1 Mayıs'ta yine Taksim'deyiz

Bugün Taksim’de ısrar etmemek sınıf davasındaki kritik konularda ısrar etmemekle özdeştir

GÜNCEL
Cuma, 28 Nisan 2017 (8 yıl 11 ay önce)

Sınıflar arası güç dengesinin tartıldığı gündür 1 Mayıs… Bu tartının sadece niceliksel bir karşılığı yoktur. Tarihin kritik dönemeçlerinde bir Meydan’da ısrar edilip edilmemesinde düğümlenir her şey mesela... O kesitte mesele hem meydandır hem de değildir…



 



Meydan değildir; çünkü iki sınıfın karşı karşıya geldiği bir irade yoklamasının simgesel karşılığıdır sözkonusu olan.



 



Meydandır; çünkü sınıfın tarihsel mücadele belleğinin en güçlü karşılıklarından birisidir o Meydan. İşçi ve emekçilerin kentlerin dışına sürülmek istendiği, kentlerin kapitalist sömürünün tarihsel ihtiyaçlarına göre yeniden biçimlendirildiği böylesine bir barbarlık döneminde bu daha fazla böyledir. Tam da bu nedenle Taksim yasağına karşı alınacak tutum sınıf mücadelesinin önemli bir parçası dahası turnusolü haline gelmiştir.



 



Taksim için dövüşmek aynı zamanda kapitalist hegemonya biçimlerine karşı durmak anlamına gelir. Bu hegemonyada mekânsal dönüşümün nasıl bir rol oynadığını bilerek yaklaşanlar, Taksim’in de sadece Taksim olmadığını bilirler. Ondaki ısrarın aynı zamanda kapitalizme karşı savaşın dolaysız bir ifadesi olduğu sorumluluğuyla hareket ederler.



 



On yıllara yayılan neoliberal sömürü ve baskı politikaları, gelinen noktada her açıdan iflas etmiştir. Dünyada da Türkiye’de de sistem bütünsel bir kriz yaşıyor ve bu krizi güç yoğunlaşması ve merkezileşmesinde ifadesini bulan siyasal egemenlik biçimleriyle yönetmeye çalışıyor.



 



Türkiye’de de faşizm kendisini en totaliter biçimlerle tahkim ederek, baskı ve zorbalığı uç biçimleriyle konuşturarak bu krizi yönetmeye çalışıyor. Bölgesel ve hatta emperyalist dünya savaşı olasılığının giderek yakıcı bir tehlike haline geldiği bu ağır kriz koşullarında sınıflar arası güç dengelerinin sınandığı her konu, önemli bir irade savaşı biçimini kazanıyor. Taksim böyle bir savaşın simgesidir. Bu açılardan Taksim’den geri adım atmak tüm moral-manevi anlamların da ötesinde her şeyden önce böylesine kritik bir dönemde irade kırılması ve yenilgi ilanı anlamına gelir. 1 Mayıs’ın ruhunu teslim etmek anlamına



  



Bu irade savaşı işçi sınıfının gövdesiyle kendisi için sınıf olamadığı bu koşullarda asıl olarak ona öncülük etme iddiası taşıyan güçlerle yaşanıyor.



 



İşçi sınıfına dönük kapsamlı saldırıların düğmesine basılacağı açıkça ortadadır.  Kıdem tazminatının tasfiyesinin hızlandırılacağı ilan edildi bile. Grevler artık rutine bağlanmış şekilde yasaklanıyor. OHAL döneminde kiralık işçiliği yasalaştırdılar bile. Sosyal güvenliğin tasfiyesi anlamına gelen zorunlu BES’e de geçtiler.



 



Varlık Fonu, artan vergiler, büyüyen hayat pahalılığı eriyen ücretler, devasa bir orduya dönüşen işsizlik, güvenceli çalışmanın tamamen tasfiye edilip güvencesiz-esnek çalışmanın temel çalışma biçimi haline getirilmesinde alınan ve alınacak olan yol ortadadır. En küçük bir muhalefet dinamiğine dönük tavizsiz saldırganlık da öyle.



 



O kadar ki, artık devleti kendi yasalarının en temel gereklerini bile ihlal edecek bir çeteleşme biçimiyle yönetiyorlar.



 



Burjuva seçim sandığının işçi ve emekçiler üzerinde kurulacak hegemonyadaki azımsanmayacak rolüne bile tekmeyi bizzat kendileri atıyorlar. Hile, şaibe, oy çalmak… hepsini aleni bir açıklık ve pişkinlikle yapıyorlar.



 



1 Mayıs’ı bu koşullarda karşılıyoruz. Taksim ısrarımızı bu koşullarda sürdürüyoruz.  



 



Örgütsüz bir sınıfın iradesinin olamayacağı açık. Ona öncülük etme iddiası taşıyanların 1 Mayıs’ta bir meydan üzerinden yoğunlaşan irade savaşında bile dümeni anında Bakırköy’e kırmalarıyla bu irade hiç oluşmaz. Bırakalım kıdem tazminatı başta olmak üzere diğer yaşamsal saldırılara karşı kolektif bir tutuma öncülük etmeyi, güven vererek sınıfı gövdesiyle yürütmeyi; kendilerini bile “yürütebilecek” takatleri, mecalleri kalmaz. Ruhlarını kaybederler keza…



 



Bugün 1 Mayıs’ın Taksim’de mi Bakırköy’de mi olacağı bu açılardan bir tercih sorunu değil, bir duruş ve tarihsel sorumluk sorunudur. Gelecek sorunudur.



 



Alınteri olarak daha fazlasını da sayacağımız nedenlerle Taksim ısrarının 1 Mayıs’ın tarihsel anlamına sahip çıkıp çıkmamakla özdeş olduğunu düşünüyoruz. Taksim’i bir mekan fetişizmiyle değil, sınıf mücadelesinin şu kesitinde kazandığı sayısız anlamla birlikte okuyup, bu ısrarı sürdürmemenin 1 Mayıs’ın ruhunu boşaltmakla özdeş olduğunu söylüyoruz.



 



Taksim tek başına bir meydan değil, bu kritik eşikte pekçok anlamın-değerin ifadesidir. Burjuvazinin belleklerimize-tarihimize-toplumsal kazanımlarımıza dönük fütursuz saldırılarına karşı bir duruşun ifadesidir her şeyden önce. Bugün Taksim’de ısrar etmemek sınıf davasındaki kritik konularda ısrar etmemekle özdeştir.



 



Bu 1 Mayıs’ta da yönümüzü Taksim’e çevirme ısrarımızı sürdürüyoruz. Ethem’lerin sıcak anısı ve bize bıraktıkları anlamlarla haykıracağız sloganlarımızı.



 



Yıllarca Taksim için dövüşen ve 2009’da Taksim’in 1 Mayıs’lara açılmasında az emeği olmayan Serdar Ben yoldaşın ayak izlerini takip etmenin heyecanıyla atacağız adımlarımızı. 



 



Taksim’in tek başına Taksim olmadığı tarihsel bilinciyle devam edeceği yolumuza. 



 



Mücadele tarihimizde emeği olan bütün okurlarımızı, dostlarımızı, yüreğinde kavga ateşi olan tüm işçi ve emekçileri Taksim için birlikte yürümeye çağırıyoruz. 



 



Toplanma yeri: Zincirlikuyu Metrobüs durağı



Saat: 11:00