Türkiye’de ilk 1 Mayıs kutlamaları 1905 yılında İzmir’de yapıldı
Türkiye’de ilk 1 Mayıs kutlamaları 1905 yılında İzmir’de yapıldı.
1911′de ise, Üsküp, Selanik, İstanbul, Edirne ve Trakya kentlerinde kutlandı. Selanik’teki gösteriye 14′ten fazla sendika, Yahudi, Bulgar, Yunanlı ve Türk işçiler katıldı.
1912 yılındaki 1 Mayıs daha geniş katılımla kutlandı.
1921′e gelindiğinde ülkeyi işgal altında tutan emperyalist güçler 1 Mayıs’ı yasakladı ama Şirket-i Hayriye, Tramvay Kumpanyası, Haliç Tersanesi, Feshane gibi kurumlarda çalışan işçiler üzerinde etkin olan Türkiye Sosyalist Fırkası’nın öncülüğünde gösteriler ve grevler gerçekleştirildi.
1922 yaklaşırken işgal kuvvetleri ve yerli işbirlikçileri gösteri ve kutlama girişimlerini engelleme çabalarını yoğunlaştırmışlardı. Ancak kutlamalar engellenemedi. Bu 1 Mayıs eylemi sınıfsal taleplerle birlikte emperyalist işgale karşı da bir protesto niteliği taşıyordu.
1 Mayıs 1923′te yerli ve yabancı şirketlerde çalışan çok sayıda işçi, yabancı şirketlere el konulması, 8 saatlik işgünü ve hafta tatili, sendika kurma ve grev hakkı talepleriyle greve gittiler.
Hükümet, 1 Mayıs 1924′te yapılacak kutlamaları yasakladı. Buna rağmen Amele Birliği Genel Merkezi’nde bir resmi kabul düzenlendi. Birliğin Genel Merkezi kırmızı renklerle donatılıp cephesine “Türkiye Amelesi Sendikalar Kanununu İster” yazıldı, Enternasyonal Marşı çalındı.
1 Mayıs 1925, Amele Teali Cemiyeti tarafından genel merkez binasında sınırlı bir törenle kutlandı. Amele Teali Cemiyeti, ayrıca, “1 Mayıs nedir” başlıklı bir broşür dağıtma girişiminde bulundu. Bütün bunlar, hükümetin yeni bir tutuklama başlatması için yeterli oldu. Otuzsekiz kişilik bir grup Ankara’ya gönderilerek İstiklal Mahkemesi önüne çıkarıldı. Bunlardan bazıları, 7 ile 15′er yıl hüküm giydi. Aralarında Nazım Hikmet de bulunuyordu.
Ve son kez 1928′de 1 Mayıs “işçi bayramı” olarak açıkça kutlandı. Ardından uzunca bir süre, tek parti döneminde ve sonraki dönemlerde 1 Mayıs’ın kutlanması yasaklandı.
1 Mayıs 1976′da DİSK’te örgütlü işçiler ve onlarla birlikte hareket eden diğer kesimlerin yaygın katılımıyla İstanbul’da Taksim Meydanı’ndaydı.
Yine işçi sınıfı hareketinin bir dalgaya dönüştüğü ‘77 1 Mayısı faşist devlet tarafından provoke edilerek onlarca işçinin öldürülmesiyle sonuçlandı.
Yaklaşık 500 bin kişinin katıldığı mitingin sonlarına doğru, meydana hakim konumda bulunan Sular İdaresi’nin duvarları üzerinde ve İntercontinental Oteli’nin çatısında mevzilenmiş kişiler, kalabalığa ateş açtılar ve otuzdört kişinin ölümüne, yüzyirmialtı kişinin yaralanmasına neden oldular. Tarihin en kanlı 1 Mayıs’larından birinin failleri bir türlü bulunamadı.

1 Mayıs 1978′de yine Taksim’de yüzbinlerce kişinin katılımıyla hüzünlü fakat görkemli bir miting yapıldı.
1980′de sıkıyönetim tarafından 30 ilde miting ve gösterilerin yasaklanması üzerine, DİSK ve bağlı sendikalar 30 Nisan’da İstanbul, Ankara, İzmir’de gösteriler düzenlediler. Baştürk ve diğer bazı DİSK yöneticileri gözaltına alındı.
12 Eylül’den sonra uzunca bir süre 1 Mayıs’ın kutlanması yasaklandı. Ancak, 1987′de Petrol-İş ve Laspetkim-İş, Genel Hizmet-İş, Deri-İş sendikalarının katkısıyla İstanbul’da Emek Sineması’nda bir şölen düzenlendi. 1 Mayıs 1988′de kutlamalar yine yasaktı.
1989′da 1 Mayıs yine yasaktı ancak yasak delinmeliydi. Yasağa rağmen 1 Mayıs günü Taksim’e yüründü, polis saldırdı. Saldırıda Mehmet Akif Dalcı isimli devrimci işçi, bir trafik polisi tarafından katledildi.
1990 1 Mayıs’ında gösterileri önlemek amacıyla İstanbul’da sıkı güvenlik önlemleri alındı. Değişik semtlerde gösteri yapmak isteyen gruplarla polis arasında çatışmalar çıktı. Pangaltı’daki olaylar sırasında İTÜ öğrencisi Gülay Beceren polis tarafından vuruldu ve felç oldu.
1991′de 1 Mayıs, işyerlerinde Türk-İş yönetiminin yayınladığı bir bildiri okunarak kutlandı. İstanbul’da yasaklara rağmen yapılan gösterilerde ise on eylemci yaralandı, 600 kişi gözaltına alındı. İzmir’de Balık Hali önünde gerçekleştirilen toplantı 12 Eylül sonrasının ilk yasal mitingi oldu.
‘96′da Kadıköy’de kutlanan 1 Mayıs’a daha sabah saatlerinde saldıran polis üç işçiyi öldürdü. Yine bu eylemde komünistler sendika ağalarını kürsüden indirerek fiilen kürsüyü ele geçirdiler. Ardından yaralıların bulunduğu hastaneye doğru yürüyüşe geçen kitleye saldıran polis ateş açtı.
Ancak militan kitlenin karşı saldırısı üzerine polisler kaçmak zorunda kaldılar. 1 Mayıs’ta üstünlük devrimcilerin yönlendirdiği kitledeydi. Bu nedenle ‘97, ‘98 ve ‘99 1 Mayıs’larında işçilerin sürekli devrimci gruplardan yalıtılmasına çalışılmıştır.
1 Mayıs 1977’de Taksim Meydanı işçi ve emekçilere yasaklanmıştı. Fakat 2007 1 Mayıs’ına gelindiğinde komünistler, devrimciler ve işçi-emekçiler 1 Mayıs alanının Taksim olduğunu dövüşe dövüşe dosta düşmana gösterdiler. Saatlerce süren çatışmaların ardından, yüzlerce yaralı ve onlarca gözaltına rağmen Taksim Meydanı’na girildi.
2008-2009 yıllarında da Taksim’den geri adım atmayan komünistler, devrimciler ve işçi emekçiler Taksim Meydanı’na yine dövüşe dövüşe girdiler.
2010 1 Mayıs’ına gelindiğinde ise devlet geri adım atarak Taksim Meydanı’nı gerçek sahiplerine açmak zorunda kaldı.
2011-2012 1 Mayıs’ları Taksim’de kitleselliğiyle öne çıktı.
***
Günlerin bugün getirdiği, baskı zulüm ve kandır.
Ancak bu böyle gitmez, sömürü devam etmez,
Yepyeni bir hayat gelir, bizde ve her yerde.
1 mayıs, 1 mayıs işçinin, emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda,ilerleyen halkların bayramı.
Yepyeni bir güneş doğar, dağların doruklarından,
Mutlu bir hayat filizlenir, kavganın ufuklarından.
Yurdumun mutlu günleri, mutlak gelen gündedir.
1 mayıs 1 mayıs işçinin emekçinin bayramı,
Devrimin şanlı yolunda, ilerleyen halkların bayramı.
Ulusların gürleyen sesi, yeri göğü sarsıyor,
Halkların nasırlı yumruğu, balyoz gibi patlıyor.
Devrimin şanlı dalgası, dünyamızı kaplıyor.
Gün gelir gün gelir zorbalar kalmaz gider,
Devrimin şanlı yolunda, kül gibi savrulur gider.