Salı, 12 Aralık 2006 (19 yıl 10 ay önce)
Çin’in son yıllardaki yükselişi, tüm dünyanın ilgi odağı oldu. Çin, yılda yüzde 9-10′luk büyüme performansı ile kısa sürede dev ölçekli bir ekonomi haline gelerek, dünyanın diğer kapitalist ülkelerini geride bıraktı.
Çin ekonomisinin büyüklüğü bugün 1.3 trilyon dolar. Dünya ticaretinin yüzde 7’sini elinde bulunduran Çin’nin, beş yıl içinde bunu ikiye katlaması bekleniyor.
Dünyanın en büyük imalat merkezi haline gelen Çin, bir yandan ucuz maliyetlerle rakip ülkeleri ürkürtürken, diğer yandan uluslararası tekeller Çin’e yatırımı daha karlı görüp, buraya yöneliyorlar. Emperyalist tekeller Çin'e son 15 yıl içinde yılda 50 milyar dolar civarında yatırım yaptılar. Yatırım yapmalarını avantajlı kılan etken tabii ki işgücünün çok ucuz olması! Çin’de sermaye yatırımlarının baş döndürücü hızda büyümesi, Çinli emekçilerin canı, kanı ve alınterleri üzerinden oluyor.
Çin proletaryasının yaşam ve çalışma koşullarını, oradan gelen bir heyetin Köln’de katıldıkları bir seminerde dinleyen Yaşanacak Dünya muhabirleri, Honkong Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Profösörü May Wong’un konuşmasını aktarıyorlar…
İNSANLIK DIŞI ÇALIŞMA KOŞULLARI
Yaşam kalitesinin düşüklüğü, köylülerin kırsal alandan şehirlere gitmesine yol açıyor. Birçok köylü, göçmen haline geliyor. Köylüler geçici oturma izni için başvurmak zorundalar. Aksi takdirde çalışamaz, kalacak oda kiralayamazlar. Hatta zorla memleketlerine gönderilme riskiyle karşı karşıya kalırlar. Fakat bütün bunlara rağmen kaçak işçi çalıştırmakla, işçileri sosyal güvenceden uzak koşularda çalıştırmakla karını büyüten kapitalist sistem buna uygun “çözümü” de yaratıyor!
KENDİ ÜLKENDE MÜLTECİ OLMAK...

Globalleşme, ülkemdeki değerleri yerle bir ediyor. Genellikle genç kadınları köylerden topluyorlar ve mevsimlik işçi olarak çalıştırıyorlar. Bu işçiler bir sene bir yerde çalışıyorlar, bir sene başka yerde…
200 milyon göçmen işçi var. Bunlar her sene yerlerini değiştirmek zorundalar.
Bunlardan elektronik sanayinde yarısı kadın olmak üzere, 120 milyon insan çalışıyor.
Siemens, Philips gibi fabrikalarda…
Çin hükümeti, bu genç insanları bir yandan çalıştırıyor, fakat diğer taraftan da oturma izni vermiyor. Çin kanunlarına göre, eğer bir köyde doğmuşsanız siz köylüsünüz, başka bir yerde ikamet edemezsiniz. Bu yüzden çoğu, şehirlerde kaçak oturuyor. Bundan dolayı fabrikalarda çalışanlar, ailelerini yanlarına getiremiyorlar ve fabrikanın yatakhanesinde yatıp kalkıyorlar. Bu sayede işçileri daha rahat kontrol edilebiliyorlar.
Bu sistem tamamen bir sömürü sistemidir. Günde
en az 12 saat çalışmak zorunda bırakılıyorlar. Çoğunun sosyal güvencesi yok. Hastalık sigortaları dahi yok.
Yatakhaneleri bile iki vardiya kullanıyorlar. Bunun sebebi de kadınların boş yere orada kalmamaları!
Kadın işçilerin çoğu tecavüze uğruyorlar ve çocuklarını aldırmak zorunda kalıyorlar.
Çin’de çalışan işçilerin yarısının çalışma izni yok. Bu yüzden
ücret kesintileri oluyor, çok düşük ücretle çalışıyorlar. 4-5 ay boyunca maaş alamıyorlar. Bu yüzden işten çıkamıyorlar ve fabrika hapishane gibi!
Dört-beş sene bir iş yerinde çalışan işçi,
25 yaşına geldiğinde yaşlı olarak görülüp, işten çıkartılıyor. Hiç bir sosyal güvenceleri yok. Otuz yaşındaki kadınları çalıştırmıyorlar. Bu kadınların hepsi de köylerden geliyorlar. Bağımsız sendikaları yok. Kurulması yasak.
ÇİN'İN DE 80 ÖNCESİ VAR
Bu işçileri konu alan bir kitap yazmak için, işçilerle birlikte 6 ay kaldım. Bu işçilerle birlikte çalışıp, aynı yatakhaneyi paylaştım. Çok zor koşullardı. Aynı zamanda
“Bu işçiler için neler yapabilirdim?” diye kendi kendimi çok zorladım. Çünkü insanlık dışı koşullarda çalışıyorlardı. Bütün denetimlere ve rahat koşulların olmamasına rağmen kadın işçilerin kendi aralarında iletişim yaratabilmek, sohbet ortamları yaratmak, onları bilgilendirmek için uğraştım ve kitap okumalarını sağlamaya çalıştım.
Halk demokrasisi zamanında, beşikten mezara kadar hakları korunuyordu insanların. 1980’den sonra bu hakların çoğu kalktı. Devlet güvencesinde çalışan
30 milyon kişi işten çıkartıldı.