Kasım ayının sonlarında Amerika'da Afrika kökenlilere karşı bir katliam daha yaşandı. Polis, silahsız 3 siyahi gencin üzerine tam 50 kurşun sıktı. New York'ta gerçekleşen katliamın haberini alanlar hastanenin önüne koştu. Yüzlerce insan hastene önünü eylem yerine çevirdi.
Sean Bell olay yerinde ölürken, diğer iki siyah ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı. Hastanenin önünde toplanan kitle “Adalet yoksa barış da yok!” sloganı attı ve “Polis vahşetine son” dövizleri taşıdı. Siyah cemaat önderlerinden Sharpton, “Hepimiz o arabadaydık, bunu iyi anlamalıyız” diye kitleye seslendi.
Düğününden birkaç saat önce öldürülen Bell, 23 yaşındaydı. Nişanlısı Nicole Paultre, “Bunlar katil, katil!” diye haykırıyordu radyodan.
Bu kez şarjör boşaltan polisler arasında siyahların bulunması, cinayetin bir striptiz kulübünün önünde olması, arabanın silah çeken polislerin üzerine sürülmesi, vb. etkenler, ırkçı motifleri biraz örtmeye ve polisleri aklamaya hizmet edebilir. Ama çok yalın bir gerçek var: Bu insanlar silahsızdı.