsimlik olarak çalışan çocuklara ilişkin veriler bulunmadığı belirtiliyor.



 





 



2015 yılında 17 yaşına kadar çalıştırılan “çırak” sayısının ise 401 bin 464 olarak açıklandığı kaydedilen raporda, Aralık 2016 verilerine göre, çırak işçi sayısının 1 milyon 170 bin olduğu kaydedildi.



 



Raporda çocuk işgücü kır ve kent ayrımında farklı biçimlerde istihdam edilse de çocukların kentlerde de kırlarda da kayıt dışı çalıştırıldığı vurgulandı. Bu gerçeğin 2016 TÜİK verilerine göre de teyid edildiği, o verilerde çocuk işçilerin yüzde 78’inin kayıt dışı çalıştırıldığının belirtildiği hatırlatıldı.



 



Yani 10 çocuktan 8'i kayıt dışı çalıştırılıyor. Ki bu verilerin ve oranların gerçeği tümüyle yansıtmaktan uzak olduğunu söyleyebiliriz.



 



Çocuklar iş cinayetlerinde katlediliyor



 



2 milyon çocuk işçinin olduğu Türkiye’de, “iş kazası” sonucu hayatını kaybeden çocuk işçi sayısında her yıl artış oluyor. 2012 yılında 32 çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybederken, 2013’te 59, 2014’te 54, 2015’te 63 ve 2016 yılında ise 56 çocuk iş cinayetleri sonucu hayatını kaybetti. Son dört yılda toplam 264 çocuk işçi iş cinayetine kurban gitti.



 



'Devlet dersinde' katledilen çocuklar



 



Tayyip Erdoğan, 23 Nisan kutlamaları için farklı ülkelerden Türkiye’ye gelen çocukları 20 Nisan’da Beştepe’de konuk etmişti. Orada çocuklara Nazım Hikmet’in, “Çalıyorum kapınızı, teyze, amca, bir imza ver. Çocuklar öldürülmesin şeker de yiyebilsinler” dizelerini okuyarak, “Evet çocuklar öldürülmesin. Büyüklerin yol açtığı savaşların faturası çocuklara kesilmesin” diye konuşmuştu.



 





 



Riyakarlığın bu kadar “yakıştığı” ender şahsiyetlerden biri olan Tayyip Erdoğan yine aynı şeyi yapmıştı. Kendisi “çocuklar ölmesin” derken Kürt çocukları için “Çocuk kadın tanımayın vurun” dediğini unutmuştu!



 



Ya da yaşından çok kurşunla katledilen Uğur’u, bedeni paramparça olan Ceylan’ı, dizginsiz devlet terörü günlerinde ölüsü gömülemediği için günlerce derin dondurucuda bekletilmek zorunda kalan 10 yaşındaki Celime Çağırga'yı “unutmuştu”!



 



Sırtlarından-enselerinden-kafalarından tek kurşunla vurulan Kürt çocuklarını, panzerle ezilip geçilen körpe bedenleri, Roboski’de F16’lardan yağdırılan bombalarla bedenleri paramparça olan çocukları “unutmuştu”!



 



Haziran direnişinde polisin attığı gaz fişeğiyle katledilen Berkin’i ve yuhalattığı annesini, Kürt illerindeki kanlı özel savaşta annesiz-babasız bırakılan sayısız küçüğü ve daha nicesini unutmuştu.



 



Sadece Cizre’deki 79 günlük sokağa çıkma yasaklarında 29 Kürt çocuğunun çeşitli biçimlerle katledildiğini unutmuştu!



 



Daha doğrusu unutmamıştı. Çünkü onlar ona göre çocuk değil, “devlet düşmanları”ydı. Devletin yasal mermisi-bombası-gaz fişeğiyle katledilmelerinden daha doğal ne olabilirdi ki…



 





 



İşte o zaman…



 



Her haliyle kapitalist barbarlığın iğrenç suretinin resmidir çocukların yaşadıkları tüm acılar, sömürüler, katliamlar, istismar ve şiddetin türlü biçimleri… Gerçekten çocuk olabilmeleri ve çocuklara mahsus bir gerçek olan her günü bayram gibi yaşamaları; sömürünün, zulmün, eşitsizlik ve baskının, savaşların, açlık ve yoksulluğun olmadığı bir dünyada mümkündür. İnsanlık o dünyanın toplumsal ilişkilerine kavuştuğunda çocuklar kendilerine mahsus her günü yeni bir bayram tadında yaşama gerçeğine de kavuşacaklardır. Onlara verilebilecek en büyük bayram hediyesi de bunun için çalışmak, çalışmaktır...