10 Ekim'de 3. duruşma (güncellendi)

3. duruşmanın ilk oturumu yarın saat 10:00'da devam etmek üzere sona erdi

GÜNCEL
Salı, 2 Mayıs 2017 (8 yıl 11 ay önce)

3. duruşmanın ilk oturumu öğlen verilen aranın ardından müştekilerin ve avukatların tespiti yapılarak başladı.



 



Müştekilerin ifadeleriyle devam eden duruşma akşam 18:00 sıralarında yarın (3 Mayıs) saat 10:00’da devam etmek üzere sona erdi.



 



İnadına Haber’den derlediğimiz müşteki ifadelerini yayınlıyoruz:



 



Sultan Kıvrak



 




Kimden şikayetçi olayım bilmiyorum. Aylardır biz ne yaptık diye düşünüyorum. Benim eşimin ne suçu vardı da bu kadar ağır bir şey geldi. Benim eşimden 40 tane bilye çıktı, benim eşim 40 bilyeyi hak edecek ne yaptı?



 



Benim eşimin hayalleri yıktılar. Evimi paramparça ettiler. Eşimin suçu neydi de beni eşimden ayırdılar. Suçlu olsa kabul ederdim ama biz suçlu değildik. Biz barış için oraya gittik. Bu insanlar niçin bizim yuvamızı yıktılar? Ne hakları vardı benim ocağımı söndürdüler? Eşimin çantası duruyordu orada, yola gidecekti. Kararı siz vereceksiniz hakim bey. Ben sorumlu herkesten şikayetçiyim.




 



Müşteki Haşim Alçın



 




Bacaklarımda 3 tane kırık var. 120 gün hastanede yattım. Olayla ilişkili herkesten şikayetçiyim.




 



Müşteki Emel Emre



 




Sendikam'ın [ESM] davetiyle Barış Mitingi’ne katıldım. İlk patlamayı duydum, arkamı döndüğünde ikinci patlamayı gördüm. Sonra sadece kaçtığımı hatırlıyorum. Tedbir almayan herkesten şikayetçiyim




 



Müşteki Ali Hıdır Tekin



 




Sorumlu olan herkesten şikayetçiyim, gaz sıkan polisten şikayetçiyim.




 



Müşteki Özdemir Altun



 




Eğitim-Sen üyesiyim. Daha önce de Ankara'da mitinglere gelmiş birisiyim. Ankara'ya gelirken hep polis eskortuyla gelirdik, bu kez hiç polis görmedim birkaç trafik polisi dışında, garipsedim. O ara Güneydoğu'da olan operasyonlarla ilişkilidir diye düşündüm.



 



Patlama oldu, kendime geldiğimde çevremdekilerin hiçbiri yoktu. Polis üzerimize gaz sıktı.



 



Adli Tıp, gaz bombasının ölümlere etkisinin olmadığı yönünde rapor vermiş. Nasıl öyle bir rapor verilmiş anlamıyorum. TTB'den arkadaşlarımız bize hareket etmeyin dedi. Adli Tıp bize hiçbir şey sormadı Nereden biliyor hareketli olduğumuz için yaralanmaların olduğunu? Ambulanslar çok geç geldi ve polis müdahalesi yüzünden geciktiler.



 



Daha sonra iki ameliyat oldum.



 



Emniyet müdürü, güvenlik şube müdürü, çevik şube müdürü, ismini tek tek saymayacağım, o raporda ismi geçen herkesten davacıyım. Polisin görevi orada yaşamı korumaktı.



 



Genelkurmay Başkanı yargılanırken, özel mahkemelerde yargılandı, bu kişilerin de böyle mahkemelerde yargılanması gerekir. Devlet memurları kanununun geçersiz olması gerekir.




 



Müşteki Nimet Fahri Karasu



 




Haber-Sen Şube başkanıyım. Hem şahit hem müştekiyim. Bu mitinge gelirken hiç polisle karşılaşmadık. Oysaki, her zaman polisler yolda bize iki kere kimlik kontrolü yapardı. Ancak 10 Ekim'de polise rastlamadık. Oysa yaptığımız bir basın açıklamasında bile onlarca sivil ve resmi polis varken, o meydanda tek bir polisin bile olmaması düşündürücü.



 



Patlamadan sonra gaz bombalarını görünce ilk defa ölümü düşündüm ve gözlerim etrafta bir MOBESE kamerası aradı, işte bu gazlar yüzünden öldük diye göstermek istedim.



 



Herhangi bir şikayet dahi olmadan böyle bir soruşturmanın yapılabileceği ilgili AİHM kararlarında vardır. Mahkemenizden de bunların uygulamaya koymasını talep ediyorum. Her kademedeki bütün sorumlulardan şikayetçiyim.




 



Müşteki Gülderen Ertaş



 




Eşimle Barış Mitingi'ne giderken hiç polis olmadığını görünce aklıma Suruç geldi. ‘Bir bomba daha patlatırlar mı?’ diye düşündüm. ‘Seçim yakın olduğu için bir bomba daha patlatmak istemezler’ diye düşündüm. Ancak daha sonra sosyolojik araştırmaların, böyle kaos durumlarında iktidarın güç kazanacağını söylediğini gördüm.



 



10 Ekim katliamına devlet göz yumdu. Bir polis bile yaralanmadı, bu kanıtlıyor. Devletin göz yumduğu diğer ölümlerde, Uğur Mumcu, Abdi İpekçi cinayetlerine göz yumulmuştur. Türkiye tarihinde siyasi cinayetlerin hiçbiri çözülmemiştir, üstleri kapatılmıştır.



 



Avukatlarımız çok çalışıyor, onlara güveniyorum. Mahkemenin de şimdilik adil bir yargılama yürüttüğünü düşünüyorum. Bir umudum var. Ancak gerçek sorumluları yargılanacağına inanmıyorum. Azmettiricilere şimdilik bir şey olmayacak diye düşünüyorum.



 



Eşimle hep el ele yürürdük mitinglerde. Eşim o gün beni ilk kez yanından ayırdı. Ortada hiç polis olmadığı için bir arkadaşı şüphelenip onu aramış. Eşim yalnızca herkes için barış istedi ve bunun için öldüler. Sorumluluğu olan herkesten şikayetçiyim.




 



Müşteki Engin Kuyubaşı



 




Seyyar satıcıyım. Alandaki çay ocağı benimdi. 7 gün hastanede yattım. Sırtımda hala şarapnel parçası var. 105 gün çalışamaz raporu aldım. MS hastası eşim  6 aydır psikiyatrik tedavi görmektedir. Etrafımda ölenler arkadaşımdı.



 



Sabah 5:30'da oradaydım. Sırt çantalı 2 kişi çay içip gitti. Daha sonra onların canlı bomba olduğunu öğrendim.



 



Olaydan sonra 1 saat kadar yerde yattım, bilincim açıktı, Tabipler Odası'ndan insanlar bana yardımcı oldu. 11'e kadar hastaneye gidemedim. Ağır kaldıramıyorum, çocuğumu bile kaldıramıyorum.




 



Müşteki Ruşen Topal



 




O gün yaralandım, sivil vatandaşlarca hastaneye taşındım. Orada görevli bulundurmayanlardan şikayetçiyim




 



Alaattin Kerküt



 




KESK Birleşik Taşımacılık (BTS) üyesiyim. Korteje girerken patlama oldu. 3 yerimden yaralandım. Eylemi planlayanlardan, uygulayanlardan, Kilis'ten, Antep'ten gelip arkadaşlarımı yaralayanlardan, bunda ihmali olan tüm kamu görevlilerinden şikayetçiyim.




 



İsmail Kılıç



 




Polisler her eylem öncesi otobüsümüzde kimlik kontrolü yapardı. O gün kontrol yapılmadı ve garip geldi. 45 dakika sonra hastaneye taşınabildim. Herkesten şikayetçiyim.




 



Müşteki Sibel Erduman



 




Üsküdar HDP'denim. 6 arkadaşımı kaybettim. Demokratik ve barış içine bir ülkede yaşamak için bu mitinge katıldım.



 



Türkülerimizle geldik, barış için geldik, eski köy hayatına özlemimizi konuşarak geldik. Arkadaşlarım köylerinden sürüldükleri için İstanbul'daydı.



 



Ben 55 yaşındayım. ‘77 1 Mayısı’ndan beri bir çok patlamada, birçok şeyin içinde bulundum, ya da beş dakika öncesinde hayatım tesadüfen kurtuldu. Ama bu mitingin çok başka bir önemi vardı: Barış… Çok gereken bir anda yapılan bir mitingdi. Eski tecrübelerime dayanarak, polislerin bu kadar ortalarda olmamasını garipsedim.



 



Güzel duygularla oraya gelen arkadaşlarımızın canını alan taşeronlardan da, sorumlularından da şikayetçiyiz.




 



Müşteki İsa Özgan



 




Olay günü İstanbul'daydım. Eşim, gelinim, kardeşim bu barış mitingine katılmak için Ankara'ya gelmişlerdi. 10:30'da durumu öğrenince hepsini aradım ama ulaşamadım. Sonra bazılarıyla görüştüm ama kardeşimle görüşemedim. Özel bir araca atlayıp Ankara'ya geldik. Kardeşimin Hacettepe'de öldüğünü söylediler.



 



Acil servise gittik, sedyelerde yarı baygın kişiler yatıyordu. Kardeşimi ve onun eşini arıyordum. Onları sedyede gördüm. ‘Niye müdahale etmiyorsunuz?’ diye sordum, elinin tersiyle beni itti. Bu hastaları bir sakinleştirin, bir iğne yapın dedim.



 



Kimden şikayetçi olacağımızı bilmiyoruz. Davutoğlu elimizde 30 kişilik liste var diyordu. Kimden şikayetçi olacağımızı biliyoruz ama söylesek de beş para etmiyor. Burada ihmal yoktur, burada kasıt var ‘Orayı kan gölüne çevireceğiz’ diyen Sedat Peker gibi biri var, onları burada görmüyorum. Onlar bu gücü, bu cesareti nereden alıyordu?



 



Dönemin emniyet müdürlerinin getirilip ifadelerinin alınmasını istiyorum.




 



Müşteki Gülistan Özgan



 




Akrabalarım gelmişti, beni de mitinge davet ettiler. ‘Daha güçlü barış istersek daha iyi olur’ dediler. Kahvaltı etmeye gittik. Bana, ‘Sen hangi bayrağın altına gideceğini biliyor musun?’ dediler.



 



Bir ses geldi. Havaya baktım, et parçası gördüm. Elimi kaldırdım, ikinci bomba patladı. Yağmur gibi kan üstümüze yağdı. Kardeşimi aradım. İnsanların üzerine örtülen flamaları kaldırarak kardeşimi bulmaya çalıştım.



 



Bomba patladığı zaman herkes kaçtı. Bombalar gelmeye başladı. Ben Barış Annesi’yim, Ankara'da çok gaz yedim, bu gaz onlar gibi değildi. Ben kimyasal attılar dedim.



 



Polis o zamana kadar zaten yoktu. Polis ambulansların alana girip yaralıları almasına izin vermedi.



 



Gazda bazı insanların öldüğünü gördüm. Biri aradı beni, ‘Hacettepe'ye gel kardeşin burada’ dediler. Gittim, kardeşimi göremedim, kardeşimi morgda gördüm. Onlar bana kardeş acısını gösterdi, inşallah onlar da bu acıyı görsün.




 



Gülcan Karakapan



 




KESK'e bağlı Kültür-Sanat-Sen'in çağrısıyla meydandaydım. Bomba patladı, yerden kalkamadan yoğun bir gaz bombasına tutulduk. O gün ayağımdan yaralandım. O gün oradan sağ çıkacağıma da inanmadım.



 



1.5 yıl geçmesine rağmen olayın etkisinden de kurtulamadım. Olayı gerçekleştirenlerden, sorumlulardan şikayetçiyim.




 



Müşteki [isim duyulmadı]



 




Konu katiller ve tecavüzcüler olunca her türlü güvenlik önlemini alanlar, konu barış isteyenler olunca hiçbir önlem almadı. Davacıyım.




 



Müşteki Nuray Çoşgun



 




‘Çocuklarımızın Geleceğini Çaldılar, Ateşimiz Hiç Sönmeyecek. Günlerinizin Değerini Bilin’



 



Avukat Uygar Coşgun'un annesiyim. Oğlumuza Uygar adını verirken, oğlumuzun yüzüyle gülen, insanlara yardım eden biri olduğunu biliyorduk. Daha sonra bunu daha iyi anladık. Çevreden duyduğum olaylar, oğlumla gurur duymamı sağladı.



 



Olay sayesinde Ankara'da bilmediğimiz hastane kalmadı, bir umutla ‘Bulur muyuz acaba’ diye... Ne kadar zor, acı olay insanı kısa zamanda yakalıyor. Öğreniyorsun, kalbi paramparça, ciğerlerinde bir kor ateş, insan olarak bunu kabul etmek... ‘Ne yaptı?’ diyorum, benim oğlum, çevresindeki insanlara yardım etmekten, onlara gülümsemekten başka ne yaptı?



 



İnsanlıktan nasibini almamış insanlara anlatmak çok zor geliyor bana. Benim oğlum burada avukatlık yaptı. Onu burada izlemek isterdim bir kere. Burada bulunan bütün avukatlar benim çocuğum, benim Uygarım, onlarla gurur duyarım. Benim Uygarım ‘Barış’ diyerek geldi, 101 güzel insanla birlikte katledildi.



 



Burada biraz önce ifadesi alınan Hatice, evlatlarından söz ediyor. O buradan çıktığı zaman evlatlarını görebilecek. O, Hatice düşünsün bakalım. Bir evladı 32 yaşına kadar yetiştirip ondan sonra da onu görememenin ne demek olduğunu düşünebiliyor mu? Bunu ancak buradaki acılı aileler bilebilir, anneler bilebilir. Biz hiçbir insanın evladının ölmesini istemeyiz. Onlar bizim çocuklarımızın geleceklerini çaldılar, kızım Mehtap'ın eşiyle kurduğu geleceği, torunum Sarp'ın hayallerini çaldılar, hepsinden davacıyım.



 



Evlatları yanında olanların, o günlerin kıymetini çok iyi bilmeleri lazım. Çünkü çok mutlu günleri. En ufak şey için üzülmesinler. Çünkü biz bundan sonra mutlu olmak istesek de olamıyoruz. İçimizdeki ateş hiçbir zaman sönmeyecek. Burada yitirdiğimiz 101 can için, oğlum Uygar Coşgun için ‘Adalet, Adalet, Adalet’ diyorum sadece. Şikayetçiyim. Davaya katılıyorum.




 



Müşteki Taner Şimşek



 




Çorum'dan mitinge katıldım, ikinci bombada yaralandım. Yoğun bir şekilde üzerimize gaz bombası atıldı. Birlikte geldiğimiz arkadaşlar beni garın içine aldılar. 20-25 dakika kadar orada bekledim. İlkyardım yapıldı bana. Dışarıda da 25 dakika ambulans bekledikten sonra hastaneye götürdüler. Vücudumda hala bombanın parçaları var. Elimi vücuduma attığımda o parçaları hissediyorum. Bu olayda kastı ve ihmali bulunan herkesten şikayetçiyim.



 



Vatandaşlık dersinde bize vatandaşlığın 3 şartı var demişlerdi. Ben bu şartları yerine getirdim devletin de beni korumasını bekliyorum.



 



En tepeden en aşağıya sorumlu olan herkesten şikayetçiyim.




 



Müşteki Özgün Atabay Acun



 




Ata Önder Atabay'ın ablasıyım. 2 kardeştik, birbirimizi hiç kırmadık, hiç incitmedik. Bir gün bir rüya görmüştüm, küçüktüm, kardeşim yerde yatıyordu, bir adam onu kucağına alıp ambulansa koymuştu, çok ağlamıştım. 10 Ekim'de ambulans sesleri çınladı kulaklarımızda, bu sefer rüya değildi. Canlarımıza kıymışlardı. Onlar kimse ölmesin, huzur içinde yaşayabilsinler diye gitmişlerdi Ankara'ya.



 



Bu önde oturan katillerin yeğenlerin, kuzenlerinin gittiği okullarda öğretmendi Önder. O okulda müdür yanına çağırıp bir spor faaliyeti yapmasını ister... Bir portakalı sarar sarmalar top yapar, o takım Türkiye şampiyonu olur. Mersin'e götürür öğrencilerini. İlk kez deniz görür çocuklar.



 



Keşke bu IŞİD'li katillerin de Önder gibi bir öğretmeni olsaydı. Öğretmenlik hayatı boyunca her okulunda birçok başarıya imza atmıştı. Kardeşimin ve güzel birçok insanın geleceğini çaldılar.



 



Valisinden, emniyet müdüründen, canlarımızın üzerine gaz sıkan polislerden, patlamadan sonra oylarımız arttı diyenlerden şikayetçiyim.




 



Müşteki Yavuz Demirkol



 




Ambulanslar çok geç geldi. Uzun bir süre tedavi görmek zorunda kaldım. 25 yıldır sendikacıyım, birçok mitinge katıldım. Hiçbir güvenlik önlemi olmaması dikkatimizi çekmişti. Başbakan ‘elimizde liste var ama patlatmadan yakalayamıyoruz’ demesi, çeşitli istihbaratlar alınmasına karşı, bomba ihtimaline karşı bu miting için gerekli önlemleri almayanlardan, Ankara ve Gaziantep Emniyet Müdürlüğü ilgililerinden, eylemden sonra oylarımız 1-2 puan arttı diyen siyasi iktidardan, hepsinden şikayetçiyim.




 



Müşteki Hale Acer



 




Muhtemelen sakat kalacağım, bacağımda bir çivi kaldı. 2 kez ameliyat oldum, muhtemelen üçüncüsünü olacağım. Ben hemşireyim, ancak kendi muayenemi iyi yapamadım. Alanda 10-15 kişiye yardım ettim. Topuklarıma basarak, sürünerek ilerledim. Ben o günden beri et reyonlarından geçerken kusuyorum, işimi yapamıyorum, konuşma bozuklukları yaşıyorum, bu kiralık katillerden, bunlara izin verenlerden, devlet yönetiminden hepsinden şikayetçiyim.




 



Müşteki Yasemin Adsız:




 



Oğlum 15 gün önce dedi ki ‘Artık babamın gelmeyeceğini anladım anne’. Ben Eğitim-Sen'liyim, eşim EMEP'li.



 



Bu eylemde polis önlemi yoktu, ve biz polis eyleminden o kadar bıkmıştık ki bu durumu sorgulamadık. Eşim de bu mitinge gitmek istedi. Eşim Emek Partisi’yle yürüdü. Eşime bu sefer birlikte yürüyelim dedim. Eşim, "Sen yerine ben yerime" dedi. Ben de Eğitim-Sen'le yürüdüm.



 



Patlama oldu, eşimi aradım, telefonu çaldı ama açan olmadı. Eşimin arkadaşları, ‘Yasemin merak etme, eşin Ercan iyi durumda’ dediler. Ben Ercan'ın yaralılara yardımcı olduğunu düşünüyordum. Hastanede insanların arasında göremediğim için mutlaka insanlara yardımcı oluyordur şimdi diye düşünüyordum. Ercan hala açmıyordu telefonunu Saat 4-5 gibi telefonun artık şarjı bitmiş. Beni arardı zaten normal şartlarda, acaba polis gözaltına mı aldı diye düşündüm. Bende bir kaygı oluştu, Ercan'ı hastanelerde aradım. Sonra arkadaşlarım koluma girdi, ‘Yasemin bizimle gelmen gerekiyor’ dediler. Benim eşimi görmem gerekiyordu. Eşimin saçları yoktu, kirpikleri yoktu, yüzünün yarısı yoktu, ayak parmağı yoktu ve ben çocuklarıma artık babanız yok demek zorunda kaldım. Ben Hatice Hanım'a, ‘Çocuklarınıza babanız yok’ demek ne demek diye sormak istiyorum. Oğlum her yere babasına notlar yazıyor. 15 gün önce bana dedi ki, ‘Artık gelmeyeceğini anladım anne’.



 



Babasının elbiselerini giyiyor oğlum, ben her gördüğümde travma yaşadım. Ben 5 günlük travma ile anaokulu öğretmenliği yapmaya devam ediyordum. Çünkü evi geçindirmem gerekiyordu. Beş günlük travmayla çocuklara oyun öğretiyordum ve gülümsemem bekleniyordu.



 



Keşke hepimiz ölseydik, keşke hepimiz birlikte ölseydik. Dördümüz de ölseydik. Babalarının resimlerini daha vitrine koyamadık. Oğlum dayanamıyor. Oğlum, ‘Ağladığımı görme diye odayı kilitliyorum anne’ diyor bana. Benim eşim kurban kesemeyenlerin kurbanını keserdi, dinin ne olduğunu benim eşim bilir. Bu zanlıların hepsinin, tüm sorumlularının cezalandırılmalarını istiyorum.




 



Müşteki Melis Ezgi Yaman



 




KESK Haber-Sen üyesiyim. Su almak için arkadaşlarımdan uzaklaştım. Patlama oldu, yere düştüm. O anlara ilişkin zaman mefhumumu yitirdim. O anlara ilişkin net hatırladığım, yaşadığımız karmaşaydı, polislerin yarattığı kargaşaydı.



 



Sorumluluğu olan herkesten şikayetçiyim. Davaya katılmak istiyorum.




 



Müşteki İhsan Nazmi Kitapçı




 



Ali Kitapçı'nın abisiyim. Ali, 10 Ekim gar katliamında katledildi. Katledenlerden, aracı olanlardan, destekleyenlerden şikayetçiyim.




 



Müşteki Ertuğrul Kuru



 




EMEP üyesiyim. İstanbul Aksaray'dan Ankara'ya geldik. Daha önce de çok sayıda mitinge katıldık. Hiç bu kadar boş bir şekilde gönderilmemiştik, ya arama olurdu, ya önü kesilirdi arabalarımızın. 15 kişilik bir basın açıklamasına bile bir sürü polis müdahale etmeye geliyor.



 



Ben sağlık öğrencisiyim. Uluslararası bir yasa var; ‘Hastaya ve yaralıya müdahale sırasında engellemek suçtur’ der. Gaz da olsa, silah da, cop da olsa, hastaya, yaralıya müdahale engelleniyorsa bu suçtur. Bu yasayı Türkiye 1998'de kabul etmiş. Fakültelerde okutuluyor bu.



 



Ben yaralanınca bir halı sahaya götürdüler. 40-50 çevik kuvvetin top sahasının oradan beklerken alana girerek gaz bombaları attığını gördüm. Bu daha önce kayıtlara girmemiş. Yaklaşık alana 500 metre uzaklıktan ben etkilendim.




 



Müşteki ... Elbistan



Türkiye'nin farklı yerlerinden gelen insanlar, Türkiye'nin kanayan yarasına en azından bir mesaj vermek, bir merhem sürmek için Ankara'da toplandı.



 



Ben Samsun'dan geldim. Bomba patladı. Hastaneye yürüyerek gittim, yüzde 50 duyma kayı yaşıyorum.



 



Barışın çok elzem olduğu bir zamanda biz ölümü göze alarak, canımızı dişimize takarak geldik Ankara'ya, ki gerçekten de ölmeye gelmişiz.



 



Herkesten şikayetçiyim



 



Müşteki Hatice Kızılçay



 




SES üyesi olarak İzmir'den geldim o gün. Güvenlik önlemlerini görüyoruz mahkemeye girerken. Daha yoldan başlıyor güvenlik önlemleri. 10 Ekim'de de bu önlemler orada olsaydı, hayatta olacaktı canlarımız.



 



Ben kayınbiraderimi kaybettim ve onun sağ olduğunu düşünerek başka yaralıların peşinde koştum o gün. Bana bunları yaşatmaya hiç hakları yoktu. İddianameyi de okudum, neden önlemler alınmamış orada?



 



[Sanıklara yönelik]



 



Sizler kalacaksınız  o kapılarda, bizler geçeceğiz, ‘... kul hakkı’ diyorsunuz ya, size zehir zıkkım olsun.




 



Müşteki Burcu Çeliker



 




Gaziantep ve Ankara İl Emniyet Müdürlüğü, o gün görevli bütün asker, jandarma, polis, Antep ve Ankara Valiliği, MİT, dönemin başbakanı, cumhurbaşkanından şikayetçiyim.




 



Müşteki Ekrem Çevik



 




Bu oturan sanıklardan, onları koruyan polislerden davacıyım, dönemin başbakanı, o zaman söylediği bazı sözlerden de davacıyım. Dönemin Emniyet Müdüründen davacıyım. Çünkü patlamayı biliyorlardı, patlayacağını da biliyorlardı.




 



Müşteki Erdal Çevik



 




Gölbaşı'ndaki uygulamayı çeviren emniyet müdüründen, polislerden, dönemin Ankara Valisinden ve tüm sorumlulardan davacıyım




 



Müşteki Abdülkadir Ünlü



 




10 Ekim sabahı, ESM'nin daveti üzerine mitinge katıldım. İkinci bomba patladığında yaralandım. Bu esnada üzerime gaz atıldığı için ölüm tehlikesi atlattım. Tesadüfen orada bir SES üyesinin ceketini kafama sarmasıyla hayatta kaldığımı sanıyorum. Uzun süre ambulans bekledikten sonra, bir ambulansa 3 kişi istiflenmiş halde bindirildik ve hastaneye götürüldük. İlk müdahalenin ardından, başka bir hastaneye geçerek bir hafta boyunca ameliyat oldum.



 



Sıralı olarak bütün sorumlulardan ve öndeki sanıklardan şikayetçiyim.



 



Numune Hastanesi tarafından benim gelişimle ilgili raporları istediğimde, acil servis kayıtları ve adli tıp uzmanları tarafından yazılan raporların tutarsız ve uydurma olduğunu gördüm. 1 ay sonra düzenlenen bir adli tıp raporunda hiçbir eşyamın olmadığı yazıyordu. Girişte ismimi de söylediğim, kaydımı ve kimliğimi de verdiğim halde kaydedilmediğini gördüm.




 



Müşteki Yağmur Dönmez



 




TBMM Meclis Başkanının cani olarak nitelendirdiği ama bütün dünyanın devrimci olduğunu bildiği Che Guavera, dünyanın neresinde bir haksızlık yapılırsa unu kendinize yapılmış gibi görün der.



 



Patlama sonrası, bacağımda bir hissizlik hissettim. Beni çimenlerin üzerine taşıdılar ve ilk müdahaleyi yaparak kan kaybını kestiler. Br süre sonra uzaktan çevik kuvvet polislerinin geldiğini gördüm, gaz atarak geliyorlardı. Bir süre sonra arkadaşlar beni bir pankartın üzerine koyarak taşımaya başladılar.



 



Bu canlı bombaların Antep'den Ankara'ya gelmesine göz yuman, buna izin veren kimlerse hepsinden şikayetçiyim.




 



Müşteki Ethem Özgan



 




Amcamı kaybettim. Hiçbir arkadaşımız burada değinmedi. Geçtiğimiz hafta burada Grup Yorum'un bir konseri vardı. Bütün Metro istasyonları kapatılmıştı. Sistemin hesabı yüzünden. Hrant Dink'i katleden, Ogün Samast'la fotoğraf çekenlere göz yumulduğunu gördük.



 



Dönemin CB, başbakanı, emniyet müdürü, Vali... Bu şte parmağı olan herkesten şikayetçiyim.




 



Müşteki Ahmet Serçeoğlu



 




Böylesi bir dönemde barış istediğim için Çorum'dan mitinge katıldım. Daha alanda arkadaşlarla buluşmadan patlama oldu, ben yere düştüm. Sonra iki genç, tanımadığım iki genç beni dalların arasına götürdü sakladı. Niye saklıyorsunuz dedim, polis gaz atıyor, seni burada öldürürler amca dediler.




 



Müşteki İrfan Değirmenci



 




Cennet vaadedilen bu IŞİD'li militanlara biz bu dünyada cenneti vadediyoruz. Bizi tanımaya ve anlamaya çalışsalar, ...




 



Müşteki Celalettin Tüylü



 




Tüm sorumlulardan davacıyım.




 



***



 



10 Ekim 2015’te Barış Mitingi’ne katılmak üzere çeşitli illerden gelerek Ankara Garı’nda toplanan binlerce insanın arasında patlatılan IŞİD bombalarıyla gerçekleşen katliama ilişkin davanın 3. duruşması başladı. Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın bu duruşması 3 gün sürecek. Duruşmanın ilk gününde katliamda hayatını kaybedenlerin aileleri ve yaralılar, devrimci-demokrat kesimler ve HDP’li CHP’li milletvekilleri katılım sağladı.



 



Duruşma başlamadan önce 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği Başkanı ve davanın avukatlarından Mehtap Sakinci Çoşgun şunları ifade etti:



 




Dün 1 Mayıs’tı ve bizler yine alanlardaydık. İki yıl önce bizlerle alanlarda olan canların fotoğrafını taşıdık. Emek ve demokrasi denen her yerde bu canların fotoğrafını taşıyacağız. Sizler biliyorsunuz ki biz adalet dilemeden adalet gelmeyecek. Bugün burada olduğunuz için teşekkür ederim.




 



Dava öncesi Müdahil vekiller koordinasyonundan avukat Tugay Bek davaya ilişkin bilgi verdi. İkinci duruşmanın ardından yakalanan sanık Hatice Akaltın’ın ifadesinin alınacağını belirten Bek, ailelerin ve müşteki yakınlarının beyanlarının devam edeceğini söyledi.Mahkeme heyetine taleplerini belirteceklerini belirten Bek şöyle devam etti:



 




Bugün önümüze bir grup cani ceza alsın diye konmuş olabilir. Biz bu katillerin en büyük cezayı alması için çalışıyoruz ama bununla yetinmeyeceğiz. Özellikle devletin Antep’te yaptıkları ortada... Pek çok katliam aynı şebeke tarafında devletin denetiminde gerçekleştiriliyor. Bu cinayetin arkasındaki siyasi sonuçların gün yüzüne çıkarılacağını düşünüyorum. Tıpkı Hrant Dink cinayetindeki gibi.




 



Hatice Akaltın ‘dinlendi’



 



Davanın 3. duruşmasının sabah görülen ilk oturumunda davanın yakalanan son sanığı Hatice Akaltın’ın ifadesiyle başladı. Hatice Akaltın aynı zamanda katliamda önemli bir rolü olduğu anlaşılan tutuklu sanıklardan Metin Akaltın’ın eşi. Metin Akaltın’ın IŞİD’in kasalardan biri olduğu düşünülüyor.



 



Avukatlardan Eylem Sarıoğlu Hatice Akaltın’a şu soruları sordu:



 




"Metin örgütün kasası mıydı?". "Paralar sende çıktı. Örgütün kasası sen miydin?" "Metin'in kod adını biliyor muydun?" "Kasap Bedo lakabını duydun mu?" "Metin'le evlendiğinizden beri kaç kez ev değiştirdiniz" (Hatice Akaltın 2 kez olarak cevap verdi)



 



Av. Sarıoğlu: "Yakalanmadan önce evinizde kimler kalıyordu?", "Halil İbrahim Durgun kaldı mı?" (Akaltın. "Evet, bir gece kaldı")



 



Av. Sarıoğlu: "Esin'i evinizde sakladınız, evinizde misafir etmişsiniz. Niye sizin hakkınızda yalan söylesin?" (Akaltın: Bilmiyorum)




 



Metin Akaltın’ın ‘müdahalesi’



 



Hatice Akaltın avukatların sorduğu pek çok soruyu eşi Metin Akaltın’ın “cevap vermek zorunda değilsin” “uyarısından” sonra yanıtsız bıraktı.  



 



Salonda bulunanlar bu duruma itiraz etti. Salondaki gerilimli hava altında çapraz sorgu devam etti. Avukatlar sorguyu, "Suriye'ye gittiniz mi?", "Ne kadar süreyle gittiniz?", "Suriye'de ne eğitimi aldın?", "Metin, silah eğitimi aldı mı?", "Metin, çanta içinde patlayıcı düzeneği ile çantasını sınırda kaybetti, sana buna ilişkin bir şey söyledi mi?", "Metin Suriye'deyken nasıl haberleşiyordunuz?", "Metin'le mesajlaşmışsın, herkesin kocası yanımda benimi yok korkuyorum diye, neden korkuyordun?", "gizliliğe çok riayet eden konuşmaların var?", "neden Metin’le gizli hatlarla konuşuyordunuz?", "o gizli hatları size sağlayan 'abi' kimdi?", "bu hatları sadece kendi aranızda iletişim halindeyken mi kullanıyordunuz?" gibi oldukça kritik sorularla sorguyu sürdürdüler.



 



Akaltın sorulara yanıt vermeyen tutumunda ısrar etti.



 



Kendi avukatından itiraz



 



Akaltın’ın bu tutumu üzerine kendi avukatı duruma itiraz ederek, Akaltın’ın sorulara cevap vermesini talep etti. Aksi takdirde müdafilikten çekileceğini, sanığın masumiyetine inanarak Gaziantep'ten geldiğini ifade etti.



 



Mahkeme Başkanı, sanığa talebi tekrarladı. Sanık Hatice Akaltın, "Üzerime atılı suçlar sabit olmadığı için kendimi savunmayacağım" diye cevap verdi.



 



Çelişkiler



 



Hatice Akaltın’ın sorgusunda pek çok çelişki açığa çıktı. Telefon kullanmadığını söylediği halde çantasından 3 cep telefonu, tabletler, yüzükler çıkmış.



 



Metin Akaltın eşini tehdit etti



 



Sanık avukatlarından biri diğer sanıkların salondan çıkartılmasını talep etti! Mahkeme başkanı, sanık Metin Akaltın'ın ifade sırasında Hatice Akaltın'a sözlü ve işaretle müdahale ettiğini tespit ederek, diğer sanıkların salondan çıkartılması talebini kabul etti! Sanıklar salondan çıkartıldı.



 



IŞID'li sanık Metin Akaltın salondan çıkarılırken, sanık eşi Hatice Akaltın'ı tehdit etti!



 



Hatice Akaltın diğer sanıklar çıktıktan sonra, daha önce cevap vermediği soruların bazılarına cevap vermeye başladı. "Müvekkilim kaldığı evleri, üzerinde bulunan paraları, aile bireylerini daha önce ezbere söyledi. Şu an baskı altında söyleyemiyor" diyen sanık avukatı, "Müvekkilimden bildiklerini anlatmasını talep ediyorum" dedi.



 



Duruşma avukat Sarıoğlu’nun sorularını tekrarlamasıyla devam etti. Şubat'taki celsede hakkında yakalama kararı çıkan sanık Akaltın, Nisan ayında ifade vermeye gitti.



 




Av: Aramanız olduğunu biliyor muydunuz?



Hatice Akaltın: Hayır.



Av: Neden Nisan ayında gidip ifade verme gereği duydunuz?



Av Karakoç: Eşin Suriye'ye gitse sana söyler miydi?



Hatice Akaltın: Söylemezdi.



Av: Eşin Suriye'ye gitti mi?



Sanık: Gitmedi.



Av: Nereden biliyorsun.



Sanık: Söylemedi.




 



Gibi çelişkili yanılar verdi akaltın…



 



Duruşmaya 13:30'a kadar ara verildi.



 



Mahkeme ‘sorumlulukları bulunan kamu görevlileri’ hakkında müzekkere sunmuştu



 



Geçen duruşmada kamu görevlilerinin sorumluluklarına ilişkin müştekilerin taleplerini dikkate alan mahkeme heyeti, duruşmada dile getirilen ve heyete sunulan konuların araştırılması için Memur Suçları Araştırma Bürosuna suç duyurusunda bulunulması kararı almıştı. Karar doğrultusunda hazırlanan müzekkere 21 Nisan günü Başsavcılığa iletildi.



 



Müzekkerede, birden çok canlı bombayla miting benzeri kalabalık alanlarda eylem yapılabileceği uyarısına rağmen miting öncesine ilişkin önlem alınmaması, canlı bomba saldırısı sonrası alanda bulunan yaralılara gaz sıkılması, ambulansların meydana sokulmaması konularında kamu görevlilerinin sorumluluğunun olup olmadığının araştırılması talep edildi. Müzekkerede geçen duruşmada söz alan müştekilerin ifadelerinin yanı sıra, avukatların mahkemeye sunduğu dilekçeler de yer aldı.



 



Katliamın öncesi ve sonrasında istihbarat, emniyet ve sağlık görevlilerinin görevlerini yerine getirmedikleri yönündeki şikayetlere valilik soruşturma izni vermemişti. Polislere ilişkin mülkiye müfettişlerinin hazırladığı ön inceleme raporunda istihbarat yazılarına rağmen gerekli önlemlerin alınmadığı şüphesi nedeniyle emniyet yetkilileri hakkında soruşturma yapılması görüşü belirtilmiş olmasına rağmen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçlarını Araştırma Bürosu, valiliğin kararına itiraz etmemişti.



 



17 kişi halen firari



 



Davadaki sanıkların 18'i tutuklu 17'si firari.



 



Tutuklu sanıkların isimler şöyle: “İbrahim Halil Alçay, Resul Demir, Hüseyin Tunç, Mehmedin Baraç, Nihat Ürkmez, Hakan Şahin, Yakup Şahin  Yakup Karaoğlu, Metin Akaltın, Erman Ekici, Burak Ormanoğlu, Hacı Ali Durmaz Abdülmüttalip Demir, Talha Güneş ve Abdulhamid Boz, Suphi Alpfidan, Hatice Akaltın, Esin Durgun.”



 



Davada firari sanıklar: Ahmet Güneş, Bayram Yıldız, Deniz Büyükçelebi, Edremit Türe, Hasan Hüseyin Uğur, İlhami Balı, Kasım Dere, Muhammet Zana Alkan, Mustafa delibaşlar, Nusret Yılmaz, Ömer Deniz Dündar, Savaş Yıldız, Yakup Selağzı, Kenan Kutval, Walentina Slobodjanjuk ve Cebrail Kaya hakkında kırmızı bültenle arama talep edilmişti.